Toprak nedir, Toprak ne demek

"Toprak" ile ilgili cümleler

  • "Toprağa ayak basmak."
  • "Kireçli toprak. Killi toprak."
  • "İki toprak duvarın birleştiği bir girintide diz üstü büzülmüş görünüyor." - M. Ş. Esendal
  • "Köylüye toprak dağıtmak."
  • "Biz bu topraklarda eskisinden daha parlak, daha kuvvetli ve yeni bir medeniyetin ilk merhalesini yaşayan insanlarız." - M. Kaplan

Biyoloji'deki anlamı:

Kimyasal, fiziksel ve biyolojik faktörler etkisiyle oluşmuş, organik ve mineral maddelerin değişim ve karışımından meydana gelmiş olan litosferin gevşek kısmı.

Coğrafya'daki terim anlamı:

Başka yerlerden taşınıp biriktirilen ya da yerli kayaların fiziksel, kimyasal ve dirimsel yollarla dağılıp çözülmeleriyle oluşan, türleri, kalınlığı, sürekliliği ve tarım bakımından değerleriyle ayrımlı yüzeysel örtü.

Hukuki terim anlamı:

arâzî (karş. yer parçası).

İktisat alanındaki kelime anlamı:

Bir üretim faktörü olarak üretimin gerçekleştirildiği, korunabilen ancak yenilenemeyen, doğal kaynakları sağlayan ortamlardan biri.

 

Kimya'daki anlamı:

Yer kabuğunu oluşturan kayaçların fiziksel ve kimyasal etkilerle ufalanması sonucu oluşan yüzey tabakası.

Orta Öğretim alanındaki anlamı:

[Bakınız: yer]

Jeoloji ve yer bilimleri alanındaki anlamı:

Kayaçların ufalanıp ayrışmasından oluşan ve içine organik kalıntılar karışmış olan yeryüzünün en üst katmanı.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Bir halı türü. (Yağcılar *Yalvaç -Isparta)

Diğer sözlük anlamları:

Yurt, il, memleket.

Toprak isminin anlamı, Toprak ne demek:

Erkek ismi olarak; Yer kabuğunun canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. Ülke, memleket. İşlenmiş arazi. Kız ismi olarak; Yer kabuğunun canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. Ülke, memleket. İşlenmiş arazi.

İngilizce'de Toprak ne demek? Toprak ingilizcesi nedir?:

soil, land, natural soil, ground

Almanca'da Toprak ne demek?:

luppe

Osmanlıca Toprak ne demek? Toprak Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

türâb, toprak, arazi

Toprak hakkında bilgiler

Toprak, bitki örtüsünün beslendiği kaynakların ana deposudur.

Toprağın üst tabakası insanların ve diğer canlıların beslenmesinde temel kaynak teşkil etmektedir. Bir gram toprağın içerisinde milyonlarca canlı bulunmakta ve ekosistemin devamı için bunların hepsinin ayrı önemi bulunmaktadır. Toprağın verimliliğini sağlayan ve humusça zengin olan toprağın 10 cm'lik üst tabakasıdır. Bilimsel anlamda toprak bir karışımdır.

 

Genel olarak kabul edilen bir teoriye göre Dünya Güneş'ten kopmuş ateşten bir kütle idi. Boşlukta dönerken zamanla soğuyan bu kütlenin üzeri sert bir kabuk halini almıştır. Bu sert kabuğu teşkil eden kayaların milyonlarca yıl boyunca çeşitli etkilerle ufalanıp ayrışması ve sonradan içerisine organik maddelerin karışmasından topraklar hasıl olmuştur. Bu parçalanmada fiziksel, kimyasal ve biyolojik faaliyetler müştereken rol oynamışlardır. Halen de bu kuvvetler etkilerini göstermekte ve toprakların oluşu devam etmektedir.

Etrafımıza baktığımızda küçük bir arazi parçasında bile çeşitli topraklar görürüz. Bu farklılığın değişik sebepleri vardır. Toprakta bulunan maddelerin pek çoğu yeryüzünü kaplayan kayalardan meydana geldiğine göre, toprağın cinsi onu hasıl eden kayanın yapısı ile yakından ilgilidir. Fakat iklimin, canlıların, arazinin düz veya engebeli oluşunun yani topoğrafik durumunun ve zamanın etkilerinin de meydana gelen toprağın cinsinde kaya kadar önemli rolü vardır.

