Vaziyet nedir, Vaziyet ne demek
Vaziyet; kökeni arapça dilinden gelmektedir.
"Vaziyet" ile ilgili cümle
- "Çocuklarının vaziyeti, istikbali seni alakadar ediyorsa biraz kendi âleminden çıkar, onlarla meşgul olursun, anladın mı?" - A. M. Dranas
- "Kasaba coğrafi vaziyeti yüzünden lodosu, poyrazı pek az tutan bir limanda kurulmuştur." - S. F. Abasıyanık
Veterinerlik alanındaki anlamları:
Doğum sırasında yavrunun belirli bir noktasıyla apertura pelvis kranyalisin belirli noktaları arasındaki ilişki, pozisyon.
İngilizce'de Vaziyet ne demek? Vaziyet ingilizcesi nedir?:
position
Vaziyet kısaca anlamı, tanımı:
Vaziyet almak : Karşı çıkmak. belli bir durum veya davranış biçimini benimsemek, tavır almak, tavır takınmak.
Vaziyeti kurtarmak : Herhangi bir güç durumdan sıyrılmak.
Vaziyet etmek : El koymak.
Esas vaziyet : Esas duruş.
Esas vaziyete geçmek : Hazır ol durumunu almak.
Durum : Duruş biçimi, konum, tavır. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.
Tavır : Durum, vaziyet, hâl. Kişiden beklenen davranış biçimi. Bir olay, bir durum karşısında kişinin takındığı davranış.
Konum : Bir şehrin uzak ve yakın çevresiyle her türlü ilişkisini sağlayan ve şehrin gelişmesini etkileyen coğrafi şartlarının bütünü. Bir kimsenin veya bir şeyin bir yerdeki durumu veya duruş biçimi, pozisyon. Yeryüzünde bir noktanın, enlem ve boylamların yardımıyla bulunan yeri, konuş.
Koyma : Koymak işi.
Hal : Karışık bir sorunun içinden çıkma, sonuca varma. Çözüm. Sebze, meyve, bakliyat vb.nin satıldığı yer. Çözme, çözülme. Tahttan indirme. Eritme.
El : Sahiplik, mülkiyet. Kolun bilekten parmak uçlarına kadar olan, tutmaya ve iş yapmaya yarayan bölümü. İskambil oyunlarında her bir tur. İskambil oyunlarında oynama sırası. Halk, ahali. Ülke, yurt, il. Bazı nesne ve araçların tutmaya yarayan bölümü. Kez, defa. Yakınların dışında kalan kimse, yabancı. Oba, aşiret.
Vaziyetsiz : Hâlsiz, keyifsiz
Vaziyet ile ilgili Cümleler
- Vaziyet o kadar da kötü değil.
- Vaziyetine bakılırsa, bir dilenciye benziyor.
- Boğazıma kadar işe batmış vaziyetteyim.
- Çocukları tarafından çevrili vaziyette oturdu.
- Yaşlı adam çocukları tarafından çevrilmiş vaziyette oturdu.
- Küçük erkek kardeşim anadan doğma vaziyette oturma odasına koştu.
- Umarım vaziyet çok değişmez.
Diğer dillerde Vaziyet anlamı nedir?
İngilizce'de Vaziyet ne demek? : n. ball game, factual situation, pass, posture, set, set up, stance, state of affairs
Fransızca'da Vaziyet : situation [la]
Almanca'da Vaziyet : Situation, Zustand
Rusça'da Vaziyet : n. положение (N), состояние (N), ситуация (F)


Bu kısımda Vaziyet nedir? Vaziyet ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Vaziyet tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Vaziyet hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.