Tiyatro nedir, Tiyatro ne demek

Tiyatro; kökeni italyanca dilinden gelmektedir.

"Tiyatro" ile ilgili cümle örnekleri

  • "O zaman tiyatronun bütün oyuncuları beni lanetleyecekler." - A. Ağaoğlu
  • "Her tiyatronun holünde ille smokinli bir müdüre rastlayacaksınız." - H. Taner
  • "Bütün bu vasıflarıyla tiyatroyu çocuk oyunlarına kıyas etmek çocukça bir şey görünür." - A. K. Tecer

Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:

Dramatik gösterilen tümü.

Geniş anlamı içinde, dram sanatının yönetmen, oyuncu, tasarım sanatçıları, uygulayımcılar, uzmanlar ve seyircinin etkileşimi ile ortaklaşa üretilmesi.

Betik dışında kalan tiyatroluk öğelerin tümü. 4 - Oyun oynama eylemi. 5 - Oyunların oynandığı yapı, alan ya da yer. 6 - Etkinliğine ilişkin olarak tiyatral gereçler ya da yöntemler.

Edebi terim anlamı:

Sahne eseri, bu gibi eserlerin oynanma sanatı ve bunların oynandığı yer.

Tiyatro'daki terim anlamı:

(Yun. Theastai - görmekten "theatron" - genel görüş) Antik Yunan tiyatro birimi [1249 - 1265] tiyatrosunda yalnızca seyircilerin "oturdukları yer" anlamına gelirken bugün genel olarak bütün dramatik gösterilerle ilintili çalışma alanını kapsar; tiyatro yapısını, eylemini ve kavramını karşılar. Tiyatro, kimi kez, "drama" kavramına karşıt olarak bir temsilin metin dışında kalan bütün yönlerini belirtir. Ancak "drama" yalnızca söz değildir, bunun yanı sıra oynayış anlamını da getirir; bunların ikisi birbirinden ayrılmaz. Öteki öğeler dekor, giysi, müzik ve danstır. Ayrıca, "Fransız tiyatrosu", "İtalyan tiyatrosu" dendiği zaman bu ulusların tiyatro yaşantılarının bütün yönleri; Corneille'in tiyatrosu, Shakespeare'in tiyatrosu denildiği zaman bu yazarların oyunları anlaşılacaktır. Türkçeye "tiyatro" terimi İtalyanca "teatro" sözcüğü ile girmiştir.

 

İngilizce'de Tiyatro ne demek? Tiyatro ingilizcesi nedir?:

theatre, theater

Fransızca'da Tiyatro ne demek?:

théâtre

Tiyatro hakkında bilgiler

Tiyatro, bir sahnede, seyirciler önünde oyuncuların sergilenmesi amacıyla hazırlanmış gösterilerdir.Farklı bir şekilde duyguların ve olayların hareket(jest)ve konuşmalarla anlatılmasıdır. Genel olarak temsil edilen eser anlamında da kullanılır.

Tiyatro, bir sahne sanatıdır. Tiyatro eseri, olayları oluş yoluyla gösterir. Bu yönüyle konuşma ve eyleme dayanan bir gösteri sanatı olarak da tanımlanabilir. Yaygın bir deyişle tiyatro; insanı, insana, insanla, insanca anlatma sanatı olarak ifade edilir.

 

Tiyatro eserinin diğer türlerden en önemli farkı; diğer edebi eserler okumak ve dinlemek için yazılmışken, tiyatro oyununun sahnede seyirci önünde oynanmasıdır. Değer ölçülerini, izleyenin kanaat ve anlayışlarından alır. Göze görünür bir karaktere sahip olması, canlı olarak meydana geliş niteliğiyle toplum psikolojisine hitap eder. Temsil yeri ve eser, tiyatronun edebiyat öğesidir. Bu edebiyat öğesi yanında tiyatro kavramı içinde oyunculuk, sahne düzeni, ışıklandırma, dekor, kostüm, müzik gibi unsurların bütünlüğü söz konusudur.

Tiyatro metinlerine "oyun" metinleri yazan kişiye oyun yazarı (müellif) ve oyunu sahnede canlandıran kişilere ”oyuncu” (ya da daha genel olarak tiyatrocu) denir. Ayrıca eserin sahnelenmesinde görev alan sahne amiri, dekor ve kostüm sorumlusu, ışıkçı, suflör gibi diğer yardımcı elemanlar da vardır.

