Vurgu nedir, Vurgu ne demek

Vurgu; bir dil bilgisi terimidir.

Yerel Türkçe anlamı:

Dudak boyası.

Kadınların feslerine taktıkları gümüş takı.

Yara, bere üstüne konulan kocakarı ilacı.

Evde yapılmış olan em.

Ağaç delmede kullanılan gereç.

Dil bilgisi olarak anlamı:

Sözcüklerde hecelerden birinin daha baskılı söylenmesi: Ankara, Antakya, Kartal (yer adı) , kartal (kuş adı) , evler, evleri, evlerinden, ansızın ve benzeri

Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:

Sahne konuşmasında bir tümceyi, belli bir durum içindeki anlamını doğru vererek söylemek için uygun sözcükleri yoğunlaştırmakta kullanılan ses vurgusu.

Oyun düzeninde tasarımın bir öğesi. Bir uygulamada çeşitli yöntemlerle kişiler, yığınlar, eşyalar ve simgeler vurgulanır. Yönetmenin önemli işlerinden biri seyircinin en çok gözüne çarpması gereken şeyi seçmesidir. Vurgu, gövde görünüşleri, değişik alanlar, ilişkiler, karşıtlıklar, yükseltiler ve benzeri ile sağlanır.

Gramer anlamı:

Konuşma sırasında kelimedeki bir heceyi diğerlerine göre daha yüksek bir ses tonuyla, daha baskılı bir şekilde söyleme. Vurgunun kelime vurgusu, cümle vurgusu, anlam vurgusu ve ünlem vurgusu gibi türleri vardır. Bunlara bk.

 

Tiyatro'daki terim anlamı:

Oyuncuların konuşmalarında anlamı belirtmek için kimi sözcüklerin değerini arttıran ölçü.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Kapıları iç kısmından kilitlemekte kullanılan çengel düzeni. (İsabey *Çal -Denizli)

Bilimsel terim anlamı:

İsabetsiz olarak, ton kargılığı diye de kullanılır. bk. Yükseklik vurgusu.

[Bakınız: Asıl vurgu]

Hece vurgusu. bk. Hece vurgusu.

[Bakınız: Yazı vurgusu]

Söyleyiş şivesi.

[Bakınız: A-yırma ve Toplama vurgusu]

Azerbaycan Türkçesi: vurğu; Türkmen Türkçesi: basım; Gagauz Türkçesi: urgu; Özbek Türkçesi: urğu; Uygur Türkçesi: urğu;Tatar Türkçesi: basım; Başkurt Türkçesi: başım; Kmk: urgu; Krç.-Malk.: basım; Nogay Türkçesi: urgı;Kazak Türkçesi: ekpin; Kırgız Türkçesi: basım; Alt:: sogulta; Hakas Türkçesi: udareniye ~ pazım; Tuva Türkçesi: udareniye; Rusça: udareniye

Bir soru'nun, dile getirilişine bağlı olarak belli bir konu, kavram ya da görüşün altını çizmesi ya da buna bağlı olarak belli tür yanıtlardan yana belirebilecek saptırıcı etki.

Sözcüklerde, tümcelerde, dizelerde kimi hecelerin öbürlerine göre daha dik, daha baskılı söylenişi.

İngilizce'de Vurgu ne demek? Vurgu ingilizcesi nedir?:

accent, stress, emphasis, accentuation

 

Almanca'da Vurgu ne demek?:

akzentierende betonung

Fransızca'da Vurgu ne demek?:

accent

Vurgu hakkında bilgiler

Vurgu; dil biliminde, bazı hecelere veya sözcüklere daha fazla önem yüklemektir. Sözlü anlatımlarda vurgulanan hece ya da sözcük diğerlerinden farklı tonlanır.

Osman , Okul , Ka

Dümdüz, Sapsarı, Masmavi

Anayasa, Hanımeli

Vurgu ile ilgili Cümleler

  • Bu konunun önemi aşırı vurgulanamaz.
  • Öğretmen eğitimin önemini vurguladı.
  • "Avustralya" kelimesinde vurgu nereye düşer?
  • Kelimede vurgu nereye düşüyor?
  • Öğretmen not almanın önemini vurguladı.
  • Biz samimi olmanın önemini vurgularız.
  • Onun önemini önemle vurgulamak imkansızdır.

Vurgu tanımı, anlamı:

Hece : Hece ölçüsü. Bir solukta çıkarılan ses veya ses birliği, seslem.

Diğer : Başka, özge, öteki, öbür.

Farklı : Farkı olan, aralarında fark bulunan, değişik, ayrımlı.

Vurgu uzunluğu : Bir kelimede vurgulu hecenin uzunluğu.

Vurgu oyun : Halk oyunlarında gösterinin temasını belirten ana oyun.

