Tutamaç nedir, Tutamaç ne demek

  • Bir şeyin tutulup çekilecek yeri
  • Tutunacak yer, tutamak.
  • Telgraf veya elektrik direklerine rahat çıkmayı sağlayan ve ayağa takılan mahmuzlu araç.

Yerel Türkçe anlamı:

Sıcak tencereyi tutmakta kullanılan yünden örülmüş ya da bezden yapılmış tutacak.

Tutamaç anlamı, kısaca tanımı:

Tutam : Bankacılıkta kullanılan, borsada kota alabilmek için gerekli asgari şirket sermayesi veya pay, hisse, parti, lot. Avuç içi veya parmak uçlarıyla tutulabilen miktarda olan.

Tutamaçlı : Tutamacı olan.

Tutulu : Tutulmuş. Tutu olarak alınmış, ipotekli.

Tutamak : Tutunacak, dayanacak, güvenecek şey. Tutamaç.

Telgraf : İki merkez arasında, kararlaştırılmış işaretlerin yardımıyla yazılı haberlerin veya belgelerin iletimini sağlayan bir telekomünikasyon düzeni. Bu düzenle gönderilen haberin yazılı olduğu kâğıt.

Elektrik : Maddenin elektron, pozitron, proton vb. parçacıklarının hareketleriyle ortaya çıkan enerji türü. Çarpıcılık, cazibe, canlılık. Bu enerjiden elde edilen aydınlanma. Bu enerjinin gündelik hayatta kullanılan biçimi. Fiziğin, bu enerji ile oluşan olaylarını inceleyen kolu.

Direk : Ağaçtan veya demirden yapılmış olan uzun ve kalın destek. Sütun. Değerli, saygın, önde gelen kimse.

Çıkma : Hamamdan çıkarken kullanılan havlu ve kurulanma takımı, çıkacak. Çıkmış. Bir yapının üst katlarından dışarıya doğru uzanmış bölüm, balkon. Bir yazı sayfasının kenarına metinle ilgili olarak yazılan ek, çıkıntı, derkenar. Eski, kullanılmış. Çıkmak işi. Desteklemek amacıyla verilen para.

 

Mahmuzlu : Mahmuzu olan.

Bir : Eş, aynı, bir boyda. Sayıların ilki. Bir kez. Tek. Ancak, yalnız. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Bu sayı kadar olan. Aynı, benzer. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Beraber. Sadece.

Yer : Gezinilen, ayakla basılan taban. Durum, konum, vaziyet. İz. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal. Ekime elverişli toprak parçası, arazi. Önem. Ülke. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. Durum, konum. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Yerküre. Görev, makam. Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa.

Diğer dillerde Tutamaç anlamı nedir?

İngilizce'de Tutamaç ne demek? : handle