Uyuşturucu nedir, Uyuşturucu ne demek

Uyuşturucu; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

  • Uyuşturma özelliği olan, uyuşturan (madde), narkotik.
  • Hareketten, gereği gibi düşünmekten alıkoyan

"Uyuşturucu" ile ilgili cümle

  • "Bizim kafamızı kaynatan yeni fikirler, onun için kafa uyuşturucu bir kulak uğultusu idi." - F. R. Atay

Osmanlıca Uyuşturucu ne demek? Uyuşturucu Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

münevvim

Uyuşturucu anlamı, tanımı:

Narkotik : Uyuşturucu.

Uyuşturucu madde : Morfin, kokain, eroin, afyon, esrar gibi duyulara uyuşukluk veren madde.

Uyuşturuculuk : Uyuşturucu olma durumu.

Uyuşturma : Uyuşturmak işi.

Hareket : Yola çıkma. Devinim. Vücudu oynatma, kıpırdatma veya kımıldanma. Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri. Davranış, tutum. Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi. Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi. Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon. Deprem. Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılmış olan ilerlemeler, akım.

Düşünmek : Zihniyle arayıp bulmak. Bir sonuca varmak amacıyla bilgileri incelemek, karşılaştırmak ve aradaki ilgilerden yararlanarak düşünce üretmek, zihinsel yetiler oluşturmak, muhakeme etmek. Tasarlamak. Bir şeye karşı ilgili ve titiz davranmak. Akıl etmek, ne olabileceğini önceden kestirmek. Farz etmek. Tasalanmak, kaygılanmak. Aklından geçirmek, göz önüne getirmek.

 

Gibi : İmişçesine, benzer biçimde. -e benzer. O anda, tam o sırada, hemen arkasından. -e yakışır biçimde.

Uyuşturucu balığı : Bir balık çeşidi.

Uyuşturucu özdek alışkanlığı : Türlü toplumsal ve ruhsal etkenler sonucu bir uyuşturucu özdeği düzenli biçimde, gönüllü olarak ve ruhsal bir bağımlılıkla (yokluğu bunalmaya yol açacak biçimde) kullanma alışkanlığı,

Uyuşturucu ile ilgili Cümleler

  • Ali uyuşturucu bağımlılığı ile mücadele etti.
  • Uyuşturucu bağımlısıdır.
  • Bu eski çocuk oyuncu daha sonra bir uyuşturucu bağımlısı oldu.
  • Ali bir uyuşturucu bağımlısıydı.
  • Uyuşturucu almak sigara içmekten daha kötüdür.
  • Annesinin bir uyuşturucu bağımlısı olduğunu söyledi.
  • Uyuşturucu ile ilgili suçlar konusunda Doyle'nin çalışmasında sunulan argüman bir beyaz kağıt olarak ilk kez yayımlandı.
  • Asla uyuşturucu ilaçlar içmedim.
  • Uyuşturucu kullandığından ekipten atıldı.
  • Uyuşturucu kullanıyor musun?
  • Uyuşturucu almam.
  • Uyuşturucu bağımlılığın var mı?
  • Hiç uyuşturucu bulunamadı.
  • Ali Mary'nin içkisine uyuşturucu ilaç kattı.

Diğer dillerde Uyuşturucu anlamı nedir?

İngilizce'de Uyuşturucu ne demek? : adj. narcotic, anaesthetic [Brit.], anesthetic, anodyne, knockout, opiate, somniferous, stupefacient

n. drug, narcotic, stuff, hop, junk, opiate

Fransızca'da Uyuşturucu : anesthésique, stupéfiant/e

Almanca'da Uyuşturucu : adj. betäubend, narkotisch

Rusça'da Uyuşturucu : n. наркотик (M)

adj. успокаивающий, анестезирующий, наркотический, дурманящий