Yüzmek nedir, Yüzmek ne demek
- Kol, bacak, yüzgeç vb. organların özel hareketleriyle su yüzeyinde veya su içinde ilerlemek, durmak.
- Herhangi bir durumun en aşırı derecesinde olmak.
- Derisini çıkarmak, derisini soymak.
- Bir sıvının yüzeyinde batmadan durmak.
- Çok para istemek

- Yüzme sporu yapmak.
- Herhangi bir şeyle üzeri kaplanmak, bir şeye bulanmak.
- Dalgalanmak.
"Yüzmek" ile ilgili cümle örnekleri
- "Fakat bir gün onu denizde, şu mavi yeşil çizgilenen denizde yüzerken gördüm." - E. Işınsu
- "Kitaplar toz içinde yüzüyor. Ev pislik içinde yüzüyor."
- "Tahta suda yüzer."
- "Hiçbir kaygının gölgelemediği bir saadet içinde yüzmektedir." - H. Taner
Yerel Türkçe anlamı:
Soymak, çıplak bırakmak
Yüzmek, derisini çıkarmak
Yüzmek anlamı, kısaca tanımı:
Yüzüp yüzüp kuyruğuna gelmek : Uzun sürmüş bir işi bitirmek üzere olmak.
Yüzergezer : Karada olduğu gibi suda da kullanılabilen (araba, tank, uçak vb. araç), amfibi.
Yüzer havuz : Denizde gemi onarımında kullanılan havuz.
Yüzer top : Şamandıra.
Yüzme : Yüzmek işi. Yüzme sporu.
Derisini yüzmek : İşkence ederek öldürmek. birinin bütün varlığını elinden almak. derisini soymak, sıyırmak.
İçinde yüzmek : Olumlu veya olumsuz bir durumun aşırı derecesinde bulunmak.
Bacak : Hayvanlarda yürümeye veya atlamaya yarayan organ. Vücudun kasıktan tabana kadar olan bölümü. İskambil kâğıtlarında genç erkek resimli kâğıt, oğlan, vale. Bazı şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri, ayak.
Yüzgeç : Balıklarda ve yüzen memelilerde karın ve göğüste çift, sırt, kuyruk ve anüste tek olarak bulunan, hareketi ve dengeyi sağlayan organ. Suda iyi yüzen (kimse veya hayvan).
Organ : Vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü, uzuv. Bir görevi, bir işi yerine getirmekle yükümlü kuruluş.
Hareket : Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi. Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon. Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri. Davranış, tutum. Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi. Deprem. Devinim. Vücudu oynatma, kıpırdatma veya kımıldanma. Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılmış olan ilerlemeler, akım. Yola çıkma.
Yüzey : Bir cismi uzaydan ayıran dış ve yaygın bölüm, satıh, yüz.
İlerlemek : Vakit geçmek. Daha iyi, daha yüksek bir düzeye, aşamaya erişmek, gelişmek, terfi etmek, terakki etmek. Daha güçlü, daha etkili duruma gelmek. Bulunduğu yerden daha ileriye gitmek, yol almak.
Durmak : İşlemez olmak, çalışmamak. Birisinin malı olarak bulunmak veya o malla ilişkisi olmak. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur: Çalışadurmak, bakadurmak, getiredurmak, yiyedurmak gibi. Bir konuyla çok ilgilenmek, üstüne düşmek. Bir yerde bir süre oyalanmak, eğlenmek, eğleşmek, tevakkuf etmek. Beklemek, dikilmek. Var olmak. Hareketsiz durumda olmak. Yaşamak. Ara vermek. Kalmak. Bir yerde olmak veya bulunmak. Dinmek, kesilmek. Belli bir durumda, bir görevde bulunmak. Varlığını sürdürmek.
Yapmak : Yol almak. Salgılamak, çıkarmak. Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Olmasına yol açmak. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Davranmak, hareket etmek. Gerçekleştirmek. Düzenli bir duruma getirmek. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Dışkı çıkarmak. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Bir durum yaratmak. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Üretmek. Onarmak, tamir etmek. Edinmek, sahip olmak. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Olmak. Evlendirmek.
Bir : Sayıların ilki. Tek. Beraber. Bir kez. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Aynı, benzer. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Sadece.
Dalgalanmak : Üzerinde dalga oluşmak. Tutarlı olamamak, tutarlı davranışlarda bulunamamak. Hareketli olmak, kıpırdamak. Renk, ton değiştirmek.
Çıkarmak : Öfke, hırs, acı vb.nin zararını çektirmek. Bulmak, ortaya koymak. Bir müzik parçasını notalarıyla çalmak. Söylemek. Sunmak. Yayımlamak. Hatırlamak. Resim yapmak. Yollamak, göndermek. Anlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek. Gibi göstermek, bir davranış yüklemek. Yapmak, üretmek. Sindirim yolundan dışarı atmak, kusmak. Göstermek. Birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak. Sağlamak, elde etmek. Boşaltmak. Üçüncü bir sayı elde etmek üzere belli bir sayıdan, daha az değerli başka bir sayı kadar birim eksiltmek, tarh etmek. Gidermek. İlgisini keserek uzaklaştırmak. Sonunu getirmek. Giysi, ayakkabı vb.ni vücuttan ayırmak, soymak. Fotoğraf çektirmek.
Soymak : Birinin giysilerini çıkarmak. Bir şeyin üzerinden kabuk, deri, zar vb.ni çıkarmak. Birinin üstünde, yanında veya bir yerde bulunan şeyleri çalarak alıp götürmek.
Çok : Aşırı bir biçimde. Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı.
Para : Kuruşun kırkta biri. Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit. Kazanç.
İstemek : Bir şeyin kendisine verilmesini veya yapılmasını söylemek, dilemek. Görmek istediğini bildirmek. İstek duymak, arzulamak. Evlenmek dileğinde bulunmak. Gerek olmak.
Yüzmek ile ilgili Cümleler
- Yüzmek için çok soğuk.
- Yüzmek çok eğlencelidir.
- Yüzmek bir egzersiz biçimidir.
- Ben çocukken, yüzmek için hep denize gittim.
- Yüzmek için güzel bir gece, değil mi?
- Yüzmek bacakları güçlendirir.
- Burada yüzmek yasak.
- Bence yüzmek için çok soğuk.
- Biz yüzmek için plaja gittik.
- Yüzmeyi öğrenmenin en iyi yolu yüzmektir.
- Yüzmek için fazla fırsatım yok.
- Gölette yüzmek tehlikelidir.
- Ben yüzmek istemiyorum.
- Yüzmek için çok soğuk olduğunu düşünüyorum.
Diğer dillerde Yüzmek anlamı nedir?
İngilizce'de Yüzmek ne demek? : v. bathe, float, ride, shave, strike out, swim, go for a swim, flinch
Fransızca'da Yüzmek : nager; flotter; (deri) dépouiller
Almanca'da Yüzmek : v. abbalgen, flottieren, schinden, schwimmen
Rusça'da Yüzmek : v. плыть, плавать, проплывать, крейсировать, проплыть

Bu kısımda Yüzmek nedir? Yüzmek ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Yüzmek tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Yüzmek hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.