Yağlı nedir, Yağlı ne demek

Yağlı; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

  • Üzerinde ya da içinde yağı olan
  • Yağı çok olan.
  • Yağdan kirlenmiş veya lekelenmiş olan.
  • Bol ve kolay kazanç sağlayan.
  • Yağla yapılmış.
  • Besili, semiz.

"Yağlı" ile ilgili cümleler

  • "Yağlı çörek."
  • "Uzun saçları eski redingotun yağlı yakasına dökülüyor." - Ö. Seyfettin
  • "Yağlı bir iş."
  • "Yiyecek maddelerinden yağlı bulgur pilavı, un helvası gibi yemekler hazırlanır." - A. K. Tecer
  • "Bir de olaydı şimdi diye yağlı hindi sayıklıyorsun." - O. C. Kaygılı

Yerel Türkçe anlamı:

Börek.

Yağlanmış ekmek.

Sırtlan.

Pide.

Güçlü, canlı (toprak, harç ve benzeri için).

Bol, çok.

Yağlı yufkanın içine peynir sarılıp tavada pişirildikten sonra, üstüne şeker ekilerek yenilen bir tatlı.

Fransızca'da Yağlı ne demek?:

adipeux, se

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Erzurum kenti, Kırık nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Artvin ili, Meydancık bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Iğdır şehrinde, Tuzluca ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Yağlı kısaca anlamı, tanımı:

Yağlı ballı : İçli dışlı.

Yağlı bitki : Özünde yağ bulunan veya yağ salgılayan bir tür bitki.

Yağlı boya : Bu boya ile yapılmış (resim). Eşyaya renk vermek veya onu dış etkilerden korumak için sürülen, boyanın bazı özel sıvılarla karıştırılmasıyla yapılmış olan kimyasal madde.

 

Yağlı güreş : Güreşçilerin vücutlarının zeytinyağı ile yağlanmasıyla yapılmış olan bir tür serbest güreş.

Yağlı harç : İçinde bol miktarda kireç veya çimento bulunan harç.

Yağlı ip : Darağacı.

Yağlı kağıt : Yiyeceklerin sarılarak saklanması için kullanılan bir kâğıt türü.

Yağlı kapı : Çalıştırdığı kişiye bol para, yiyecek, eşya veren aile, kuruluş vb.

Yağlı kara : Yağları zor temizlenen. İs ile yağın karışımından oluşan, halk arasında yaralara da sürülen tencere kiri.

Yağlı kömür : İçinde % 20-30 uçucu madde bulunan, ısı etkisiyle bu maddeler kaybolduktan sonra kok veren kömür.

Yağlı kuyruk : Kolayca sömürülecek iş veya kişi. Kolayca ve bolca yararlanılabilecek kaynak.

Yağlı müşteri : Bol paralı, çok alışveriş yapan müşteri.

Yağlı toprak : Gevşek ve kaygan bir toprak türü.

Tereyağlı : Tereyağı ile yapılmış.

Zeytinyağlı : İçine zeytinyağı katılan.

Yağlı ballı olmak : Araları çok iyi olmak, içli dışlı olmak.

Yağlı boyacı : Binalarda yağlı boya işleri yapan kimse.

Yağlı güreşçi : Yağlı güreş yapan sporcu.

 

Yağlı kapıya konmak : Rahat, sıkıntısız bir yere girmek, geçimini başkasının üstüne yıkmak.

Yağlıdere : Giresun iline bağlı ilçelerden biri.

Yağlık : Sırma işlemeli, büyük mendil, çevre. Yağ için ayrılmış, yağ elde etmeye özgü.

Yağlıkçı : Havlu, çevre, çamaşır vb. satan kimse. Gelinlik, tel, duvak vb.ni kiraya veren kimse.

Yağlılık : Yağlı olma durumu.

Arık etten yağlı tirit olmaz : "değersiz kişiden yararlı iş, verimsiz tarladan bol ürün beklenmez" anlamında kullanılan bir söz.

Değmesin yağlı boya : Genellikle bir şey taşınırken kalabalıktan yol istemek için "açılın, çekilin, yol verin!" anlamında kullanılan bir söz.

