Utilize türkçesi Utilize nedir

Utilize ile ilgili cümleler

English: Atomic energy can be utilized for peaceful purposes.
Turkish: Atom enerjisi barışçıl amaçlarla kullanılabilir.

English: We had better utilize our natural resources.
Turkish: Doğal kaynaklarımızdan faydalansak iyi olur.

English: I have attempted to create a good essay which utilizes my Japanese, but my professor said that much of it was incorrect and that I have to do it all over again.
Turkish: Japoncam için faydalı olacak güzel bir yazı hazırlamaya çalıştım, ama öğretmenim yazıda epey yanlışlar olduğunu ve yeni baştan yazmam gerektiğini söyledi.

Utilize ingilizcede ne demek, Utilize nerede nasıl kullanılır?

Utilized : İstifade etmek. Yarar sağlamak. Kullanmak. Değerlendirilen. Faydalı hale getirmek. Değerlendirilmiş. Yararlanmak.

Utilized bone coal : Kemik kömürünün şeker çözeltisinin ağartılmasında kullanıldıktan sonra tekrar kömürleştirilmesinden elde edilen, en az % 1 5 fosfor içermesi koşul olan bir ürün. Kullanılmış kemik kömürü.

Utilized flux : Ölçme yüzeyine düşen ışık akısı. Yararlı akı.

Utilized oil : Kullanılmış yağ. Balık, et, patates gibi gıdaların lokanta veya hazır gıda imalathanelerinde yağlarla kızartılması sonucunda geriye kalan yağın süzülmüş hali, sarı yağ.

 

Utilizer : Kullanan. (amerikan ingilizcesi) kullanan. Kullanıcı. Kullanan veya fayda elde eden kişi (utiliser olarak da kullanılır). Faydalanan.

Reutilized : Tekrar kullanmak. Yeniden kullanmak.

Reutilizes : Tekrar kullanmak. Yeniden kullanmak.

Underutilize : Gerektiği şekilde kullanmamak. Bir şeyi tamamıyla kullanmakta başarısız olmak (ayrıca underutilise). Az kullanmak. Tam olarak kullanmamak. Uygun şekilde kullanmamak. Yeteri kadar yararlanmamak.

Utilizers : Kullanan veya fayda elde eden kişi (utiliser olarak da kullanılır). Kullanıcı. (amerikan ingilizcesi) kullanan. Faydalanan. Kullanan.

Reutilize : Tekrar kullanmak. Yeniden kullanmak.

İngilizce Utilize Türkçe anlamı, Utilize eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Utilize ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Exchange : Bir hak ya da malın başka bir hak ya da mal ile para kullanmadan başa baş değiştirilmesi. Değiştirmek. İki parçacığın tüm yerlemlerinin (uzay yerlemleri ve fırılı) karşılıklı olarak birbirleri ile değiştirilmesi. Bozdurmak. Değişim. Karşılıklı alıp vermek. Tecim ve yapım işleriyle uğraşan kişilerin alım, satım ve değişim amacıyla devlet denetimi altında iş yaptıkları yer. Kambiyo. Değiş-tokuş. Eksiciklerin tek tek belirlenememesi yüzünden, eksicikler karşılıklı yer değiştirince gözlenebilir niceliklerin değişmez kalması olayı.

Pay : Para vermek. Etmek. Cezasını çekmek. Kar getirmek. Yararı olmak. Para ödemek. Ödemek. Karşılığını vermek. Vergin.

 

Milk : Yolmak. Sütümsü madde. Süt sağmak. Süt. Sağmak (inek). Sağmak. Sömürmek. Memeli hayvanlarda yeni doğan yavrunun beslenmesi için süt bezlerinden salgılanan besin maddesi. bazı bitkilerin süt renginde ve kıvamında özel sıvısı. Çekmek.

Play : Hareket etmek. Sunmak. Kımıldamak. Oyuncunun çeşitli ses, el, kol, mimik anlatmalariyle bir kişiyi canlandırması ya da göstermesi. bir tiyatro yapıtındaki belli bir karakteri canlandırmak ya da bir tipi göstermek. Tutmak ( ye). Oyuncunun gerekli ses uygulayımı ve gövde hareketleri ile bir oyun kişisini canlandırması ya da göstermesi. Oyunluktaki belirli bir kişiyi canlandırmak. Numarası yapmak. Uzak bir amacı ya da ileriye dönük bir memnunluk duygusu ile ilişkisi olmayan, amacı özünde bulunan zevk verici herhangi bir etkinlik. Çalmak (müzik terimi).

Comments : Eleştirmek. Düşüncesini açıklamak. Görüşler. Açıklama. Yorumlar. Açıklamalar. Yorumlamak. Açıklayıcı bilgi.

Consecrate : Adak adamak. Adamak. Takdis etmek. Vermek (dini bir törenle belirli bir unvan). Hasretmek. Tahsis etmek. Kutsallaştırmak. Kutsamak. Kutsal sayılmak. Vakfetmek.

Follow up : Ardını bırakmamak. İzlemek. İzinde olmak. Başka bir şey yaparak bir şeyi tamamlamak. İzleme. İzle. Peşini bırakmamak. Sürdürmek. Sonuna kadar götürmek.

Make capital out of : -den yararlanmak. Basamak olarak kullanmak. Sömürmek. Birinden faydalanmak. Çıkar sağlamak. -den çıkar sağlamak. Çıkar temin etmek.

Pull out all the stops : Tüm olanaklarını seferber etmek. Elinden geleni yapmak. Tüm olanakları kullanmak. Elinden gelen her şeyi yapmak. Var gücüyle çalışmak. Göbeği çatlamak. Tüm şartları zorlamak.

Utilize synonyms : put to work, draw upon, assign, take, reuse, benefitting, ply, capitalize on, economizes, apply, utilizes, cash in on, appreciate, naps, nap, profit by, reprocess, avail, appraises, give, extend, appreciated, utilized, capitalising, call forth, drive, utilise, commit, tap, applies, appraise, dispose of, pay dividends.

Utilize ingilizce tanımı, definition of Utilize

Utilize kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To utilize one`s opportunities. To make use of. To turn to profitable account or use. To make useful. As, to utilize the whole power of a machine.