Tutukluk nedir, Tutukluk ne demek

"Tutukluk" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Ama bizde bir tutukluk vardı, ses birliğini kuramıyorduk bir türlü." - A. Erhat

Fransızca'da Tutukluk ne demek?:

rétension

Tutukluk kısaca anlamı, tanımı:

Tutukluk yapmak : Silah çalışmaz olmak. aksamak, doğru dürüst veya istenen ölçüde gitmemek.

Dili tutukluk : Dili tutuk olma durumu.

Dil tutukluğu : Herhangi bir sebeple konuşamama. Dilin iyi çalışmamasından ileri gelen söyleme güçlüğü, anartri.

Kas tutukluğu : İşe alıştırılmamış kasların çalışma durumunda duyulan ağrı ve sızı.

Tutuklu : Kanun yoluyla hürriyetlerinden alıkonularak bir yere kapatılan (kimse), tutuk, mevkuf.

Tutuk : Olması gereken gibi olmayan. Tutuklu. Sıkıntılı. Bir organ hareket edemez olmuş. Kapalı, tıkalı. Akıcı, rahat konuşamayan. Kısılmış, kesik. Durgun, çekingen, sıkılgan. Eski işlevini göremez duruma gelmiş.

 
 

Durum : Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Duruş biçimi, konum, tavır. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

Konuşma : Konuşmak işi. Dinleyicilere bilim, sanat, edebiyat vb. konularda bilgi vermek için yapılmış olan söyleşi, konferans. Görüşme, danışma, müzakere.

Korku : Bir tehlike veya tehlike düşüncesi karşısında duyulan kaygı, üzüntü. Kötülük gelme ihtimali, tehlike, muhatara. Gerçek veya beklenen bir tehlike ile yoğun bir acı karşısında uyanan ve coşku, beniz sararması, ağız kuruması, kalp, solunum hızlanması vb. belirtileri olan veya daha karmaşık fizyolojik değişmelerle kendini gösteren duygu.

Düzgü : Norm.

İşlem : Madde üzerinde her türlü değişim yapma işi, muamele. Ham veya ara malları ve maddeleri fiziksel, kimyasal değişikliklerle daha uygun, kullanılır duruma getirme, muamele. Nakit veya menkul değerleri kullanarak alım satım, takas, borçlanma vb. piyasa hareketi. Bir işi sonuçlandırmak için yapılmış olan iş veya uygulamaların hepsi, muamele, muamelat. Bir amaca ulaşmak için tutulan yol, prosedür. Sayıları karşı karşıya getirip belirli birtakım kurallara uygun olarak birbiri üzerine etkilendirme yöntemi.

Olma : Olmak işi.

Düzgün : Kenar veya ayrıtları ile açıları birbirine eşit olan (biçim). Fondöten. Kurala uygun olarak, kusursuz bir biçimde. İyi. Düzenli, kusursuz, insicamlı, rabıtalı, muntazam. Doğru ve pürüzsüz, muntazam.

Tutukluk ile ilgili Cümleler

  • Ali uzun süre aynı pozisyonda oturduktan sonra, ayağa kaldığında eklemlerinde tutukluk hissetti.
  • Silah tutukluk yaptı.

Diğer dillerde Tutukluk anlamı nedir?

İngilizce'de Tutukluk ne demek? : n. seizing, breakdown, jamming, block

Fransızca'da Tutukluk : paralysie [la], gaucherie [la]

Almanca'da Tutukluk : n. Hemmung

Rusça'da Tutukluk : n. медлительность (F), заграждение (N), паралич (M), хрипота (F)