Yönelmek nedir, Yönelmek ne demek

  • Belli bir yön tutmak, yüzünü belli bir yöne doğru çevirmek, teveccüh etmek, yönlenmek.
  • Hedef almak.
  • Amaç olarak benimsemek, yönlenmek

"Yönelmek" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Suçlamalar bana yöneldi."
  • "Şiire veda etti ve sanatın başka bir bölümüne yöneldi, hikâye ve romana." - Y. Z. Ortaç
  • "Aslına yönelerek meseleyi kavramaya çalıştığımızda insan ve teknoloji arasındaki ilişki son çağların bir olayı değildir." - İ. Özel

Yerel Türkçe anlamı:

Yüzünü çevirmek, dönmek.

Eğilmek.

Bir yöne doğru gitmeye ya da akmaya koyulmak.

Diğer sözlük anlamları:

Teveccüh etmek, yüz tutmak, yüzünü belli bir yere çevirmek.

Yönelmek kısaca anlamı, tanımı:

Yönelme : Yönelmek işi, yönlenme.

Tutmak : Uğramak. Hedef olarak almak. Sarmak, bürümek. Beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak. Bağlamak. Otobüs, vapur, uçak vb. hasta etmek. İzlemek. Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek. Askerlikte, bankacılıkta durdurmak, blokaj. Denetimi ve yetkisi altına almak. Elde bulundurmak, ele almak. Bir şeyi kullanması için uzatmak. Kullanmak. Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak. Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak. Avlamak. Asılmak, kuvvetlice sarılmak. Beklenen sonucu vermek. Sürmek, zaman almak. Benimsemek, beğenmek. Herhangi bir durumda bulundurmak. İşgal etmek. Bir yerde kalmasını sağlamak. Başlamak. Yanında bulundurmak, alıkoymak. Bir şey düşünmek. Bir kimsenin yerini almak. Para toplamı ...-e varmak, değeri olmak. Hizmetine almak veya kiralamak. Bırakmamak. İş görebilmek. Yaklaştırmak. Sunmak. Ulaşmak, varmak. Kapatmak, sarmak. Biriktirmek, tasarruf etmek. Kaplamak. Gereğini yapmak, yerine getirmek. Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek. Varsaymak, farz etmek. Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, markaja almak. Bir sanat eseri geniş ilgi görmek. Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak. Alacağa veya vereceğe saymak. Desteklemek, birinden yana çıkmak. Uygun gelmek, çelişmez olmak. Ele geçirmek, yakalamak.

 

Çevirmek : Bir yerin çevresini bir şeyle sarmak, kuşatmak. Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek. Yönetmek, idare etmek. Döndürerek hareket ettirmek. Bir şeyin yönünü değiştirmek. Durdurmak. Bir durumdan başka duruma getirmek, dönüştürmek. Geri göndermek. Çevrilemek, tevil etmek. Kâğıt oyunu oynamak. Yolundan alıkoymak, yoldan döndürmek. Bir durumdan başka duruma geçmek. İşlemek, yapmak. Öteki yüzünü görünür duruma getirmek. Çeviri yapmak.

 

Teveccüh : Bir yana doğru yönelme, yüzünü çevirme. Güler yüz gösterme, yakınlık duyma, hoşlanma, sevme.

Amaç : Ulaşmak istenilen sonuç, maksat. Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı görev, misyon. Hedef. Gaye.

Benimsemek : Bir şeyi kendine mal etmek, sahip çıkmak, kabullenmek, tesahup etmek. Bir şeye, birine bağlanmak, ısınmak.

Hedef : Yapılması tasarlanan iş, amaç. Nişan alınacak yer, nişangâh. Varılacak yer, ulaşılacak son nokta.

Hedef almak : Bir kimseyi, bir yeri yıpratmak, eleştirmek amacıyla karşısına almak. nişan almak. ulaşılmak istenen amaca göre davranmak.

Almak : Kazanç sağlamak. Yer değiştirmek. İçeri girmesini sağlamak. Yolmak, koparmak. Kısaltmak, eksiltmek. İçine sığmak. Kazanmak, elde etmek. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Birlikte götürmek. Temizlemek. Tat veya koku duymak. İçeri sızmak, içine çekmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. Bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Çalmak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. İçecek veya sigara içmek. Yutmak, kullanmak. Başlamak. Kabul etmek. Sürükleyip götürmek. Erkek, kadınla evlenmek. Örtmek, koymak. Ele geçirmek, fethetmek. Göreve, işe başlatmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Soldurmak. Satın almak. Yol gitmek, mesafe katetmek. Gidermek, yok etmek. Bürümek, sarmak, kaplamak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Görevden, işten çekmek.

Diğer dillerde Yönelmek anlamı nedir?

İngilizce'de Yönelmek ne demek? : v. bear, bend, face, front, head, head for, slant, steer for, tend, wend one's way, trend

Fransızca'da Yönelmek : se diriger, s'orienter, tendre à

Almanca'da Yönelmek : sich richten, sich wenden

Rusça'da Yönelmek : v. направляться, обращаться, ориентироваться, направиться, обратиться