Tutuklu nedir, Tutuklu ne demek

Tutuklu; bir hukuk terimidir. Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

"Tutuklu" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Bir hafta süreyle durmaksızın işkence ettiği tutuklusunun yüzüne bile bakmamıştı." - O. Aysu

Tutuklu kısaca anlamı, tanımı:

Tutuk : Kapalı, tıkalı. Akıcı, rahat konuşamayan. Sıkıntılı. Eski işlevini göremez duruma gelmiş. Bir organ hareket edemez olmuş. Durgun, çekingen, sıkılgan. Olması gereken gibi olmayan. Kısılmış, kesik. Tutuklu.

Tutukluk : Tutuk olma durumu, konuşma korkusu. Düzgün işlememe durumu.

Tutukluk yapmak : Silah çalışmaz olmak. aksamak, doğru dürüst veya istenen ölçüde gitmemek.

Tutukluluk : Tutuklu olma durumu, mevkufluk, mevkufiyet.

Dil tutukluğu : Herhangi bir sebeple konuşamama. Dilin iyi çalışmamasından ileri gelen söyleme güçlüğü, anartri.

Dili tutukluk : Dili tutuk olma durumu.

Kas tutukluğu : İşe alıştırılmamış kasların çalışma durumunda duyulan ağrı ve sızı.

Kanun : Geçerli olan kural. Dikdörtgen biçiminde, bir köşesi kesik, yassı bir sandık üzerine gerilmiş tellerden oluşan, tırnak adı verilen çalgıçlarla çalınan ince saz çalgısı. Yasa.

Hürriyet : Özgürlük.

 

Mevkuf : Tutuklu. Vakfedilmiş.

Tutuklu larva : Canlılığı belirli bir süre durmuş larva, hipobiyotik larva.

Tutuklu sayışım : Herhangi bir nedenle iyesince paraya ilişkin sayışım.

Tutuklular çıkmazı : Birbirinden habersiz kişilerin kendi çıkarları çerçevesinde üstünlük ilkesine göre verdikleri kararlar sonucunda elde ettikleri ödüllerin, grup çıkarı çerçevesinde karar verilmesi durumunda elde edilecek ödüllerden düşük olacağını ileri süren, 1950 yılında Al W. Tucker tarafından oluşturulmuş ve birçok iktisadi ve sosyal olayı açıklamada kullanılan ve bir anlaşmasız oyun örneği olan çözümleme. krş. anlaşmasız oyun, anlaşmalı oyun

Tutuklu ile ilgili Cümleler

  • Tutuklu hapishaneden kaçtı.
  • Tutuklu dün salıverildi.
  • Tutuklu dün serbest bırakıldı.
  • Tutuklu erkenden serbest bırakılmasını istedi.
  • Onların hepsi tutuklu mu?
  • Kaçan tutuklu hala kaçak.
  • Ali tutuklu kampına gönderildi.
  • Tutuklu, bir hakim huzuruna çıkarıldı.
  • O onlara tutukluyu serbest bırakmasını emretti..
  • Tutuklu muyum?
  • Kaçan tutuklu henüz yakalanmadı.
  • Tutuklu salıverildi.
  • Ali son üç yıldır yüksek güvenlikli cezaevinin bir tutuklusudur.
  • Onlar, tutukluya önce işkence ettiler ve sonra onu öldürdüler.

Diğer dillerde Tutuklu anlamı nedir?

İngilizce'de Tutuklu ne demek? : adj. imprisoned, under arrest

n. prisoner, detainee, prisoner on remand, inmate

Fransızca'da Tutuklu : détenu/e, prisonnier/ière

Almanca'da Tutuklu : n. Arrestant, Gefangene, Häftling

adj. verhaftet

Rusça'da Tutuklu : n. арестованный (MF), арестант (M)