Uymak nedir, Uymak ne demek

  • Ölçüleri birbirini tutmak.
  • Uygun düşmek, münasip olmak.
  • Renk, biçim vb. yönünden birbirini tutmak, uygun düşmek.
  • Bağlı kalmak, tabi olmak.
  • Zevke, anlayışa uygun düşmek
  • Bir inanca, bir anlayışa, bir duruma veya egemen bir güce uygun davranışta bulunmak, riayet etmek.

"Uymak" ile ilgili cümle

  • "Ayakkabı ayağına iyi uydu."
  • "Birtakım kayıt ve şartlara uymalıydı."
  • "Her cihette birbirine uyacak kadın erkek bulmak dünyada kabil değildir." - H. C. Yalçın
  • "Şu acayip sevdaları bırak, muhite uy, zamana uy, hayatını mükemmel kazanırsın." - P. Safa
  • "Kravat ceketine uymuş."
  • "Sizin tutumunuz bizim görev anlayışımıza uyuyor."

Yerel Türkçe anlamı:

Çatmak, kavga başlatmak.

Kız kendi isteğiyle kocaya kaçmak

Kız, erkekle kaçmak.

Denk gelmek, uygun gelmek: Bazarlık uymadı.

Muvafakat etmek, muvafık hareket etmek

Kötü bir söz ya da davranışa, benzer biçimde karşılık vermek.

Kanmak

Diğer sözlük anlamları:

Çatmak, sataşmak.

İngilizce'de Uymak ne demek? Uymak ingilizcesi nedir?:

fit, snap-in

Uymak tanımı, anlamı:

Uyaroğlu : Bulunduğu ortama ve koşullara kolaylıkla uyum sağlayan kimse.

Aklına uymak : Başka birinin düşüncesine göre iş yapmak, davranmak.

Araziye uymak : Ortama, çevreye uymak. görünmemeye çalışmak.

Cemaate uymak : İçinde bulunulan bir topluluğa uyarak davranmak.

 

Havasına uymak : Bulunduğu çevre ve ortamı benimsemek. birinin huyunu almak.

İzine uymak : Düşünce ve davranışlarını benimsemek.

Kafasına uymak : Aklına uymak.

Nefsine uymak : Bedenin isteklerine uymak, günah işlemek.

Ortama uymak : Çevreye uyum sağlamak.

Şeytana uymak : Doğru yoldan ayrılarak kötü bir şey yapmak. günah işlemek.

Tıpatıp uymak : Her yönüyle uygun olmak, benzemek.

Zamana uymak : Davranışlarını içinde bulunulan günün şartlarına uydurmak.

Ölçü : Bir niceliği, o nicelik için kabul edilmiş birimlerden birine göre oranlayarak değerlendirme, mizan. Bu değerlendirmede kullanılan birim, ölçme birimi. Belirlenmiş boyut. Bir ezginin eşit bölümlere ayrılışı. Ölçme sonucu bulunan rakam. Ölçüt. Aşırı olmama, ılımlı, uygun olma durumu. Değer, itibar. Bir şiirdeki dizelerin hece ve durak bakımından denk oluşu, vezin.

Tutmak : Yanında bulundurmak, alıkoymak. Denetimi ve yetkisi altına almak. Askerlikte, bankacılıkta durdurmak, blokaj. Alacağa veya vereceğe saymak. Sarmak, bürümek. Bir sanat eseri geniş ilgi görmek. Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak. Sunmak. Biriktirmek, tasarruf etmek. Uygun gelmek, çelişmez olmak. Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, markaja almak. İş görebilmek. Herhangi bir durumda bulundurmak. Hizmetine almak veya kiralamak. Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak. Beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak. Gereğini yapmak, yerine getirmek. Varsaymak, farz etmek. Bir kimsenin yerini almak. Ulaşmak, varmak. Elde bulundurmak, ele almak. Otobüs, vapur, uçak vb. hasta etmek. Benimsemek, beğenmek. Sürmek, zaman almak. Kullanmak. Kaplamak. Asılmak, kuvvetlice sarılmak. Kapatmak, sarmak. Bir şey düşünmek. Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak. Para toplamı ...-e varmak, değeri olmak. Desteklemek, birinden yana çıkmak. Hedef olarak almak. Avlamak. Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek. Bırakmamak. Yaklaştırmak. Uğramak. Beklenen sonucu vermek. Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek. İzlemek. İşgal etmek. Bir yerde kalmasını sağlamak. Bir şeyi kullanması için uzatmak. Bağlamak. Başlamak. Ele geçirmek, yakalamak.

 

Renk : Cisimler tarafından yansılanan ışığın gözde oluşturduğu duyum. Çeşitlilik. Nitelik.

Biçim : Tarz. Herhangi bir şeyin benzeri. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Biçme işi. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl.

Uygun : Yakışır, yaraşır, mutabık, mütenasip. Orantılı, oranlı. Elverişli, yarar, müsait, muvafık.