Toprak ile ilgili Cümleler

  • Ali topraklarını kaybetti.
  • Herkesin gidebileceği bir evi, sığınabileceği bir yuvası var. Benim evim çöllerdir, yurdum çorak topraklar. Kuzey rüzgarı ışığım, yağmurda bir tek paklanırım.
  • Toprak tozu, yazı masasının üstünü kaplar.
  • Topraktaki, havadaki ve sudaki radyasyonu temizlemek 23.yüzyılda mümkün oldu.
  • Toprak reformunu tartıştılar ama asla uygulayamadılar.
  • Ordular düşman topraklarını istila ve fethettiler.
  • Toprak beni kabul etmeyecekse yazıklar olsun bana.
  • Bazı Kanada topraklarında neredeyse hiç insan yoktur.
  • Ağrı Dağı, Ermenistan'ın sembolüdür ama aslında Türkiye toprakları üzerinde yer almaktadır.
  • Toprak kandan dolayı kırmızıya döndü.
  • Toprak yumuşaktı.
  • Bu toprak tarım için ideal.
  • Toprak reformu, insanların yaşamlarında büyük bir değişime neden oldu.
  • Ölüm çok güzel olmalı. Kafanın üzerinde sallanan yeşil otları olan yumuşak kahverengi toprakta uzanmak ve sessizliği dinlemek. Dünü ve yarını olmamak. Zamanı unutmak, hayatı bağışlamak, barışık olmak.

Toprak anlamı, tanımı:

Durum : Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Duruş biçimi, konum, tavır. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.

Kütle : Bir nesneye uygulanan kuvvetle, oluşan ivme arasındaki orantıyı veren katsayı veya nesne niceliği. Katı maddelerin büyük parçası, küme, yığın. Kitle.

Organik : Organlarla ilgili, uzvi. Canlı, güçlü (ilişki). Doğal yolla yapılan. Bir görevi yerine getirmekle yükümlü kuruluşla ilgili olan.

Canlı : Canlı yayın. Güçlü, etkili. Yaşayıp yer değiştirebilen yaratık, hayvan. Canı olan, diri, yaşayan. Hareketli, hayat dolu, dinamik. Hareketli, hayat dolu, dinamik bir biçimde. Dikkat çekici, göz alıcı, parlak (renk), ateş parçası.

Arazi : Yeryüzü parçası, yerey, toprak. Yer.

Toprak çekmek : Ölmek. bir yerdeki toprağı başka bir yere taşımak.

Toprak doyursun gözünü : Gözünü toprak doyursun.

Toprak olmak : Ölümünün üzerinden çok zaman geçtiği için artık çürümüş olmak, toprağa karışmış olmak. ölmek.

Toprak paklar : "bir kimsenin yaptığı kötülükler ancak ölmesiyle son bulur" anlamına kullanılan bir söz.

Toprağa bakmak : Ölümü yakın görünmek.

Toprağa düşmek : Ölüp gömülmek.

Toprağa vermek : Ölüyü gömmek.

Toprağı bol olsun : Müslüman olmayanlar için "ruhu sükûn içinde olsun" anlamında söylenen bir söz.

Toprağı çekmiş : Sürekli olarak yaşadığı yerden kısa bir süre kalmak üzere gittiği başka bir yerde ölenler için söylenen bir söz.

Toprağına ağır gelmesin : Bir ölünün aleyhinde konuşulduğunda kullanılan bir söz.

Toprak altı : Toprağın içi.

Toprakbastı : Ayakbastı.

Toprak bilimi : Toprakların fiziksel, kimyasal, biyolojik vb. özelliklerini inceleyen bilim, pedoloji.

Toprak boya : Minerallerden elde edilen boyar madde. İçinde demir oksidi bulunan renk, kiremit kırmızısı.

Toprak çimento : Çimento ve su katılarak sıkıştırılmış toprak.

