Tuzak nedir, Tuzak ne demek

"Tuzak" ile ilgili cümleler

  • "Onun bana gönderdiği mektuplar filan hep tuzak, hep birer şantajdan ibaretti." - O. C. Kaygılı

Yerel Türkçe anlamı:

Yasa.

İnce saplarının uçlarında, bir yanı açık kozaları bulunan bir çeşit yabanıl ot.

Fiziksel Kimya alanındaki anlamı:

Fiziksel kimya aygıtlarında, kimi gazları yoğunlaştırarak alıkoyan ya da asıltı taneciklerini tutan kap.

Bir fizik terimi olarak tanımı:

Bir alıcıdaki istenmeyen ünlemleri eleyen ya da yok eden soğurum süzgeci.

Boşluk oluşturan emmeçlerde, yayınan yağ ya da cıva uçuklarını soğutup yoğuşturarak tutan düzenek.

Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:

Su ürünlerinin bir hazne içerisine girip yakalanmasını sağlayarak, kaçmasına engel olan geliştirilmiş av araçları.

Diğer sözlük anlamları:

Dûzah, cehennem.

İngilizce'de Tuzak ne demek? Tuzak ingilizcesi nedir?:

trap

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Sakarya ili, Hendek ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer. Balıkesir şehrinde, Durak nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Tuzak hakkında bilgiler

[Bakınız: kapan]

Tuzak anlamı, kısaca tanımı:

 

Tuzak kurmak : Birini güç ve tehlikeli bir duruma düşürmek için düzen hazırlamak, komplo kurmak. bir şeyi yakalamak için düzenek hazırlamak.

Tuzağa düşmek : Birileri tarafından hazırlanan kötü bir duruma uğramak, oyuna gelmek.

Bubi tuzağı : Küçük bir dokunma ile patlayan, kamufle edilmiş bomba.

Tuzakçı : Tuzak kuran kimse.

Tuzakçılık : Tuzakçı olma durumu.

Tuzaklama : Tuzaklamak işi.

Tuzaklamak : Tuzak kurmak, tuzağa düşürmek.

Tuzaklanmak : Tuzak kurulmak. Tuzak durumuna getirilmek.

Gözü tanede olan kuşun ayağı tuzaktan kurtulmaz : "her zaman çıkar peşinde koşan kişi, tehlikelerden uzak kalamaz" anlamında kullanılan bir söz.

Yaban : İnsan yaşamayan ıssız yer. Yabancı, el, yerli halktan olmayan kimse. Vahşi olan, evcil olmayan canlı. Issız. Aile ocağından uzak olan yer. Kendi kendine yetişen bitki.

Hayvan : At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).

Yakalama : Sanığın yargıç kararı olmaksızın hürriyetinin kısıtlanmasını doğuran koruma önlemi. Yakalamak işi.

Araç : Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne. Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri. Taşıt. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta.

 

Düzenek : Mekanizma.

Tehlikeli : Tehlikesi olan, korkulu, muhataralı.

Durum : Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır.

Kapan : Düzen, hile. Pazara satılmak üzere gelen yiyecek maddelerinin tartıldığı resmî büyük kantar ve bu kantarın bulunduğu yer. Bazı hayvanları yakalamak için kullanılan, hayvanın ayağının değmesiyle işleyen tuzak.

Tuzak eder : Alıcıları satış yerine çekmek için ucuz ederle satılan mallar.

Tuzak nöropatisi : Periferal sinirlerde mekanik basınca bağlı oluşan patolojik değişim ve işlev bozukluğu.

Tuzakköy : Ordu ilinde, Akkuş belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Tuzaklanma : Tuzaklanmak işi veya durumu.

Tuzaklı : Bilecik ili, Söğüt ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Bursa şehrinde, Osmangazi ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Kastamonu kenti, Araç ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Samsun şehri, Çayırkent bucağına bağlı bir bölge.

Tuzaklı soru : Seçenek sunar görünürken kimilerine örtük biçimde olumlu, kimilerine olumsuz yük yükleyen, kısacası seçenekler arasında yan tutan soru.

Tuzak ile ilgili Cümleler

  • Kuşun tuzaktan kaçması imkansız.
  • Onlara herhangi bir tuzak kurmuyorum.
  • Bu web sitesi hileli reklamlar ve tık tuzaklarıyla dolu!
  • O bir tuzak mı?
  • Tuzak olmadığını nasıl bilirsin?
  • Ali bunun bir tuzak olabileceğini düşündü.
  • Bir tilki aynı tuzakta iki kez yakalanmaz.
  • Ali bunun bir tuzak olabileceğindan şüphelendi.
  • Tuzak olmadığını nasıl biliyorsun?

Diğer dillerde Tuzak anlamı nedir?

İngilizce'de Tuzak ne demek? : n. come on, trap, a warm corner, snare, decoy, ambush, catch, complot, hook, net, ambuscade, cobweb, gin, lure, noose, springe, toil, toilets, wire, toils

Fransızca'da Tuzak : piège [le], embûches, guet-apens [le], affût [le], attrape [le], chausse-trape [la], lacet [le], traquenard [le], traquet [le]

Almanca'da Tuzak : n. Angel, Attrappe, Falle, Fallstrick, Fang, Hinterhalt, Überrumpelung

Rusça'da Tuzak : n. ловушка (F), западня (F)