Uyarı nedir, Uyarı ne demek

"Uyarı" ile ilgili cümleler

  • "Romancının uyarılarından habersiz kaldınız." - A. Ağaoğlu

Bilgisayar Terimi olarak kelime anlamı:

[Bakınız: dikkat]

Güreş terimi olarak anlamı:

Yapılan yanlışın yinelenmesinden ötürü hakemce yapılmış olan dikkat çekme. (Uyarı alan güreşçi kötü puan alır.)

Bilimsel terim anlamı:

Yürüyüş yarışlarında, yerle aralıksız dokunma kuralından uzaklaşan yürüyüşçüye, yargıcının bir kez olmak üzere ak bayrak kaldırarak yaptığı uyarı.

İngilizce'de Uyarı ne demek? Uyarı ingilizcesi nedir?:

caution, alarm, alert, warning

Osmanlıca Uyarı ne demek? Uyarı Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

ihtar

Uyarı anlamı, tanımı:

Erken uyarı : Saldırıyı veya doğal felaketi başlangıç sırasında haber veren uyarı.

Uyarıcı : Uyarma özelliği olan, uyaran, münebbih.

Uyarıcılık : Uyarıcı olma durumu.

Uyarılma : Uyarılmak işi.

Uyarılmak : Uyarma işine konu olmak. Uyandırılmak.

Uyarım : Bir uyarma sebebiyle herhangi bir kasta, salgı bezinde olan açık veya gizli değişme. Bir uyaran karşısında organizmanın gösterdiği tepki, tembih.

Uyarınca : Gereğince, mucibince.

Uyarış : Uyarma işi.

Sorun : Araştırılıp öğrenilmesi, düşünülüp çözümlenmesi, bir sonuca bağlanması gereken durum, mesele, problem. Sıkıntı veren durum, dert.

 

Çekme : İş yaparken giyilen bir şalvar türü. Parmak veya mızrapla çalınan çalgı. Çekilerek giyilen veya kullanılan. Düzgün biçimli. Çekmece. Vücut bölümlerinin bükücü kas gücü ile bir direnci kendisine yaklaştırması. Ağacın yapısındaki nem oranının azalması sonucu boyutlarının küçülmesi. Çekmek işi. Yüksekteki ince dalları çekip kesmeye yarar, ay biçiminde, uzun saplı, ağzı tırtıklı bıçak.

İkaz : Uyandırma. Uyarma, uyarı, dikkat çekme, ihtar, tembih.

İhtar : Uyarma, dikkat çekme, uyarı. Bir şeyi birine hatırlatma.

Tembih : Uyarım. Bir şeyin belli biçimde ve yolda yapılmasını söyleme, bunu üsteleyerek hatırlatma, uyarı, uyarma.

Organizma : Herhangi bir canlı varlık. Canlı bir varlığı oluşturan organların bütünü, uzviyet.

Güç : Zorlukla. Bir cihazın, bir mekanizmanın iş yapabilme niteliği. Fizik, düşünce ve ahlak yönünden bir etki yapabilme veya bir etkiye direnebilme yeteneği, kuvvet, efor. Büyük etkinliği ve önemi olan nitelik. Siyasi, ekonomik, askerî vb. bakımlardan etki ve önemi büyük olan devlet, devletler topluluğu. Bir akarsuyun aşındırma ve taşıma yeteneği. Yeterliliğini ve güvenilirliğini kanıtlamış kimse. Bir ulus, bir ordu vb.nin ekonomik, endüstriyel ve askerî potansiyeli. Ağır ve yorucu emekle yapılan, çetin, müşkül, kolay karşıtı. Sınırsız, mutlak nitelik. Bir olaya yol açan her türlü hareket, kuvvet, takat. Bir toprağın verimlilik yeteneği. Birim zamanda yapılmış olan iş.

 

Uyarı aracı : Yangın gibi tehlike anında tiyatro yapısı içinde bulunan kişileri uyaran araç.

Uyarı belirteci : (alarm belirteci) Bir arıza durumunda, görsel ve işitsel uyarılarla operatörün dikkatini çeken aygıt.

Uyarı cevabı : Herhangi bir uyarıya cevap olarak bir hücre, organ ya da organizmanın göstermiş olduğu durum değişikliği. Oryantasyon.

Uyarı dönemi : Özellikle solunum anestezisinde aşırı hareketlerle belirgin II. devre, deliryum dönemi.

Uyarı düzeni : Bir tehlike durumunda tiyatro yapısı içindeki kişileri uyaran aygıt.

Uyarı eki : Okuyanı uyarma amacıyla yazılımların altına ya da kenarlarına eklenen ve "iyi dikkat ediniz" anlamına gelen uyarı niteliğindeki açıklamalar.

Uyarı ışığı : Oyunun belli yerlerinde sahnedeki görevlileri uyaran ışık. Giriş ve çıkışları, başlayış ve bitiş yerlerini gösteren ışık.

Uyarı ışığı denetim tablosu : Oyunun başlangıcını, bitişini gösteren, giriş çıkışlar için uyaran ışığın denetlendiği tablo.

Uyarı iletisi : Bir derleme listesinde, sözdizim bakımından benimsenebilir nitelikte bir deyim söz konusu olmasına karşın, bir yanlış olasılığını kullanıcıya bildirmek amacıyla yer verilen herhangi bir ileti.

Uyarı ses : Sokrates'in içinde duyduğu uyarıcı ses; bu ses onu yapmaması gereken (usa uygun olmayan, kişiliği ile bağdaşmayan) eylemlerden alıkoyar, ancak ne yapması gerektiğini de hiç bir zaman söylemez.

Uyarı ile ilgili Cümleler

  • Seni son kez uyarıyorum.
  • Burak Tuğba'ya "O bir uyarı mıydı?" diye sordu.
  • Uyarı: desteklenmeyen karakterler '_' karakteri kullanarak gösterilir.
  • Uyarılar gözardı edildi.
  • Onlar beni uyarıncaya kadar tehlikenin farkında değildim.
  • Uyarı, önünüzdeki adam raporlu bir deli!
  • Senin küçümseyen uyarılarından bıktım.
  • Uyarıldım.
  • Uyarı, müstehcen yasaktır.
  • Uyarı: desteklenmeyen karakterler '_' karakterini kullanarak gösterilir.
  • Uyarı için teşekkürler.
  • Sen önceden uyarıldın.
  • Bunu ciddiye almamız gerektiğini gösteren bir uyarı bu.
  • Ebeveynler çocuklarını onlara yabancılar tarafından verilen yiyecekleri yememesi konusunda uyarırlar.

Diğer dillerde Uyarı anlamı nedir?

İngilizce'de Uyarı ne demek? : adj. warning, admonitory

n. warning, notice, advice, tip off, caution, admonition, caveat, commination, demerit, demerit mark, exhortation, injunction, lecture, monition, remark, remonstrance

Fransızca'da Uyarı : sommation [la]

Almanca'da Uyarı : n. Hinweis, Vermahnung, Verweis

Rusça'da Uyarı : n. предупреждение (N), предостережение (N)

adj. предупредительный