Toprak hukuku : Toprak üzerindeki mülkiyet rejimini, toprağın işletilmesiyle ilgili hususları düzenleyen hukuk.

Toprak kayması : Yağışların etkisiyle toprağın alt tabakalarının gevşemesi sonucu üst tabakanın yerinden oynayarak hareket etmesi, kayşa, göçü, heyelan.

Toprak kölesi : Toprağa bağlı köle.

Toprak rengi : Bu renkte olan. Toprağın sarı veya yeşile çalan rengi.

Toprak sıçanı : Sıçangiller familyasından, Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika'da yaşayan, ekin tarlalarına zarar veren, küçük boylu bir tür sıçan.

Çiğ toprak : Uzun zaman işlenmemiş, güç sürülür toprak.

Eski toprak : Yaşlandığı hâlde dinç olan kimse.

Et toprak : Yumuşak, kırmızı ve özlü toprak.

Taş toprak : Yüzeyi taş ve toprakla kaplı alan.

Toz toprak : Toz ve toprak yığını.

Yağlı toprak : Gevşek ve kaygan bir toprak türü.

Funda toprağı : Funda yapraklarının çürümesiyle oluşan ve gübre olarak yararlanılan toprak.

Moskof toprağı : Maden parlatmak için kullanılan sarı renkte bir tür gevrek taş.

Pekmez toprağı : Üzüm şırasını kestirmek için kullanılan, kil ile karışık kireçli toprak, marn.

Saksı toprağı : Çiçek yetiştirmek için hazırlanmış özel bir toprak türü.

Vakıf toprağı : Vakfın mülkiyeti altında olan toprak veya arazi.

Toprak bilimci : Toprak bilimi uzmanı, pedolog.

Toprak bilimsel : Toprak bilimi ile ilgili, pedolojik.

Toprak köleliği : Toprağa bağlı kölelik düzeni.

Toprakçıl : Toprakta yaşayan hayvan türü.

Toprakkale : Osmaniye iline bağlı ilçelerden biri.

Topraklama : Topraklamak işi. Elektrik devresinde veya elektrikle çalışan bir araçta bir ucu toprakla birleştirme işi.

Topraklamak : Üzerini toprakla örtmek.

Topraklandırma : Topraklandırmak işi.

Topraklandırmak : Bir kimseyi işletip geçinmesi için toprak sahibi yapmak.

Topraklaşma : Topraklaşmak işi.

Topraklaşmak : Toprak durumuna gelmek.

Topraklı : İçine toprak karışmış. Ekecek toprağı olan (köylü).

Topraksı : Toprağı andıran, toprağa benzeyen, toprak gibi.

Topraksız : Ekecek toprağı olmayan (köylü). İçinde toprak bulunmayan.

Altın tutsa toprak olur : Giriştiği işlerde büyük talihsizliklere uğrayan kimsenin durumunu anlatan bir söz.

Bir avuç toprak olmak : Ölmek.

Gözünü toprak doyursun : Kendinden olan veya kendisine verilen şey ne kadar çok olursa olsun, bununla yetinmeyenler için söylenen bir ilenme sözü.

Türlü : Çok çeşitli özellikleri olan, çeşit çeşit, muhtelif. Çeşitli sebzelerle pişirilen yemek.

Kırıntı : Kurumak için kesilip yerde bırakılan odun. Bir şeyden ayrılan küçük parça. Küçük kalıntı. Eser, iz, belirti.

Cisim : Doğada element, bileşik veya bunların karışımları hâlinde bulunan, kütlesi ve ağırlığı olan, duyularla algılanabilen şey. Gövde, beden, vücut.

Yaşam : Doğumla ölüm arasında yaşanan süre, ömür, hayat.

Ortam : Bir topluluğun veya toplulukların hareket alanı, platform. Nesnel ve toplumsal yönlerle bazen kişinin iç dünyasını da kapsayan yakın çevre, vasat. Bir kimsenin veya bir insan topluluğunun yaşayışını etkileyen ruhsal, toplumsal ve kültürel etkilerin bütünü. Canlı bir varlığın içinde bulunduğu doğal veya maddi şartların bütünü.