Tiyatro ile ilgili Cümleler

  • Tiyatro çok basit hep zamanında geldiğiniz için olayları çözmek zor olmuyor.
  • İyi koltuklar edinebilmemiz için tiyatroya erken gidelim.
  • Birlikte tiyatroya gidelim.
  • Biz şimdi nereye gidiyoruz? Tiyatroya mı yoksa sinemaya mı?
  • Bana tiyatroya giden yolu gösterebilir misin?
  • Tiyatro biletlerini kim alacak?
  • O tiyatroya gitmeyi gerçekten sever.
  • Tiyatro boştur.
  • Benim mahalledeki tiyatro yeniden inşa ediliyor.
  • Tiyatro grubu yeni oyunu sahneledi.
  • Tiyatro erken açardı.
  • Tiyatro çok kalabalıktı.
  • Ali bana tiyatroya nasıl gideceğimi söyledi.
  • Tiyatro geç saatlere kadar açık kalırdı.

Tiyatro kısaca anlamı, tanımı:

Edebiyat : Bir bilim kolunun türlü konuları üzerine yazılmış yazı ve eserlerin hepsi, literatür. Olay, düşünce, duygu ve hayallerin dil aracılığıyla sözlü veya yazılı olarak biçimlendirilmesi sanatı, yazın, gökçe yazın. İçten olmayan, gereksiz, yapmacık, boş sözler.

Sahne : Bir oyun veya filmin başlıca bölümlerinden her biri. İzleyicilerin kolayca görebilmeleri için genellikle yerden belli bir ölçüde yüksek yapılan, oyun, müzik vb. gösteri yapmaya uygun yer, oyunluk. Görüntü. Tanık olunan, gözlenen olay. Bir konu veya çalışma çevresi, çalışma dalı.

Oyun : Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence. Güreşte rakibini yenmek için yapılmış olan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket. Müzik eşliğinde yapılmış olan hareketlerin bütünü. Hile, düzen, desise, entrika. Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç. Kumar. Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes. Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma. Şaşkınlık uyandırıcı hüner. Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi.

Doğaçlama tiyatro : Önceden yazılmış metne dayanmayan, taslağı önceden kararlaştırılmış olan halk tiyatrosu, tuluat tiyatrosu.

Ödenekli tiyatro : Kamu genel bütçesinden belirlenmiş kuralları yerine getirerek pay alan özel tiyatro.

Öncü tiyatro : Herhangi bir akımda veya dönemde birtakım yenilikler getiren tiyatro.

Özel tiyatro : Kişi veya kuruluşlara ait tiyatro.

Tarihi tiyatro : Tarihsel bir konuyu veya tarihe mal olmuş bir şahsiyeti işleyen tiyatro eseri.

Açık hava tiyatrosu : Yazın veya iklimi elverişli yerlerde geceleri çalışan, üstü açık, yanları kapalı tiyatro.

Çadır tiyatrosu : Oyunlarını ve diğer gösterilerini çok büyük bir çadır içinde halka sunan gezici tiyatro veya gösteri grubu.

Gölge tiyatrosu : Saydam bir perde üzerinde, arkadan kuvvetli bir ışıkla aydınlatılan oyuncuların gölgeleriyle yaptıkları gösteri.

Kabare tiyatrosu : Genellikle güncel konuları iğneleyici, yerici, taşlayıcı biçimde ele alan skeçlerin oynandığı, monologların, şarkıların ve şiirlerin söylendiği küçük tiyatro.

Kukla tiyatrosu : Kukla oyununun yapıldığı tiyatro.

Tuluat tiyatrosu : Doğaçlama tiyatro.

Tiyatrocu : Tiyatro işleten, tiyatro sahibi kimse. Tiyatro oyuncusu.

Tiyatroculuk : Tiyatro işletme işi. Tiyatro sanatçılığı.

Tiyatrolaştırma : Tiyatrolaştırmak işi.

Tiyatrolaştırmak : Yazılı bir eseri oyun durumuna getirmek.

