Ulama nedir, Ulama ne demek

  • Ulamak işi.
  • Ulanan parça, ek, katkı, ilave.
  • Konuşmada art arda gelen kelimelerden birincisinin sonundaki ünsüzün, ikincisinin başındaki ünlüye ses bakımından bir hece oluşturacak biçimde bağlanarak söylenmesi, bağlama: Ayırt etmek, tertip etmek, art arda gibi
  • Ulanmış.

Yerel Türkçe anlamı:

Bağırsak şeridi, tenya.

Bir çeşit cilt hastalığı.

Kısa gelen ağaca yapılmış olan ek.

İplikleri masuraya sarma.

Üzüm çubuklarına örülen, çubuklardan geçinen, asalak bir bitki.

Bağırsak kurtlarından şerit.

Başa takılan ek saç.

İşlemeli çevre, peşkir.

Eklenti.

Ağaç aşısı.

Art arda eklenmiş ağaç.

Sulak yerlerde yetişen bir çeşit ot.

Dağ yamacındaki ağaç topluluğu.

Tarlaları ayıran çalılık.

Geniş telli kuşak.

Dil bilgisi olarak anlamı:

(Derleme.. bağlantı, ulaşma, birleşme) Konuşmada art arda gelen sözcüklerden birincisinin sonundaki ünsüzün, ikincisinin başındaki ünlüye ses bakımından bağlanarak söylenmesi: Tat-almak, ağaç-altı, tertip-etmek, artlarda ve benzeri

Gramer anlamı:

[Bakınız: bağlama ve bağlama işareti]

Bilimsel terim anlamı:

Arapçada isim takımı. Bu takımın birinci öğesine ÖNERTl (Muzaf, Antécédent ), ikincisine ULAMA TÜMLECİ ( Mumfünüeyh, Complément d'annexion ) denir.

Azerbaycan Türkçesi: säslärin govuşması; Türkmen Türkçesi: seslerin biirikmegi; Gagauz Türkçesi:kauşmak; Özbek Türkçesi: qoşiliş; Uygur Türkçesi: kirişiş; Tatar Türkçesi: quşılu; Başkurt Türkçesi: tartılış; Kmk:tartılıw; Krç.-Malk.: tartılıw; Nogay Türkçesi: tartıluw; Kazak Türkçesi: kirigüw ~ jılısuw; Kırgız Türkçesi: kıskarıp birigüü; Alt:: tartılış ~ kıskartılış; Hakas Türkçesi: tartılış; Tuva Türkçesi: fonetiktig sös;Rusça: styajeniye

 

Sözcük sonundaki ünsüzün, sonra gelen sözcüğün başındaki ünlüye bağlanışı.

İngilizce'de Ulama ne demek? Ulama ingilizcesi nedir?:

connection

Osmanlıca Ulama ne demek? Ulama Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

izafet, vasıl

Ulama hakkında bilgiler

Ulama, ünsüz ile biten bir sözcüğü, ünlü ile başlayan bir sözcük izlediğinde, birinci sözcüğün ikinci sözcüğe bağlanarak söylenmesidir. Yazımda gösterilmeyen bu durum, konuşma dilindeki söyleyiş kolaylığı nedeniyle ortaya çıkar.

Ulama tanımı, anlamı:

Konuşma : Görüşme, danışma, müzakere. Dinleyicilere bilim, sanat, edebiyat vb. konularda bilgi vermek için yapılmış olan söyleşi, konferans. Konuşmak işi.

Birinci : Sırada, önem sırasında en üstün olan kimse. Bir sayısının sıra sıfatı. Zaman, yer, sıra bakımından başkalarından önce gelen kimse, şey. Ulaşım araçlarında mevki, sınıf.

 

Ünsüz : Ünü olmayan, şöhretsiz. Ses yolunda bir engele çarparak çıkan ses, sessiz, sessiz harf, konson, konsonant.

İkinci : İki sayısının sıra sıfatı. Birinciden sonra gelen kimse veya nesne. Yeni, bir başka. Değer ve kalitece birinciden sonra gelen. Sırada önem bakımından birinciden sonra gelen.

Ünlü : Ün salmış olan, şöhretli, meşhur, şanlı, namlı, namdar, anlı şanlı. Ses yolunda bir engele çarpmadan çıkan ses, sesli, sesli harf, vokal: a, e, ı, i, o, ö, u, ü.

Söylenme : Söylenmek işi.

Ulam : Aralarında herhangi bir bakımdan ilgi veya benzerlik bulunan şeylerin tümü, makule, kategori. Nesnel gerçekliğin ve bilginin en genel ve temel özelliklerini, ilişkilerini yansıtan temel kavramların her biri, nicelik, nitelik, bağıntı, makule, kategori.

Ulamak : Eklemek, katmak, ilave etmek.

Parça : Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Müzik eseri. Nesne. Tane. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Güzel, alımlı kız veya kadın. Pasaj.

Katkı : Düğün günü davetlilerin öğleye kadar gönderdikleri armağan. Metal ve alaşımların hazırlanması sırasında içlerine katılan değişik nitelikteki maddeler. Bir şeye katılan başka bir madde. Bir işin yapılmasına, gerçekleşmesine emek, bilgi, para vb. ile katılma, yardım.

İlave : Arttırma, büyütme, abartma. Ek. Eklenmiş parça. Ekleme, ulama.

Arda : Ardıl. Maden üzerine kazıma yapmak ve çıkrıkta çevrilen şeyleri yontmak için kullanılan çelik kalem. İşaret olarak yere dikilen çubuk.

Kelime : Anlamlı ses veya ses birliği, söz, sözcük.

Bakım : Bir şeyin iyi gelişmesi, iyi bir durumda kalması için verilen emek. Birinin beslenme, giyinme vb. gereksinimlerini üstlenme ve sağlama işi. Bakma işi.

Hece : Hece ölçüsü. Bir solukta çıkarılan ses veya ses birliği, seslem.

Sözcü : Bir kurul, bir topluluk veya kişi adına söz söyleme, onun düşünce ve davranışlarını savunma yetkisi olan kimse.

Ek : Sonradan katılan, yapılan, dikilen, yapıştırılan parçanın belli olan yeri. Kelime türetmek veya kelimenin görevini belirtmek için kullanılan, başa, sona veya kelimenin içine eklenebilen, bağımlı dil bilgisi ögeleri, lahika. İki borunun birbirine birleştirildiği yer. Bir şeyin eksiğini tamamlamak için ona katılan parça. Eklenmiş, katılmış. Bir gazete veya derginin günlük yayımından ayrı ve ücretsiz olarak verdiği parça, ilave.

Ulama durumu : Sami dillerde kelimeler ulama haline girdikleri zaman bazı değişikliklere uğrarlar; tu değişik hallerine ULAMA DURUMU denir. Ulama durumuna girmeden önceki hallerine ise SALTIK DURUM ( Etat absolu ) adı verilir.

Ulamalı yazım : Bir öğrencinin başarı, devam, sağlık, ders dışı etkinlikler vb. bakımından eğitimsel geçmişi üzerinde oldukça kesin bir kanı edinmeye yarayan bilgilerin tümü.

Ulaman : Tekirdağ şehrinde, Şarköy belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

Ulamaotu : Atkuyruğu bitkisi.

Ulamayonca : Sulak yerlerde yetişen bir çeşit ot

Diğer dillerde Ulama anlamı nedir?

Fransızca'da Ulama : liaison [la]

Almanca'da Ulama : n. Zusatz

Rusça'da Ulama : n. дополнение (N), стяжение (N)