Yüzey : Bir cismi uzaydan ayıran dış ve yaygın bölüm, satıh, yüz.

Bölüm : Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman. Çağ, devir. Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon. Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım.

Bitki : Bulunduğu yere kök vb. organlarıyla tutunan, çoğunlukla fotosentez sonucu yaşam için gerekli bileşenleri oluşturan, birçoğu spor veya tohum aracılığıyla döl vererek çoğalan bir veya çok yıllık, otsu, odunsu canlıların genel adı, nebat.

Yer : İz. Önem. Durum, konum, vaziyet. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Ülke. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal. Ekime elverişli toprak parçası, arazi. Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. Gezinilen, ayakla basılan taban. Görev, makam. Yerküre. Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Durum, konum.

Bu : Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz. En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz.

Tarla : Tarıma elverişli olan, sınırlı ve belirli toprak parçası. Deniz hayvanlarının çok olduğu yer.

Memleketli : Aynı memleketten olan kimse, toprak, yerdeş, hemşehri. Memleket halkı.

Kara : Yüz kızartıcı durum, leke. Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak. Kötü, uğursuz, sıkıntılı. Bu renkte olan. Esmer. İftira. En koyu renk, siyah, ak, beyaz karşıtı.

Ülke : Bir özelliği ön plana çıkarılarak düşünülen bölge. Devlet. Bir devletin egemenliği altında bulunan toprakların tümü, diyar, memleket.

Toprak akması : Daha çok eksenucu bölgesinde görülen, dipteki donmuş toprakların kayganlaşmış yüzü üzerindeki çözülmüş taş ve toprak örtüsünün, kendine özgü biçimler oluşturarak aşağılara doğru yer değiştirmesi. Soğuk iklimlerde su ile doygun toprağın, alt tabakası donmuş ve üst tabakası çözülmüş olduğu zaman, çamur olarak aşağıya doğru akması.

Toprak alkali metaller : Öğeler Dizgesi'nin 11 A kümesini oluşturan ve bileşiklerinde + 2 değerlikli olan metaller.

Toprak aşınması : Toprağın, özellikle eğimli yamaçlarda, rüzgâr, sel ve selinti sularının etkisiyle asal durumlarını yitirmesi, yerinden sökülüp taşınarak yamaçların çıplaklaşması. Toprağın sel suları ve yellerle yerinden kaldırılması ve süprülmesi.

Toprak bankası : Gelecekteki gereksinmeleri karşılamak için, kamu kuruluşlarınca, belli bir izlenceye uygun olarak satınalınan, kamulaştırılan ve biriktirilen toprakların tümü.

Toprak boyalar : (Resim) İçinde demir oksidi bulunan renkler. Örn. toprak sarıları, siena sarısı, kiremit kırmızısı denilen renkler.

Toprak burgusu :

Toprak çal : Çıplak, otsuz dağ.

Toprak değeri : Yer parçasının olumlu ya da olumsuz durumu, özelliği ve bu konulardaki nitelikleri göz önünde tutularak ve ölçülerek bulunan vergi değeri.

Toprak elmenliği : Bir toprak parçasının, iyesi olmaksızın, elde bulundurulmasına ya da ondan yararlanılmasına olanak veren tüzel ilişki.

Toprak haritası : Bir ülkede, kırsal ve kentsel toprakların, niteliklerine ve verim durumlarına göre sınıflandırılıp ayrı ayrı belirtkelerle gösterildikleri harita.

Diğer dillerde Toprak anlamı nedir?

İngilizce'de Toprak ne demek? : adj. earthen, fictile, earthenware, terraneous

n. soil, earth, ground, clay, land, country, territory, glebe, terra firma

pref. ground

Fransızca'da Toprak : sol [le], terrain [le], terre [la], terroir [le]

Almanca'da Toprak : n. Boden, Erdboden, Gelände, Kontinent, Land

adj. irden, kontinental, territorial

Rusça'da Toprak : n. земля (F), почва (F), грунт (M), прах (M), суша (F), территория (F), надел (M), угодье (N)

adj. земляной, глиняный, грунтовой, земельный, аграрный, территориальный