Dram : Acıklı olay. Sahnede oynanmak için yazılmış oyun, drama. Acıklı, üzüntülü olayları, bazen güldürücü yönlerini de katarak konu alan sahne oyunu veya televizyon filmi, drama. Tiyatro edebiyatı.

Komedi : Gülmeye neden olan olay veya olaylar. Güldürü. Yalan ve yapmacık söz veya davranış.

Vodvil : Hareketli, eğlenceli bir konuya dayanan, şarkılara da yer verilen hafif güldürü. Meyhanelerde söylenen neşeli, alaylı, taşlamalı şarkı.

İzleyici : İzleme işini yapan kimse.

Grup : Ortak özellikleri olan varlıklar, nesneler bütünü. Küme. Çeşitli sınıf veya birliklere bağlı elemanların, belirli bir taktik görevi gerçekleştirmek üzere, tek komutanın emri altında birleştirilmesinden oluşan kıta topluluğu. Görüşleri, çıkarları bir olan kimseler bütünü, ekip.

Sahnelenmek : Oyun sahneye konulmak. Bir durum, bir olay ortaya çıkmak, görünür olmak. Bir durum, bir olay gerçekleştirilmek.

Seyirci : Bir olayı gören, izleyen kimse, izleyici. İzlemek, eğlenmek için bakan kimse, izleyici.

İçin : Ant deyimleri yapan bir söz. Süre belirten bir söz. Karşılığında, karşılık olarak. Neden ve sonuç belirten bir söz. Hakkında. Oranla, göz önünde tutulursa. Düşüncesince, kendince, göre. Amacıyla, maksadıyla. -den dolayı, -den ötürü. Uğruna, yoluna. Özgü, ayrılmış.

Tiyatro bekçisi : Tiyatro yapısını koruyan görevli.

Tiyatro bilgini : Tiyatro bilimi alanında araştırmaları ile kendini kanıtlamış, tiyatroyu öğreten bilgin.

Tiyatro bilimi : Gösterim olgusunu ve sanatını tarihsel gelişimi içinde, kuramları ve deneysel öğeleriyle incelemeye, araştırmaya ve yorumlamaya yönelen bilim dalı.

Tiyatro birimi : Tiyatroyu tarihsel gelişimi içinde kurumlarıyla, deneysel öğeleriyle incelemeye, yorumlamaya götüren bilim kolu.

Tiyatro dergisi : Tiyatro konularını içeren dergi. Tiyatro ile ilgili konuları yayınlayan dergi.

Tiyatro dışı : Tiyatronun kurallarına, tiyatro sanatının gereklerine ve özelliklerine uymayan. Tiyatro kurallarına, tiyatro sanatının gerekerine, özelliklerine aykırı olan.

Tiyatro dili : Oyun kişilerinden her birinin özelliklerini belirten, yazı, edebiyat ve konuşma dilinden ayrı, doğal, rahat kestirme, yoğun ve gerilimli konuşma dili.

Tiyatro doğramacıları : Tiyatro dekorlarının ve sahne eşyalarının doğrama işlerini yapan işçiler.

Tiyatro dönemi : Tiyatro çalışmalarının başlangıcı olan eylül ile bitimi olan haziran ayları arasındaki süreyi içeren-dönem. Tiyatro çalışmalarının başlangıcı ile bitimi arasındaki süreyi kapsayan aylar. Genel olarak, yılın dokuzunca ya da onuncu ayında başlar; yeni yılın, beşinci ya da altıncı ayının sonunda biter.

Tiyatro eğitimi : Tiyatroyu her yönüyle, kuramsal ve uygulama alanlarıyla öğretmeyi, aydınlatmayı ve denemeyi amaç edinen eğitim yöntemi. Tiyatroyu, kaynağı, tarihsel gelişmesi, kuralları, gereçleri, tekniği ve çeşitli yönleriyle aydınlatmayı erek edinmiş eğitim yöntemi.

Diğer dillerde Tiyatro anlamı nedir?

İngilizce'de Tiyatro ne demek? : n. theater, theatre [Brit.], playhouse, play

Fransızca'da Tiyatro : théâtre [le]

Almanca'da Tiyatro : n. Brett: Bretter, Bühne, Musentempel, Schaubühne, Theater

Rusça'da Tiyatro : n. театр (M), пьеса (F)

adj. театральный