Yürüme nedir, Yürüme ne demek

  • Yürümek işi

"Yürüme" ile ilgili cümleler

  • "Bir an evvel toplanalım ki işler yürümeye başlasın." - A. Kulin

Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:

Dansçının dans adımlarıyla yürümesi.

İngilizce'de Yürüme ne demek? Yürüme ingilizcesi nedir?:

walking

Yürüme hakkında bilgiler

Yürüme, canlılarda ayakların belirli bir sırada ve düzenli aralıklarla yerden kaldırılarak yeniden yere konması suretiyle gerçekleştirilen ilerleme hareketi. Yürümenin gerçekleşmesi için en az bir ayak yerde olmalıdır. Çeşitli araçlar da canlılara benzetilmiş yürüme fonksiyonuna sahip olabilir.

Canlılarda yürüme sadece omurgalılarda ve eklembacaklılarda görülür. Her iki grupta da canlı vücudunu yerden belirli bir yüksekliğe kaldırarak bir dizi eklemli organ (bacaklar) vasıtasıyla ileri veya geri doğru hareket eder. Bacaklar vücuda destek olmanın yanı sıra ileri fırlatma hareketini de gerçekleştirir. Bacakların hareket sırası, vücudun ağırlık merkezini belirli bir denge alanı içinde tutacak şekilde gerçekleşmezse, canlı dengesini kaybederek düşer.

Yürüme ile ilgili Cümleler

  • Yürümek güzeldir.
  • Ali bisikletinin patlak tekeri olduğundan bugün okula yürümek zorundaydı.
  • Yürümek için çok uzak.
  • Yürüme şeklini beğeniyorum.
  • Yürümek için çok geç değil.
  • Canım çok hızlı yürümek istemiyor.
  • Yürüme tarzını seviyorum.
  • Yürümedim.
  • Taksi yok, bu yüzden yürümeliyim.
  • Ali eve yürümek zorunda kalmadan önce yağmurun duracağını umuyordu.
  • Oğlumuz şimdi yürümeye başladı.
  • Yürümek en iyi egzersizdir.
  • Burak gece yalnız yürüme hakkında Tuğba'yı uyardı.
  • Buradan kampüse yürümek on beş dakika sürer.
 

Yürüme kısaca anlamı, tanımı:

Hatalı yürüme : Basketbolda bir oyuncunun top elindeyken yerde zıplatmadan bir adımdan fazla yürümesi, step.

Yürü : "devam et, git" anlamında kullanılan bir söz.

Yürümek : Yol almak. Geçmek, ilerlemek, değişmek. Yayan gezmek, yayan gitmek. Adım atarak ilerlemek, gitmek. Gereği gibi yapılmak veya ilerlemek. Ölmek. Karada veya suda, herhangi bir yöne doğru sürekli olarak yer değiştirmek. Faiz, hesap edilmek, işlemek. Çocuk ayakları üzerinde gezecek duruma gelmek. Üzerine doğru gitmek, akın etmek, saldırmak, hücum etmek. Bir yere gelmek, bir yere ulaşmak, kaplamak. Bir işte ileri gitmek.

Alıp yürümek : Az zamanda çok ilerlemek, yayılmak, çoğalmak, artmak.

Arpa verilmeyen at kamçı zoruyla yürümez : "bir kişinin verimli olarak iş görmesi, onun geçiminin sağlanmasına bağlıdır" anlamında kullanılan bir söz.

 

Aşağı yukarı yürümek : Bir baştan bir başa yürümek.

Badi badi yürümek : Ördek gibi iki yana sallanarak yürümek (gitmek, koşmak).

Dağ yürümezse abdal yürür : "büyüklük taslayan birinde bitecek bir işimiz varsa biz onun ayağına gidip işimizi görmeliyiz" anlamında kullanılan bir söz.

Dıbır dıbır yürümek : Hafif ve düzenli biçimde ses çıkararak yürümek.

Geriye yürümek : Öncesini kapsamak.

İzinden yürümek : Birine içten bağlanarak onun başladığı işi aynı anlayışla sürdürmek.

