Yöre nedir, Yöre ne demek

  • Bir bölgenin belli bir yer ve çevresini kapsayan sınırlı bölümü, havali, mahal, civar
  • Değirmenlerde, taşla kasnak arasında kalan ve hayvan yemi olarak kullanılan un.

Yerel Türkçe anlamı:

Değirmen taşının kenarı

Değirmen taşının çevresindeki tozuntu un

İri un.

Buğday saklanan tandırda, buğdayın çürümemesi için, toprakla arasına konulan saman.

Un kepeği.

Kağnı tekerinin ağaç bölümleri

Çevre.

Harman yerinin kıyısı.

Çarık kıyısı.

Değirmen taşının kenarındaki un

Hamur açmada kullanılan un.

Avlu.

Değirmenlerde, taşla kasnak arasında kalan ve hayvan yemi olarak kullanılan salt un.

Değirmende taşın kenarı ve bu kenarda kalan, hayvan yemi olarak kullanılan un: Yöreyi dilki yalamış

Gök bilimleri ve Uzay alanındaki anlamı:

Yakınlarda dört bir yan, bölge.

Matematik terimi olarak kelime anlamı:

X ilingesel uzayının bir A altkümesi için, A yı kapsayan bir açık kümeyi kapsayan küme. Anlamdaş. komşuluk.

X ilingesel uzayının bir (…) noktası için, a öğesini içeren bir açık kümeyi kapsayan küme. Anlamdaş. komşuluk.

Diğer sözlük anlamları:

Etraf, çevre, civar, daire, muhit, havali.

İngilizce'de Yöre ne demek? Yöre ingilizcesi nedir?:

region, neighborhood

Osmanlıca Yöre ne demek? Yöre Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

 

civâr, havâli

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Aydın şehri, Pamukören bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Yöre anlamı, kısaca tanımı:

Yörekent : Genellikle oturma alanı niteliğinde olan, şehir merkezinden uzakta veya sınırlarına yakın yerlerde bulunan şehir yöresi, banliyö.

Yöresel : Belli bir yöre ile ilgili, yerel, mahallî, mevzii, lokal. Belli bir yöreye özgü.

Yöreselleşme : Yöreselleşmek işi.

Yöreselleşmek : Yerelleşmek.

Yöresellik : Yöresel olma durumu, mahallîlik.

Bölge : Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm, nahiye. Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka.

Çevre : Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi. Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit. Yağlık. Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam. Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst. Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit. Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi. Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü.

Sınırlı : Sınırı olan, bir sınırla ayrılmış olan, hudutlu. Sınırlanmış, belirlenmiş, belirli, limitet. Az sayıda.

Bölüm : Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım. Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı. Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon. Çağ, devir. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman.

 

Hava : Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü. Çevreyi kuşatan boşluk. Canlılar üzerindeki etkisine göre hava yuvarının durumu. Çekicilik. Esinti. Keyif, âlem. Müzik parçalarında tür. Müzik aletlerinden çıkan ses perdesi. Gökyüzü. Sonuçsuz, anlamsız, boş (durum, davranış, söz). Hava yuvarını oluşturan, bütün canlıların solunumuna yarayan, renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı. Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik. Tarz, üslup. Durum, ortam, çevre, muhit, atmosfer, ambiyans.

Mahal : Yöre.

Civar : Yöre. Dolay. Yakında olan.

Yörebe sürmek : İşte güçlük çıkarmak, yokuşa sürmek.

Yörebezi : Çocuğun, beşikten düşmemesi için, yorganın üstünden beşiğe bağlanan bez bağ.

Yöreci : Değirmenci. Değirmende çalışan işçi.

Yörecik : Muş şehri, Kızılağaç nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Yörecilik : Değirmen işçiliği.

Yöreğen : İyi yürüyen, eğitilmiş hayvan

Yörek : Çevre. Çocuğun, beşikten düşmemesi için, yorganın üstünden beşiğe bağlanan bez bağ. Unu değirmenin önüne akıtabilmek için alt taşın kıyısına doldurulan un. Hayvanın alışkın olduğu yer. Çocuğun beşikten düşmemesi için yorganın üstünden beşiğe bağlanan bez bağ. Çocuğun beşiğe sarıldığı genişçe kumaş Çevresi açık alan Bebeğin düşmesini önlemek için beşiğin etrafına sarılan özel kuşak. (Beyceli *Fatsa -Ordu)

Yörek unu : Değirmenlerde, taşla kasnak arasında kalan ve hayvan yemi olarak kullanılan salt un

Yörekleşmek : Alışmak.

Yöreklik tahtası : Değirmen taşının kıyısındaki tahta.

Yöre ile ilgili Cümleler

  • Bu çiçekler Hokkaido yöresinde görülebilir.
  • Sence ben yörelere göre insan ayıracak tipte bir insan mıyım?
  • Kayısı, Malatya'nın yöresel ürünüdür.
  • Kasabaya doğru ilerleyen lavlar yöre halkını korkutuyor.
  • Bu kıyafetler yöresel olarak yapılırlar.

Diğer dillerde Yöre anlamı nedir?

İngilizce'de Yöre ne demek? : [yore] n. distant past (Archaic)

adv. in the distant past, many years ago (Archaic)

n. precincts, region

Fransızca'da Yöre : environs, district [le], voisinage [le]

Almanca'da Yöre : n. Gegend

Rusça'da Yöre : n. склон (M), сторона (F), местность (F), предместье (N), окрестность (F)