War türkçesi War nedir

  • [#savaş Savaşmak].
  • Savaşım.
  • Cenk.
  • Tarih, sosyoloji alanlarında kullanılır.
  • Çatışma.
  • Mücadele.
  • Harp.
  • Başka toplumları, kümeleri sömürmek için ya da onların sömürüsünden kurtulmak için insan toplumlarının, kümelerinin giriştikleri silahlı kavga.
  • Bir toplumun başka bir topluma, isteğini benimsetme amacıyla tüm olanakları ve güçleriyle yaptıkları düzenli saldırı.
  • Savaş.
  • Kavga.
  • Strateji.
  • İki ya da daha çok devletlerin, istediklerini kabul ettirmek ya da başkasının isteklerine boyun eğmemek amacıyla, birbiriyle diplomatik ilişkilerini keserek silahlı güçlerle vuruşmaları.
  • Savaş halinde olmak.
  • Düşman olmak.
  • Mücadele etmek.

War ile ilgili cümleler

English: Adams spent most of the war years in Europe.
Turkish: Adams, savaş yıllarının çoğunu Avrupa'da geçirdi.

English: A civil war began in Bosnia-Herzegovina in 1992.
Turkish: Bosna-Hersek'te 1992'de bir iç savaş başladı.

English: A war exploded between the two countries.
Turkish: İki ülke arasında savaş patlak verdi.

English: A lot of people were killed in World War II.
Turkish: II. Dünya Savaşında bir sürü insan öldürüldü.

English: A war broke out between the two countries.
Turkish: İki ülke arasında bir savaş patlak verdi.

War ingilizcede ne demek, War nerede nasıl kullanılır?

 

War advocacy : Savaş savunması.

War against : Karşı savaşmak.

War against terrorism : Terörü alt etme amaçlı faaliyetler. Terörü engelleme amaçlı girişim. Terörle mücadele. Teröre karşı savaş.

War and peace : Napolyon dönemi esnasında rusya hakkında tolstoy tarafından yazılan roman (orjinali 1860'ta basılan). Savaş ve barış.

War baby : Savaşta doğan bebek.

War chest : Savaşta toplanan para. Savaş nedeniyle ortaya çıkan gereksinimleri karşılamak amacıyla bir şehir veya topluluktan toplanan para.

War cloud : Savaş bulutu. Savaş sezisi. Savaş havası. Savaş tehdidi olduğunun işareti. Savaş habercisi.

War bond : Milli savunma tahvili.

War cabinet : Savaş sırasında bakanlar kurulunun sadece bazı üyelerinin katıldığı çok geniş yetkilere sahip kabine. Savaş kabinesi.

War cemetery : Savaş mezarlığı. Savaşta ölen askerlerin gömülü olduğu mezarlık. Askeri mezarlık.

İngilizce War Türkçe anlamı, War eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak War ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Sackbuts : Tek sürgülü trombon. Ortaçağ veya rönesans trombonu.

Conflicted : Anlaşmazlığa düşmek. Bağdaşmamak. Tutmamak. Çekişmek.

Enmity : Karşıtlık. Adavet. Yağılık. Düşmanlık. Nefret. Kin. Husumet. Hasımlık.

 

Aiming : Gezleme. Büyük amaç. Tevcih. Niyeti olma. Yöneltme. Konumlama. Nisan alma. Nişan. Nişan alma.

Broil : Çok sıcak olmak. Kaynamak. Kızartmak. Izgarada kızartmak. Izgara yapmak. Et kızartmak. Izgara. Yanmak. Kavrulmak.

Turn on : Aniden saldırmak. Heyecanlandırmak. Tahrik etmek. Açmak (radyo vs.). Elektrik yakmak. E doğru çevirmek. Esritmek. İlgisini uyandırmak. Saldırmak.

Disagreement : Uyuşmama. Anlaşmazlık. Tutum, görüş, kanıları ölçülen çeşitli kişilerin ya da aynı bireyin yanıtları arasındaki benzemezlik ya da terslik. Uyuşmazlık. Uygun bulmama. Ayrılık. Bir ölçer ya da ölçekle, tutumları ölçülen kişilerin herhangi bir sınar ya da anlatımda dile getirilen tutumu benimsemeyerek yadsımaları durumu, bk. uyuşmama. Bozuşma. Tartışma. İhtilaf.

Contention : Tartışma. İhtilaf. Çekişme. Müsabaka. Rekabet. Tartışma konusu. Görüş.

Brawls : Ağız dalaşı yapmak. Gürül gürül akmak. Kavga etmek. Dalaş. Sesli tartışmak. Arbede. Tartışmak. Dövüşmek. Dalaşmak.

Agonize : Kıvranmak. İşkence etmek. İşkence görmek. Istırap çekmek. Aşırı heyecan ve acı çekmek. Uğraşmak. Acı vermek. Kıvrandırmak. Acı çektirmek.

War synonyms : international jihad, information warfare, limited war, hot war, armed combat, bw, bioattack, biological attack, iw, biologic attack, proxy war, confrontations, strategies, guerre, contestation, chemical warfare, war of nerves, battling, be at war, contend, collision, generalships, turn against, battle, confrontation, conflict, be up against, agonizes, altercation, civil war, contending, coincidences, crusade.

War zıt anlamlı kelimeler, War kelime anlamı

Cold war : İkinci dünya savaşı sonrasında sovyetler birliği ve doğu müttefikleriyle birleşik devletler ve batı müttefikleri arasında çıkan siyasi ve ekonomik çekişme. Soğuk savaş.

Peace : Ağız tadı. Barış. Sükun. Barışma. Rahat. Sulh. Sükunet. Huzur. Güvenlik.

War ingilizce tanımı, definition of War

War kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Declared and open hostilities. To fight. Armed conflict of sovereign powers. A contest between nations or states, carried on by force, whether for defence, for revenging insults and redressing wrongs, for the extension of commerce, for the acquisition of territory, for obtaining and establishing the superiority and dominion of one over the other, or for any other purpose. To make war. To invade or attack a state or nation with force of arms. To make war upon. Ware. Aware. To carry on hostilities. To be in a state by violence.