Gevşek vurgu : Üzerinde vurgu olan bir ünlüden sonra, ünsüzle başlayan bir hecenin gelişiyle zayıflayan vurgu.

Ön vurgu : Yer adlarında, zarf, bağlaç ve ünlem olarak kullanılan bazı kelimelerde, ilk hecede bulunan vurgu: A'nkara, Ka'yseri, a'nsızın gibi.

Tonlu vurgu : Hem yüksek hem yeğin hem de dinamik vurgu.

Kelime vurgusu : Bir kelimede bir hecenin öteki hecelerden daha baskılı söylenişi, sözcük vurgusu.

Sözcük vurgusu : Kelime vurgusu.

Vurgulama : Vurgulamak işi.

Vurgulamak : Vurgu ile söylemek. Bir yazı veya konuşmada sürekli olarak öne sürülen, önemle belirtilmek istenen düşünceye dikkati çekmek, belli bir noktayı altını çizerek belirtmek. Belirlemek, damgasını vurmak.

Vurgulu : Üstünde önemle durularak, dikkat çekilerek. Vurgu ile söylenen.

Vurgulu hece : Bir kelimede vurgunun bulunduğu hece.

Vurgun : Kolayca ve haksız ele geçen kazanç. Sıcak, soğuk, dolu vb. etkilerle ürünlerde görülen zarar. Çok derinlerdeki suyun basıncı dolayısıyla iki akıntı arasında sıkışıp kalma, düzenli hava alıp verememe, birden su yüzüne çıkma vb. durumlarda dalgıcın uğradığı inme veya ölüm. Birine veya bir şeye vurulmuş, bağlanmış, sevmiş olan, sevdalı, âşık, meftun. Silahla yaralanmış olan.

Vurgun vurmak : Yolsuzluk yaparak kısa sürede büyük kazanç elde etmek.

Vurgun yemek : Vurgun sonucu ölmek veya sakat kalmak.

Vurguncu : Para dalgalanmalarından yararlanarak kolay yoldan kazanç elde eden, alavereci, muhtekir, ihtikârcı, spekülatör. Yolsuz bir biçimde kazanç elde eden.

Vurgunculuk : İleride meydana gelebilecek fiyat dalgalanmalarından yararlanarak haksız kazanç sağlama, alaverecilik, ihtikâr, ihtikârcılık, spekülasyon, spekülatörlük.

Vurgunculuk etmek : Haksız kazanç sağlamak için uğraşmak.

Vurgunluk : Vurgun olma, gönül kaptırma durumu.

Vurgusuz : Vurgu ile söylenmeyen.

Vurgusuz hece : Bir kelimede vurgu bulunmayan hece.

Konuşma : Dinleyicilere bilim, sanat, edebiyat vb. konularda bilgi vermek için yapılmış olan söyleşi, konferans. Görüşme, danışma, müzakere. Konuşmak işi.

Okuma : Okumak işi, kıraat.

Kelime : Anlamlı ses veya ses birliği, söz, sözcük.

Baskı : Bir eserin basılış biçimi veya durumu. Belirli ruhsal etkinlik ve süreçleri, kişinin isteği dışında bilinçaltına itmesi veya bu itilenlerin bilince çıkmasını önleme durumu. Bir maddeyi sıkıp ezen alet, pres. Bası sayısı. Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm. Bir eserin tekrarlanarak yapılmış olan baskı işlemlerinden her biri, edisyon. Giysinin içine kıvrılıp dikilen kenarı. Top oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu, pres.

Aksan : Vurgu. Bir ülkenin insanlarına veya bir çevreye özgü söyleyiş özelliği.

Bilim : Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci. Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi. Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim.

Sözcük : Kelime.

Vurgu ağırlaşması : Vurgunun keskinden ağıra geçmesi.

Vurgu öbeği : Tek bir vurgu etrafında toplanan kelimelerin meydana getirdiği öbek. Sanki ( = San ki ), Mademki (=Madem ki ) gibi.

Vurgu sözcüğü : Bir tümcede ya da kesimde öbür sözcüklerden daha önemli olan sözcük.

Vurgu sözcük : [Bakınız: anahtar sözcük]

Vurgulanabilme : Vurgulanabilmek işi.

Vurgulanabilmek : Vurgulanma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Vurgulatma : Vurgulatmak işi.

Vurgulatmak : Vurgulama işini yaptırmak.

Vurgulayabilme : Vurgulayabilmek işi.

Vurgulayabilmek : Vurgulama imkânı veya olasılığı bulunmak.

Diğer dillerde Vurgu anlamı nedir?

İngilizce'de Vurgu ne demek? : n. accent, emphasis, decompression sickness, ictus, point, stress, word accent

Fransızca'da Vurgu : accent [le]

Almanca'da Vurgu : n. Akzent, Betonung, Nachdruck, Ton

Rusça'da Vurgu : n. ударение (N), акцент (M)