Ufunetlendirmek nedir, Ufunetlendirmek ne demek

  • İrinlenmesine neden olmak
  • Düzenini bozmak, illetli hâle getirmek.

"Ufunetlendirmek" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Nanıaziz! Mide şişiriyorsun, beslemiyorsun, bağırsak ufunetlendiriyorsun." - H. R. Gürpınar

Ufunetlendirmek tanımı, anlamı:

Ufunet : İrin, cerahat. Pis koku.

İrin : Organizmanın herhangi bir yerinde iltihaplanma sonunda ölmüş hücre artıklarından ve bozulmuş akyuvarlardan oluşan, mikroplu veya mikropsuz, genellikle sarımtırak renkte koyuca sıvı, cerahat.

Düzen : Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort. Dolap, hile. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Alet edevat takımı. Yerleştirme, tertip. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept. Bez dokuma tezgâhı. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim.

Bozmak : Büyük parayı küçük birimlere ayırmak. Dokunmak, zarar vermek. Biçimini ve kullanılışını değiştirmek. Kızlığına zarar vermek. Bağ veya bostanın son ürününü toplamak. Geçersiz bir duruma getirmek. Bir yerin, bir şeyin düzenini karıştırmak. Bir şeyi kendisinden beklenilen işi yapamayacak duruma getirmek. Aklını yitirecek derecede bir şeye düşkün olmak. Yabancı ülke parasını Türk parasına çevirmek. Altını paraya çevirmek, bozdurmak. Bırakmak, dağıtmak. Bozguna uğratmak, yenmek, mağlup etmek. Kötü duruma getirmek. Bir kimseyi beklemediği bir davranış karşısında bırakarak veya sözünü yalana çıkararak küçük düşürmek.

 

İlletli : Sürekli aksaklık gösteren. Hastalığı olan.

Getirmek : Gelmesini sağlamak. Sebep olmak, ortaya çıkarmak. İleri sürmek. Sağlamak. Bir makama atamak veya seçmek. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. İletmek, bildirmek. Erişmek veya eriştiğini sanmak. Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak.

Neden : Bir olayı doğuran başka bir olayı sormak için kullanılan bir söz; niçin. Bir varlığı veya olayı etkileyen, oluşturan, doğuran şey, sebep, illet. Bir olayı ve durumu gerektiren, doğuran başka olay veya durum, sebep.

Olmak : Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Yitirmek, elinden kaçırmak. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Sarhoş olmak. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Gerçekleşmek veya yapılmak. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Yetişmek, olgunlaşmak. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Yaklaşmak, gelip çatmak. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Uymak, tam gelmek. Bulunmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Geçmek, tamamlanmak. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Herhangi bir durumda bulunmak. Yol açmak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Sürdürmek, yürütmek. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz.

 

Hale : Bazı yıldızların, özellikle ayın çevresinde görülen geniş ve aydınlık teker, ayla, ağıl. Hristiyanlıkta aziz sayılanların resimlerinde başları çevresinde çizilen daire.