Uçurum nedir, Uçurum ne demek

"Uçurum" ile ilgili cümle

  • "Bir gün bencileyin bir uçuruma yuvarlanırsanız artık her şey burada bitti, sanmayınız." - M. Ş. Esendal
  • "Bütün eşyamızın paldır küldür uçurumlardan yuvarlandığını gayet iyi hatırlarım." - B. R. Eyuboğlu
  • "Karargâhla siper arasındaki derin uçurumu bu kadar yakından sezmemiştim." - F. R. Atay

Yerel Türkçe anlamı:

Aşırı topal.

Su değirmenlerinde, çarka çarpan suyun, içinde indiği eğimli kanal.

Jeoloji ve yer bilimleri alanındaki anlamı:

Yerde bulunan, çok derin ve dipsiz kuyu.

İngilizce'de Uçurum ne demek? Uçurum ingilizcesi nedir?:

abyss

Osmanlıca Uçurum ne demek? Uçurum Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

varta

Uçurum hakkında bilgiler

Uçurum. Yükselti farkının aniden değiştiği yerlerde meydana gelen yeryüzü şekilleridir. Üzerinden su dökülen tipleri şelâle olarak anılır.

Uçurum ile ilgili Cümleler

  • O, uçurum tarafından yutuldu.
  • Bir tek adım ve uçurumun üzerine düşeceksin.
  • Uçurum deniz üzerinde duruyor.
  • Bir uçurumdan düşmeni diliyorum.
  • Gözlerinde derin bir uçurumun karanlığı vardı.
  • Uçurumun kenarına bu kadar yakın durmanın güvenli olduğundan emin misin?
  • Ali uçurumun kenarına gitti.
  • Uçurumun kenarına çok yaklaşmak tehlikeli olurdu.
  • Ali Mary'yi uçurumdan itti.
  • Uçurum neredeyse diktir.
  • Düşüncelerimiz arasında bir uçurum var.
 

Uçurum tanımı, anlamı:

Uçurumun kenarından dönmek : Büyük bir tehlikeden son anda kurtulmak.

Kültür uçurumu : Kültürler arasındaki büyük fark.

Uçurumlaşma : Uçurumlaşmak durumu.

Uçurumlaşmak : Uçurum durumuna gelmek.

Deniz : Bu su kütlesinin belirli bir parçası. Geniş alan. Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi. Aydaki düzlükler. Çokluk, yoğunluk.

Irmak : Çoğunlukla denize dökülen, özellikle genişliği ve taşıdığı su niceliği bakımından en büyük akarsu, nehir.

Kıyı : Sahil. Kara ile suyun birleştiği yer. Kenar, periferi. Issız, tenha yer.

Felaketli : Felaket getiren.

Sonuç : Yazının veya sözün bitim bölümü. Sürmekte olan veya biten bir yarışmanın veya spor karşılaşmasının sayı bakımından durumu, skor. Bir gelişim veya girişimden elde edilen şey. Bir olayın doğurduğu başka bir olay veya durum, netice. Öz, özet.

Büyük : Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Niceliği çok olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Üstün niteliği olan. Büyük abdest. Önemli. Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş.

Ayrılık : Evlilik birliğinin yargıç kararı ile geçici bir süre için kaldırılması. Ayrı olma durumu. Birinden uzak düşme, firak, firkat. Düşünce, görüş veya duygu arasındaki uymazlık, mübayenet.

Yükselti : Tümsek. Bir noktanın deniz yüzeyinden olan yüksekliği, yükseklik, rakım, irtifa.

 

Fark : Ayrım. Çıkarma işleminin sonucu. Bir kimse veya nesnenin bir başkasıyla karıştırılmamasını sağlayan ayrılık, benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik, başkalık, ayrım, nüans.

Uçurumlu : Kuruntulu, küçük olayları korkuyla büyüten.

Uçurumoloğu : Basınçlı suyun değirmene ulaştığı kısım. (Köprü *Şarkikaraağaç -Isparta)

Diğer dillerde Uçurum anlamı nedir?

İngilizce'de Uçurum ne demek? : n. cliff, gap, precipice, abyss, abysm, bluff, chasm, crag, gulf, scarp, steep

Fransızca'da Uçurum : gouffre [le], précipice [le]

Almanca'da Uçurum : n. Abgrund, Schlucht, Schlund

Rusça'da Uçurum : n. бездна (F), круча (F), стремнина (F)