Besili : Semiz, semirtilmiş.

Semiz : Şişman. Eti, yağı çok olan, tavlı.

Kola : Kolalama. Gömlek, örtü vb. şeyleri kolalamakta kullanılan özel nişasta. Kolagillerden, Afrika'nın sıcak bölgelerinde yetişen ve kola cevizi adıyla anılan, çekirdekleri kahveden daha uyarıcı olan bazı içeceklerde ve hekimlikte kullanılan bir bitki (Cola acuminata). Kâğıt veya bez yapıştırmakta kullanılan kaynatılmış nişasta bulamacı. Bu bitkinin yaprağından çıkarılan kokulu bir maddeyle kokulandırılan ve içine şeker, karbonat katılarak yapılmış olan içecek.

Kazanç : Yarar, çıkar, kâr. Satılan bir mal, yapılmış olan bir iş veya harcanan bir emek karşılığında elde edilen para, getiri, temettü.

Üzerinde : ... ile ilgili, üzerine. Üstünde.

Veya : Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz. Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut.

İçinde : Ortamında. Süresince, zarfında. ... ile dolu bir biçimde.

Yağı : Düşman, hasım.

Çok : Aşırı bir biçimde. Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı.

Bol : Özel bir cam içinde likör, şarap, meyve ve maden suyu karıştırılarak hazırlanan içki. Nicelik bakımından olağandan veya alışılandan çok, kıt karşıtı. İçine girecek şeyin boyutlarından daha büyük veya geniş olan, dar karşıtı.

Ve : Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu. İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz.

Kolay : Kolaylık. Kolayca, sıkıntısız bir biçimde, basitçe. Sıkıntı çekmeden, yorulmadan yapılabilen, emeksiz, zahmetsiz, güç ve zor karşıtı.

Yağlı bağlı olmak : Çok yakın dost olmak, aralarından su sızmamak.

Yağlı balı olmah : Çok yakın dost olmak, aralarından su sızmamak.

Yağlı boynuz : Bir balık çeşidi.

Yağlı buğday : Kılçığı kara, rengi kırmızımsı, taneleri iri bir çeşit buğday.

Yağlı değişim : Yağ dejenerasyonu.

Yağlı dışkı : Pankreas enzimlerinin yetersizliğinden veya emilim bozukluklarından nedeniyle, dışkının aşırı yağ içermesi, steatore.

Yağlı dürülü : Marul.

Yağlı düzgü : Krem, pudra vb. takımı.

Yağlı düzgün : Pudralı krem.

Yağlı gara : Kara çalma.

Yağlı ile ilgili Cümleler

  • Ünlü yağlı boya resim açık artırmada 2 milyon dolara satıldı.
  • Yağlı gıdaları sevmiyorum.
  • Ellerim çok yağlı ve pis olduğunda nefret ederim.
  • Yağlı bir cildim var.
  • Tom'un elleri yağlı.
  • Yağlı yiyecekleri sevmiyorum.
  • Yağlı yiyecekler yememelisin.
  • Ali silahını garajdaki bir demet yağlı paçavranın altına sakladı.
  • Tom'un yağlı bir cildi var.
  • Yiyeceğin çok yağlı olduğunu düşündüm.
  • Yağlı bir diyeti sevmiyorum.
  • Tom'un parmakları yağlı.

Diğer dillerde Yağlı anlamı nedir?

İngilizce'de Yağlı ne demek? : [Yağlı güreş] n. fat, grease, oil, slush, tallow

adj. fat, fatty, greasy, oiled, oily, oleaginous, sebaceous, smeary, tallowy, unctuous

Fransızca'da Yağlı : huileux/euse, graisseux/euse, gras/se, adipeux/euse, oléagineux/euse, onctueux/euse

Almanca'da Yağlı : adj. fett, fetthaltig, fettig, fettreich, ölig, schmalzig, schmierig, speckig, spundig

Rusça'da Yağlı : adj. жирный, промасленный, сальный, жиросодержащий, выгодный