Vücut nedir, Vücut ne demek

Vücut; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Vücut" ile ilgili cümle

  • "Koltukta vücudunu bir yandan bir yana çevirirken âdeta inliyor." - R. N. Güntekin

Orta Öğretim alanındaki anlamı:

gövde, ten (biyoloji)

Zooloji alanındaki anlamı:

Bir hayvan ya da bitkinin bütün fiziksel ve kimyasal organizmasından oluşan yapısı.

İngilizce'de Vücut ne demek? Vücut ingilizcesi nedir?:

body

Fransızca'da Vücut ne demek?:

corps

Vücut hakkında bilgiler

[Bakınız: beden]

Vücut ile ilgili Cümleler

  • Sen şişman değilsin. Sen düzgün vücutlusun.
  • Vücut ısı değişimlerine hızlıca adapte olur.
  • O sakallı bir kadın mı yoksa kadın vücutlu bir adam mı?
  • Vücut için gıda neyse; zihin için de kitap odur.
  • Diyet yapan ve vücut ağırlığının yüzde onuna kadar bir oranda kilo vermiş olan her on kişiden sekizi, beş yıl içinde bu kiloları geri almaktadır.
  • Bir kan pıhtısı cilt üzerinde ortaya çıktığında iyidir ve vücut içinde ortaya çıktığında kötüdür.
  • Vücut için uygun bir cenaze yap böylece ruh cennete ulaşabilir.
  • Vücut kitle endeksi 25 ile 29 arasında olan bir kişi kilolu olarak düşünülmektedir.
  • Vücut birkaç hafta da çürümelidir.
  • Vücut ekstra kaloriyi yağa dönüştürür.
  • Ebola vücut sıvıları yoluyla insandan insana yayılır.
  • Vücut ısısı yükseliyor, nabız yükseliyor... Onun oksijen eksikliği durumu var.
  • Kutup ayısının annesi dört aydır bir şey yemedi ve vücut ağırlığının yarısını kaybetti.
  • Daha büyük kilise organları insanların duymadığı vücutlarında titreşim olarak hissettiği ses ötesi kullanıyor.
 

Vücut anlamı, kısaca tanımı:

Beden : Canlı varlıkların maddi bölümü, vücut. Vücudun, baş, kol ve bacak dışında kalan bölümü, gövde. Giysilerde ölçü. Kale duvarı.

Vücut bulmak : Oluşmak.

Vücut vermek : Vücuda getirmek.

Vücut yapmak : Kas geliştirici hareket ve sporlarda bedeni güçlü duruma getirmek.

Vücuda gelmek : Ortaya çıkmak, oluşmak, meydana gelmek, olmak.

Vücuda getirmek : Meydana getirmek, var etmek.

Vücudunu ortadan kaldırmak : Öldürmek.

Vücuttan düşmek : Zayıflamak.

Vücut dili : Beden dili.

Vücut ısısı : Vücut sıcaklığı.

Vücut sıcaklığı : Vücutta olması gereken normal ısı, vücut ısısı.

Tek vücut : Hep birlikte.

Vahdetivücut : Varlık birliği.

Yekvücut : Hep birlikte.

Vücutça : Vücut bakımından, vücudun durumuna göre.

Vücutlu : Vücudu iri ve şişman olan.

Tek vücut olmak : Birlikte hareket etmek.

İnsan : Âdemoğlu, âdem evladı. Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse). Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı.

 

Hayvan : Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse). Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık.

Gövde : Bir şeyin asıl bölümü. Kesilmiş hayvanın, sakatatı alındıktan sonraki durumu. Hayvanlarda baş, ayak ve kuyruktan geri kalan bölüm. Ad ve fiil köklerinden yapım ekleriyle türetilmiş kelime. İnsan bedeninde baş, kol ve bacaklar dışında kalan bölüm. Ağaç ve bitkilerin dallarının dışında kalan ana bölümü.

Varlık : Kalıcı olan, gelip geçici olmayan şey. Ömür, hayat. Var olma durumu, mevcudiyet. Önemli, yararlı, değerli şey. Canlı varlıkların sayısal yoğunluğu veya dağılımı, popülasyon. Para, mal, mülk, zenginlik, variyet. Var olan her şey.

Veya : Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz. Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut.

Var : Elde bulunan her şey. Mevcut, evrende veya düşüncede yer alan, yok karşıtı. Sahiplik bildiren olumlu ad cümleleri kuran bir söz.

Olma : Olmak işi.

Vücut atıkları : Çoğunluğunu yemin sindirilmemiş kalıntılarının oluşturduğu, başlıca ham selüloz, mineral maddeler, sindirim kanalı sıvılarının kalıntıları, mukus, bakteri vb. içeren ve hayvan vücudundan dışkı olarak dışarı atılan maddeler.

Vücut biti : [Bakınız: giyim biti] çamaşır biti.

Vücut boşluğu : (biyoloji) Sölom boşluğu; iç organların içinde bulunduğu vücut duvarının iç bölgesi ile sindirim kanalının dış bölgesi arasında kalan boşluk.

Vücut çalımı : Bir oyuncunun, önüne çıkan karşı takım oyuncusunu kıvrak vücut devinimleriyle geçip topla birlikte ondan uzaklaşması.

Vücut hücresi : [Bakınız: somatik hücre] Canlılarda eşey hücreleri haricindeki diğer hücreler, somatik hücre, soma hücresi.

Vücut ışınımölçeri : Vücudun yaydığı toplam gama ışınımı düzeyini (frenleme ışınımı dahil) ölçmeye yarayan aygıt.

Vücut kondüsyon skoru : Bir ineğin veya koyunun vücudunda yağın deri altında, kas aralarında ve iç organların çevresinde oluşturduğu dağılımın göstergesi olan ve hayvanlara uygulanan beslenme programının etkinliğinin belirlenmesinde kritik öneme sahip 0 ’dan (çok zayıf) 5’e (çok şişman) kadar numaralarla ifade edilen bir ölçü.

Vücut kromozomu : (karşılık: otozom), (Yun. autos=kendi,Yun. soma = vücut), Her iki eşeyde de benzer olan ve çift halde bulunan bayağı kromozomlardan herbiri.

Vücut ölçüleri : Kol, bacak, göğüs, boyun v. b. vücut bölümlerinin gelişme oranlarını izlemeye yarayan ölçüleri.

Vücut örtüsü rengi : Hayvanlarda vücudu örten kılların birlikte gösterdikleri renk veya renk bütünü.

Diğer dillerde Vücut anlamı nedir?

İngilizce'de Vücut ne demek? : adj. personal, somatic

n. body, corporality, flesh, form, organism, person, system

Almanca'da Vücut : n. Figur, Körper, Korpus, Leib

Rusça'da Vücut : n. тело (N), стан (M), комплекция (F), плоть (F), нахождение (N), существование (N)

adj. телесный, плотский