Upset türkçesi Upset nedir

  • Üzmek.
  • Altüst olmuş.
  • Bulanmış.
  • Şişirmek.
  • Altüst etmek.
  • Sinirli.
  • Başaşağı çevirmek.
  • Bulandırmak.
  • Alabora etmek.
  • Üzgün.
  • Bozulmuş.
  • Keyfini kaçırmak.
  • Devrilmiş.
  • Bozulmak.
  • Bozuk.
  • Yenmek (favori rakibi).

Upset ile ilgili cümleler

English: Ali became upset and began to cry.
Turkish: Ali üzüldü ve ağlamaya başladı.

English: Ali doesn't look that upset to me.
Turkish: Ali bana o kadar üzgün görünmüyor.

English: Ali doesn't want to do anything that will upset Mary.
Turkish: Ali Mary'yi üzecek bir şey yapmak istemiyor.

English: Ali is clearly upset about something.
Turkish: Ali bir şey hakkında açıkça üzgün.

English: Ali is going to be upset when he finds out that Mary forgot to pay the rent.
Turkish: Ali Mary'nin kirayı ödemeyi unuttuğunu öğrendiğinde üzülecek.

Upset ingilizcede ne demek, Upset nerede nasıl kullanılır?

Upset price : Açık artırmada satıcının koyduğu asgari fiyat. Açık artırma taban fiyatı. Açık artırmada belirlenen en düşük satış fiyatı. Asgari satış fiyatı. Müzayede taban fiyatı. Asgari fiyat.

Upset test : Şişirme deneyi.

Upset the apple cart : İçine etmek. Pişmiş aşa soğuk su katmak. Elma arabasını devirmek. Kaosa sebep olmak. Pişmiş aşa su katmak. Olayların sırasını karıştırmak. Bir çuval inciri berbat etmek.

 

Upset the applecart : Pişmiş aşa soğuk su katmak. Pişmiş aşa su katmak. Bir çuval inciri berbat etti. Bir şeyi mahvetmek veya içine etmek. Bir çuval inciri berbat etmek.

I have an upset stomach : Midem bulanıyor.

Upsetting : Aksama. Çökertme. Şişirilme. Yandan dövme. Çökme. Bozma. Üzüntü verici. Yığma. Üzücü. Dövme.

Ups and downs : Hayatın cilvesi. İnişler ve çıkışlar. Hayattaki iniş çıkışlar. Mutlu anlar ve mutsuz anlar. Hayatın cilveleri. İyi ve kötü zamanlar. Yüksekler ve alçaklar. Çıkışlar ve inişler. İniş yokuş. Hayattaki iniş ve çıkışlar.

Be upset : Ekşimek. Alabora olmak. Allak bullak olmak. Asabı bozulmak. Yenilmek (favori rakip). Ekşimek (mide). Bozuk olmak (mide). Üzgün olmak. Sinirli olmak. Altüst olmak.

The ups and downs : Değişiklik. İyi ve kötü zamanlar. Yokuş. Kah düşme kah kalkma. Hayatın cilvesi. İyi ve kötü günler. İniş yokuş. Hayattaki iniş ve çıkışlar. İnişler ve çıkışlar. Hayatın cilveleri.

A stomach upset : Mide bozukluğu.

İngilizce Upset Türkçe anlamı, Upset eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Upset ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Discomposedly : Telaşlı. Acele.

Cock a hoop : Neşeli bir şekilde. Kibirli. Eğlenceli bir şekilde. Övüngen. Neşeli. Mutlu bir şekilde. Coşkulu. Neşeyle. Çarpık. Hayatından memnun bir şekilde.

Bulk : Genişlemek. Kütle. Genellikle evrelerin sınır yüzeylerinden uzakta olan bölgelerini nitelemek için kullanılan, görece geniş oyluma dağılmış özdek kümesi. Geniş vücut. Büyütmek. Cüsse. Çoğunluk. Büyümek. En önemli kısım. Hacim.

 

Perturb : Dizgeyi niteliğini değiştirmeden biraz etkilemek. Tedirgilemek. Rahatsız etmek. Endişelendirmek. Bozmak. Aklını karıştırmak. Telaşlandırmak. Kaygılandırmak. Endişe uyandırmak. Fizik, kimya alanlarında kullanılır.

Covered up : Gizlemek. Kılık değiştirmek. Bir şeyi tamamen örtmek. Örtülü. Saklamak. Gizli tutmak. Örtbas etmek. Örtülmüş. Örtmek.

Afflicts : Başına bela olmak. Eziyet etmek. Acı vermek. Sarsmak. Kaygı vermek. Istırap vermek. Sıkıntı vermek.

Corrupt : Bozmak. Yiyici. Ahlaksız. Rüşvetçi. Yozlaştırmak. Bayağı. Bozmak (dili). -e rüşvet yedirmek. Kötü yola sürüklemek. Mahvetmek.

Sicker : Hasret. Özlemiş. Keyifsiz. Kusmak üzere. Usanmış. Dengesiz (kimse). Rahatsız. Kusarak çıkarmak. Midesi bulanmış.

Bollixing : Eline yüzüne bulaştırmak. İçine etmek. Yok etmek. Perişan etmek. Batırmak. Saçma. Berbat etmek. Saçmalık. Bozmak.

Sick : Usanmış. Keyifsiz. Kusmak. Hasret. Hasta. Dağınık. Özlemiş. İstifra etmek. İğrenç. Kusarak çıkarmak.

Upset synonyms : cast down, angrier, agitates, topsy turvy, overturn, aggrieve, charge up, keel over, turn upside down, bedevilled, clouds, overturned, blistering, distemper, break down, altered, disorganized, clutter up, darkens, indispose, bloats, blemished, abusive, browned off, broken, cranky, charge, aggrieving, distract, disrupted, screwed up, be corrupted, muddy.

Upset zıt anlamlı kelimeler, Upset kelime anlamı

Calm : Sakinleşmek (deniz). Dingin. Esintisiz. Ağırbaşlı. Sakinlik. Endişesiz. Durgun. Huzurlu. Serinkanlı. Dinmek (fırtına).

Organized : Teşkilatlı. Organize. Organize olmuş. Düzenlenmiş. Kurulmuş. Market örgütlü piyasa. Düzenli. Tertipli. Örgütlü. Teşekküllü.

Upset ingilizce tanımı, definition of Upset

Upset kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : That is, the price fixed upon as the minimum for property offered in a public sale, or, in an auction, the price at which property is set up or started by the auctioneer, and the lowest price at which it will be sold. To turn upwards the outer ends of (stakes) so as to make a foundation for the side of a basket or the like. Determined. An overturn. Also, to form (the side) in this manner. To set up. As, the wagon had an upset. Fixed. To become upset. The act of upsetting, or the state of being upset. To put upright. Used chiefly or only in the phrase upset price. Set up.