Uzan nedir, Uzan ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Uzun.

Uzan ile ilgili Cümleler

  • Uzanacağım.
  • Uzanmadığını biliyorum.
  • Biraz uzanmalıyım.
  • Uzan ve uyu.
  • Tom'un yere uzanmasına izin verme.
  • Bu çime ilk kez uzandım.
  • Uzanmanı istiyorum.
  • Ali kanepede uzanıyor, bir TV gösterisi izliyor.
  • Kımıldamadan uzanmalısın.
  • Uzanmalısın.
  • “Eli ne vakit harama uzandı?”
  • Birazcık uzanmak zorundayım.
  • Neden uzanmaya gitmiyorsun?
  • Uzanmak ve bir süre dinlenmek istiyorum.

Uzan ile ilgili Atasözü veya Deyim

eli harama uzanmak : dini bakımdan yasaklanmış bir işe yönelmek.

kedi yetişemediği (veya uzanamadığı) ciğere pis (veya murdar) dermiş : “kişi, elde edemediği şeyi istemiyormuş, beğenmiyormuş gibi görünür” anlamında kullanılan bir söz.

Uzan anlamı, kısaca tanımı

Çözümsel uzanım : Bir çözümsel işlevin tanım bölgesinin genişletilmesi. Tanım bölgesi genişletilmiş çözümsel işlev

Doğu uzanımı : Gökküresi üzerinde Güneş'in doğu yanında bulunan bir gezegenin Güneş'e olan açısal uzaklığı; gezegen-Yer-Güneş açısı.

İki seksen uzanmak : Bir çarpma, vurma sonucu boylu boyunca serilmek.

Kol uzantı : Derinlerdeki büyük magma kütlelerinden ya da damardan yanlardaki kayaçların içine doğru kama gibi giren ve genel olarak bunlarla bağlantısı olan kol biçiminde uzantı.

 

Lateral uzantılar : Yan uzantılar.

Sinir hücresi uzantısı : Akson.

Sinirsel uzantı : (karşılık: nöral uzantı), Sinirsel yayın, yukarı doğru, iğne gibi uzamış parçası.

Uzanabilme : Uzanabilmek işi.

Uzanabilmek : Uzanma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Uzanca : Bilinen verilere dayanarak bir ölçüm değerinin gelecekte ya da geçmişteki değerini kestirme yordamı.

Uzancalı yordam : Bireye, ilk bakışta açık bir anlamı bulunmayan uyarıcı bir durum sunarak bu durum karşısında gösterdiği özgür tepkilerle dile getirdiği yanıtlar aracılığıyla kendisini yansıtma olanağı veren ölçme yordamı, bk. dolaylı yordam, kestirimci inceleme.

Uzandırmah : Koşturmak.

Uzanım yarışı : Herhangi bir uzanımda yapılan ve yarışçıların, varış sıralarına göre değerlendirildiği bir yarış türü.

Uzanıverme : Uzanıvermek işi.

Uzanıvermek : Çabucak uzanmak.

Uzanlatım bilimi : Güzel yapıtlarda düşüncelerin, duyguların, imgelerin doğuş ve değerlerini; bunların anlatımında tutulacak yolları konu edinen bir yazın bölümü.

Uzannama : Masal.

Yan uzantılar : Tek katlı yassı hücrelerin karşılıklı olarak sitoplazma uzantıları göndererek birbirlerine sıkıca bağlanmaları, lateral uzantılar.

Yanal uzanma : Bir katmanın yanlardan yayılması.

Yatay uzanma : Bir katmanın yatay doğrultuda yayılması.

Yetki uzanımı : Bir kent yönetimine, kendi sınırları dışında da uygulanabilmek üzere bayındırım ve denetim yetkisi verilmesi.

Uzanılma : Uzanılmak durumu.

Uzanılmak : Uzanma işi yapılmak.

Uzanım : Nitelik, özellik, ölçü, boyut. Titreşim durumunda bulunan bir noktanın, herhangi bir anda titreşim merkezinden uzaklığı. Yerden herhangi bir gezegene ve Güneş'e uzanan iki doğrultu arasındaki açı.

 

Uzanış : Uzanma işi.

Uzanma : Uzanmak işi.

Uzanmak : Boylu boyunca yatmak. Yetişmek, ulaşmak. Bir alana yayılmak. Sarkıntılık etmek. Bir şey boyunca sıralanmak. Gitmek. Vücudunu yöneltmek veya vücuduyla birlikte kolunu uzatmak.

Uzantı : Bazı nesnelerin herhangi bir yerinde görülen uzamış bölüm. Ana konumdaki bir bütünün, özün veya durumun, kendisinden ayrı görülen ancak aynı yapısal özellikleri içeren parçası.

Diğer dillerde Uzamsal yapı anlamı nedir?

Osmanlıca Uzamsal yapı : mekân bünyesi