Yüklemek nedir, Yüklemek ne demek

  • Bir yere, taşınması için belli ağırlıkta eşya veya araç gereç koymak.
  • Bir yükümlülük altına sokmak, sorumlu tutmak
  • Belli bir hizmeti kullanabilmek için özel bir karta gerekli verileri aktarmak.
  • Bir suçu birinin üstüne atmak.
  • Bir bilgisayar, disket vb.ne gerekli bilgileri aktarmak.

"Yüklemek" ile ilgili cümleler

  • "Karta elli liralık gaz yükledim."
  • "Çocuğun bakımını ona yüklediler."
  • "Suçuna bakmadan bir de bu vaziyetten beni mesul tutmak istiyor, kabahati bana yüklüyor." - E. İ. Benice

Yerel Türkçe anlamı:

[Bakınız: yüyhlemek]

Bilişim alanındaki terim anlamı:

İç bellekten ya da bir yazmaçtan bir yazmaca veri aktarmak. Bir izlence, yazılım dizgesi ya da veri kütüğünü, saklı bulunduğu çevrimdışı dış bellek ortamından iç belleğe ya da çevrimiçi dış belleğe aktarmak.

Bilgisayar Terimi olarak kelime anlamı:

[Bakınız: kurmak]

İngilizce'de Yüklemek ne demek? Yüklemek ingilizcesi nedir?:

load, download

Yüklemek anlamı, tanımı:

Yükleme : Bir yere, bir nesneye elektrik yükü biriktirme, doldurma, şarj. Yüklemek işi, tahmil.

Yüklem : Cümlede oluş, iş ve hareket bildiren kelime veya kelime grubu, haber, mahmul. Bir konu için olumlanan veya inkâr edilen şey, mahmul.

Kabahati yüklemek : İşlediği bir suçu başkasının üzerine atmak.

Kontör yüklemek : Cep telefonuna konuşma süresi yüklemek.

 

Sermayeyi kediye yüklemek : Parasını yiyip bitirmek.

Taşınma : Taşınmak işi.

Ağırlık : Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Ağırbaşlılık. Değerli olma durumu. Ağır olma durumu. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Sıkıntı. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Yük, külfet. Takı. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Sorumluluk. Etki, baskı, güçlük.

Eşya : Türlü amaçlarla kullanılan, insan yapısı, taşınabilir cansız nesneler.

Araç : Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne. Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta. Taşıt.

Gereç : Belirli bir işi yapmak için kullanılması gereken maddeler, malzeme, materyal.

Koymak : Uyulması gereken kuralları belirlemek, ortaya çıkarmak. İmza, tarih, adres yazmak. Bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, ayırmak. Bir kimseyi işe yerleştirmek, birine iş sağlamak. Bir şeyi bir yere bırakmak, belli bir yere yerleştirmek. Bırakmak. Bırakmak, terk etmek. Katmak, eklemek. Etkilemek, dokunmak.

Bilgisayar : Çok sayıda aritmetiksel veya mantıksal işlemlerden oluşan bir işi, önceden verilmiş bir programa göre yapıp sonuçlandıran elektronik araç, elektronik beyin.

 

Bir : Sadece. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Bu sayı kadar olan. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Sayıların ilki. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Tek. Eş, aynı, bir boyda. Beraber. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Aynı, benzer. Ancak, yalnız.

Suçu : Su satan veya evlere su taşıyan kimse, saka.

Üstüne : Hesabına. İlişkin, üzerine, dair. -den sonra. -e göre, uygun olarak. Kendinden önce gelen sözün ikileme biçiminde anlamını pekiştirmek ve sıklığını ifade etmek için kullanılan bir söz.

Atmak : Yırtılmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Uzatmak. Örtmek. Değerini eksiltmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Yalan veya abartmalı söz söylemek. Geri bırakmak, ertelemek. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Koymak. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Sille, tokat vurmak. Göndermek, yollamak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Götürmek. Terk etmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Rastgele bir kenara koymak. Çatlamak. Yapışık olduğu yerden ayrılmak.

Yüklemek ile ilgili Cümleler

  • Bu yazılımı yüklemek uzun zamanımı almayacak.
  • Size sorunlarımı yüklemek istemiyorum
  • Onların işi, şirketteki bilgisayarlara yeni yazılımları yüklemektir.
  • Bu ücretsiz tarayıcı eklentisini yüklemek ister misiniz?
  • Bana stres yüklemek senin hoşuna gidiyor.

Diğer dillerde Yüklemek anlamı nedir?

İngilizce'de Yüklemek ne demek? : v. ascribe, burden, charge, embark, encumber, fasten, fasten on, father, foist, freight, hand over, heap, impose, impute, inflict, lade, lay, lay on, load, offload, overlay, pitch, plant, put, put down, saddle, shift, stack, store, weight, pin

Fransızca'da Yüklemek : charger, embarquer, prêter, (suç vb) imputer

Almanca'da Yüklemek : v. aufbürden, auferlegen, aufgeben, aufladen, aufpacken, beilegen, beladen, belasten, bepacken, einladen, laden, verfrachten, verladen

Rusça'da Yüklemek : v. грузить, загружать, нагружать, погружать, догружать, наваливать, взваливать, сваливать, навьючивать, перекладывать, заряжать, загрузить, нагрузить, погруз