Düşmek : Vurmak, değmek, rastlamak. Yakışık almak. Bulunmak. Hava taşıtları kaza sonucu hızla yere inerek çarpmak. Belirli zamana rastlamak. Ödevi veya yetkisi içinde bulunmak. Fırsat çıkmak. Vücuda bol gelen giysi aşağı kaymak. Durduğu, bulunduğu, tutunduğu yerden ayrılarak veya dayanağını, dengesini yitirerek yukarıdan aşağıya inmek. Olmak, olumsuz bir duruma girmek. İşbaşından uzaklaşmak. Bir bölüşme sonunda payına ayrılmak. Hızı, gücü, değeri azalmak. Isı, basınç, ateş vb. eksilmek, azalmak. Eksilmek. Biriyle yaşama, çalışma, birlikte olma durumunda kalmak. Uğramak, kapılmak. Yağmak. Yakışmak, uygun gelmek. Savaşta savunulmaz duruma gelerek teslim olmak. Yer çekiminin etkisiyle boşlukta, yukarıdan aşağıya inmek. Bayağılaşmak. Telefon, sanal ağ vb. alanlarda bağlantı kurmak. Bazı deyimlerde "yürümek, birlikte gelmek" anlamlarında kullanılan bir fiil. Aşırı ilgi veya sevgi göstermek. Alışmak, müptela olmak. Vakti gelmeden ölü doğmak. Yere devrilmek, yere serilmek. Kötü yola girmek. Atlanmak, aradan çıkmak, eksik kalmak. Bir yere ansızın gelmek, damlamak, tesadüfen gelmek. Düşkünleşmek. Kötü bir sebeple istenmeden bir yerde bulunmak.

Zevk : Hoşa giden veya çekici bir şeyin elde edilmesinden, düşünülmesinden doğan hoş duygu, haz. Tat, lezzet. Eğlence. Güzeli çirkinden ayırt etme yetisi, beğeni.

Bağlı : Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Kapatılmış olan, kapalı. Bir bağ ile tutturulmuş olan. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Sınırlanmış, sınırlı.

Kalmak : Herhangi bir durumu sürdürmek. Bir işi belli bir noktada bırakmak, ara vermek. Konaklamak, konmak. Varlığını korumak, sürdürmek. Olduğu yeri ve durumu korumak, sürdürmek. Zaman, uzaklık veya nicelik belirtilen miktarda bulunmak. Sınırlanmak. Eğleşmek. Yetinmek. Olmak, herhangi bir durumda bulunmak. Oyalanmak, vakit geçirmek. Hayatını sürdürmek, yaşamak. Miras olarak geçmek. Bir şeyle kaplanmak, bir şeye bulanmak. Sınıf geçmemek. İleriye atılmak, ertelenmek. Yapamamak. Oturmak, yaşamak. İşlemez, yürümez duruma gelmek. Belli bir gelirle geçinmek zorunda bulunmak. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e), -ıp (-ip) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur.

Tabi : Basıcı. Yayımcı. Bağımlı.

Olmak : Yaklaşmak, gelip çatmak. Yetişmek, olgunlaşmak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Sürdürmek, yürütmek. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Geçmek, tamamlanmak. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Herhangi bir durumda bulunmak. Yitirmek, elinden kaçırmak. Sarhoş olmak. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Yol açmak. Bulunmak. Gerçekleşmek veya yapılmak. Uymak, tam gelmek. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak.

Münasip : Beğenilen, hoşa giden. Uygun, yerinde.

Uymak ile ilgili Cümleler

  • Yasalara uymak görevimizdir.
  • Ona uymaktan başka bir şey yapamam.
  • Babanın kim olduğu umurumda değil. Hala benim emirlerime uymak zorundasın.
  • Kurallara uymak çok önemlidir.
  • Biz uymak istiyoruz.
  • Yasaya uymak zorundayız.
  • Onlara uymak zorunda değiliz.

Diğer dillerde Uymak anlamı nedir?

İngilizce'de Uymak ne demek? : v. adapt, suit, go with, become, go together, match, conform, fit, follow, abide by, agree, obey, accommodate oneself, accord, answer, assort, chime, chime in with, coincide, comply, comply with, comport, consist, consort, correlate, correspond

Fransızca'da Uymak : s'adapter, se conformer, obéir, s'ajuster, s'harmoniser, se conformer, correspondre, déférer, mouler, s'appliquer, se modeler, se plier à, se raccorder

Almanca'da Uymak : v. assimilieren, beachten, befolgen, beobachten, dareinfinden, entsprechen, fügen: sich fügen, gesellen: sich gesellen, kongruieren, passen, respektieren, stimmen, stimmen zu, treffen: sich treffen

Rusça'da Uymak : v. соответствовать, гармонировать, сочетаться, подходить, годиться, слушаться, соблюдать, блюсти, повиноваться, приспосабливаться, держаться, соблюсти, приспособиться