Kan yürümek : Bir organda aşırı kan birikmek.

Lafla peynir gemisi yürümez : "şöyle yaparım, böyle yaparım demekle yapılması gereken iş yapılmaz" anlamında kullanılan bir söz.

Ortak gemisi yürümüş elti gemisi yürümemiş : "bir erkeğin karıları birbirleriyle anlaşabilirler ancak kardeşlerin karıları geçinemezler" anlamında kullanılan bir söz.

Su yürümek : İlkbahara doğru ağaçlar tomurcuklanmaya başlamak.

Tıpış tıpış yürümek : Kısa adımlarla çabuk yürümek. ister istemez bir yere gitmek veya bir yerden ayrılmak.

Tok tok yürümek : Kendinden emin, heybetli bir biçimde yürümek.

Üstüne yürümek : Korkutmak, yıldırmak amacıyla saldıracakmış gibi yapmak.

Üzerine yürümek : Üstüne yürümek.

Yol yürümek : Yolda gitmek.

Canlı : Yaşayıp yer değiştirebilen yaratık, hayvan. Hareketli, hayat dolu, dinamik bir biçimde. Güçlü, etkili. Dikkat çekici, göz alıcı, parlak (renk), ateş parçası. Canlı yayın. Hareketli, hayat dolu, dinamik. Canı olan, diri, yaşayan.

Ayak : Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Bacak. Halk edebiyatında uyak. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Basamak. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Vücudun belden aşağı bölümü. Göl ayağı. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri.

Düzenli : Düzeni olan, yerli yerinde, kararlı, tertipli, muntazam. Sistemli, nizamlı, metodik.

Aralık : Yarı açık, tam kapanmamış. Borsada hisse senetlerinin alım satım emirlerinin verildiği süre. Ara. İki nota arasındaki perde uzaklığı. Basımcılıkta harfler veya satırlar arasındaki açıklık, espas. Yılın on ikinci ayı, ilk kânun, kânunuevvel. Bir sesi bir başka sesten, kalına veya inceye doğru ayıran uzaklık. Tuvalet. Portenin paralel çizgileri arasındaki boşluk. Toplu beden eğitiminde art arda dizilenleri ayıran açıklık. Evin iki bölümü veya iki oda arasındaki dar geçit, geçenek, koridor. Iğdır iline bağlı ilçelerden biri. Uygun, elverişli durum, fırsat.

Konma : Konmak işi.

Suret : İslam felsefesinde, varlığın görünen yanı, beş duyu ile algılanan yönü. Biçim, yol, tarz. Görünüş, biçim. Yüz, çehre. Yazı veya resim kopyası, nüsha. Resim, fotoğraf.

Gerçek : Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, özbeöz, hakiki, reel. Temel, başlıca, asıl. Yalan olmayan. Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici. Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan. Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat. Yapay olmayan. Doğruluk. Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan. Gerçeklik.

Yürüme bacakları : Eklem bacaklı hayvanlarda göğüs bölgesinde bulunan ve yürümeye yarayan bacaklar. (biyoloji) Eklembacaklı hayvanlarda göğüs bölgesinde bulunan ve yürümeye yarayan bacaklar.

Yürüme sanatı : Oyuncunun yürümede karakteri ortaya çıkarabilmek için temrinle ulaşılabilen özel yürüyüş. Stanislavski yönteminden.

Yürüme uzaklığı : Bir kent, özellikle bir komşuluk birimi içinde, okul, pazar, bakkal, manav vb. kent kolaylıklarına yürüyerek varılabilecek uzaklık.

Yürüme : Birbiri ardınca, biri yerden kalkarken öteki öne basan ayakla sürekli yer değiştirme; adım atarak istenilen bir yönde yer değiştirme.

Diğer dillerde Yürüme anlamı nedir?

İngilizce'de Yürüme ne demek? : adj. walking

n. toddle, walk, walking

Almanca'da Yürüme : n. Betreten

Rusça'da Yürüme : n. ход (M), ходьба (F), маршировка (F)