Walk off with türkçesi Walk off with nedir

Walk off with ingilizcede ne demek, Walk off with nerede nasıl kullanılır?

Walk : Yürüyüş. Yürüyüş biçimi. Gezinmek. Gezmek. Yürüterek yormak. Yürüyüş yeri. Yürümek. Adımlamak. Adımla ölçmek. Gezinti.

Off : Öldürmek. Çıkarmak. Yanılmak. Soğutmak. Dışında. Baş. Kapalı. Başlangıç. İndirmek.

With : Birlikte. Beraber. İle ilgili. Beraberinde. -lı. Nedeniyle. -la. Li. İle. İle beraber.

Walk off : Dolaşarak rahatlamak. Çekip gitmek. Uzaklaşmak. Rahatlamak için dolaşmak. Bir ileri bir geri yürüyerek birşeyi atmak veya ondan kurtulmak. Ayrılmak. Kaçmak.

Walk off a big meal : Yemeği sindirmek için dolaşmak.

Off with his head : Kellesini uçur!. Başını kes!.

Get off with : Birine gönlünü kaptırmak. Yakınlık kurmak. İlişki kurmak. Abayı yakmak. Dostluğu ilerletmek. Yakın arkadaşlık kurmak.

Off with you : Yaylan. Defol.

Cut off with a shilling : Vasiyetinde çok az ve hiç miras bırakmamak. Miraz bırakmamak. Dımdızlak bırakmak. Beş kuruş miras bırakmamak. Beş parasız bırakmak.

Have it off with : İle düşüp kalkmak. Aşk yaşamak. Cinsel ilişkiye girmek.

İngilizce Walk off with Türkçe anlamı, Walk off with eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Walk off with ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Chore : Küçük bir iş. Ufak tefek ev işi. Zevksiz iş. Ufak gündelik işler. Günlük hafif iş. Güç ve tatsız iş. Günlük ev işi. Sıkıcı iş. Angarya.

Abstract : Soyutlama yapmak. Ayırmak. Bilgi erişimde, bir belgenin konusunu ya da soyunu belirtmek üzere, genellikle belgeleme konusunda uzmanlaşmış bir kişinin, standart olarak önerilen terimleri yeğ tutarak ürettiği, 200-250 sözcük boyunu aşmayan bir tür özet. Soyut. Damıtmak (biyoloji terimi). Genel. Soyut resim. Çekmek.

Border on : Bitişik olmak. Eğiliminde olmak. Sınır komşusu olmak. Kaçmak. Ramak kalmak.

Appropriate : El koymak. Kendine ayırmak. Tahsis etmek. Sahipsiz birşeyi almak. Kendine maletmek. Münasip. Uygun. Ayırmak. Kendine mal etmek. Özelleştirmek.

Bag : Poşet. Çantaya koymak. Germek. Şişirmek. Çanta. Torba. Torbalamak. Kapmak (sandalye). Torbalanmak. İç etmek.

Enforce : Tatbik etmek. İnfaz etmek. Sözünü geçirmek. Takviye etmek. Zorla kabul etmek. Zorla yaptırmak. Zorlamak. Uygulamak. Zorla elde etmek.

Hunching : Önsezi. Kambur. Eğilme. Topak. Hissikablelvuku. Bükmek. Eğmek. Kamburlaştırmak. Çömelmek.

Collaring : Yaka takmak. Durdurmak. Merdane sarması. Yakalamak. Yakasına yapışmak. Def zili.

Add : Eklemek. Aşınma payına bağlı yeni bir varlık biriminin, işletme varlığına eklenmesi, ya da varlık içindeki bir birimin yeniden yapım özelliğiyle genişletilmesi. Resim seçiciye, belli bir alıcıdan gelen resmi, başka bir alıcıdan gelen resme bindirmesi için verilen komut. (bindirilecek resmi veren alıcının sayısı belirtilerek "üçü bindir!, biri bindir!" biçiminde söylenir). Neticelenmek. Karıştırmak. Ekleme yapmak. Artırmak. Toplamını almak. İlave etmek. Bindir.

 

Walk off with synonyms : filch, walk away with, abstracts, adopt, filches, chime, chimed, copping, blew, adopts, walk over, shoulder, blow, win hands down, crib, collar, cabbage, cop, carry on, shouldered, conduct, cabbages, execute, accroach, hunch, filching, win in a walk, copped, cabbaging, carry out, run away with, fort, filched.