Yaş nedir, Yaş ne demek

Yaş; Biyoloji, Coğrafya, Astronomi, Zooloji alanlarında kullanılan bir kelimedir. Dil bilgisi yönünden Türkçe'de isimsıfatargo olarak kullanılır.

  • Doğuştan beri geçen ve yıl birimi ile ölçülen zaman, sin (II)
  • Hayatın çeşitli evrelerinden her biri, çağ.
  • Bir kurum, bir kuruluş, düzen vb.nin kurulduğundan bu yana geçen zaman.
  • Bir gök cisminin oluşmaya başladığı günden bugüne kadar geçirdiği zaman süresi.
  • Nemli, ıslak, kuru karşıtı.
  • Kendi suyunu, canlılığını yitirmemiş, kurumamış, kurutulmamış, taze.
  • Gözyaşı.
  • Kötü.
  • Zor.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Akşamla yatsı arası.

Çok çevik, sağlam.

Çürük, güvenilmez.

Göz yaşı.

Yaş, ıslak.

Yaş, ömür.

Yıl.

Islak - goz yaşi: göz yaşı.

Yağış.

Biyoloji'deki anlamı:

Bir varlığın doğumundan başlayarak ömrü boyunca tekrarlanan belirli zaman aralıklarının toplamı.

Coğrafya'daki terim anlamı:

Kişinin doğumundan beri geçen tam yıl süre.

Astronomi'deki terim anlamı:

Bir gökcisminin oluşmaya başladığı günden bugüne dek geçirdiği zaman süresi.

Zooloji'deki anlamı:

Bir varlığın doğumundan başlayarak ömrü boyunca tekrarlanan belirli zaman aralıklarının toplamı.

Teknik terim anlamı:

Taze.

Deniz.

Yaş ile ilgili Cümleler

  • Bugün işler yaş.
  • Yetmiş beş yaşına basan Türkiye Cumhuriyeti.
  • Benden yalnızca üç yaş büyüksün.
  • Biletler yetişkinler için 30 dolar ve 4 yaş üstü çocuklar için 15 dolar.
  • Karım benden üç yaş daha küçük.
  • Yaş ve mesleğin nedir?
  • “Gözlerinden yaşlar boşandı birden.”
  • Biletler 3 dolardır. 3 yaş ve altındaki çocuklar ücretsiz olarak kabul edilir.
  • Biletler yetişkinler için 30 dolar ve 16 yaş ve altındaki çocuklar için 15 dolardır.
  • Bugün küçük erkek kardeşimin yirmi ikinci yaş günü.
  • Biletler yetişkinler için 30 dolar ve 12 yaş ve altındaki çocuklar için 15 dolardır.
  • “Yaş ilerliyor. Artık geçti bizden / Kişi ev bark edinmeli vakitten”
  • Bu sözler onun gözlerinden yaş getirdi.
  • “Bu kararı söyleyen sesin tesiri gözlerimizi yaşla doldurdu.”
  • Bir dahaki sefere on altıncı yaş günümü kutlayacağım.
  • “Genç yaşında. Kızımızı yetiştirdik bu yaşa getirdik.”
  • Yalnızca, benden üç yaş büyüksün.
  • “Yaş otuz beş, yolun yarısı eder.”
  • Yaş ilerledikçe evde kalma riski artar.
 

Yaş ile ilgili Atasözü veya Deyim

ağzında yaş kalmamak : bir düşüncesini bir kimseye birçok kez söylemiş olmak.

aklı başa yaş getirir : “deneyim, yıllar içerisinde elde edilir” anlamında kullanılan bir söz.

baş kes, yaş kesme : “ağaç kesmek, insan öldürmek kadar büyük bir suçtur” anlamında kullanılan bir söz.

 

(bir işin) altı yaş olmak : işe birtakım oyunlar karışmak, böyle bir işe girişmekte sakıncalar bulunduğu anlaşılmak.

boşboğazı ateşe atmışlar, odunum yaş (veya az) demiş : “çenesi düşükler umulmadık anlarda densizce konuşabilirler” anlamında kullanılan bir söz.

gözünden (veya gözlerinden) yaş (veya yaşlar) boşanmak : çok ağlamak.

imam evinden aş, ölü gözünden yaş çıkmaz : “bir şey alınması imkânı olmayan yerden, bir şeyler vermesini beklemek boştur” anlamında kullanılan bir söz.

kanlı yaş (veya yaşlar) dökmek : büyük üzüntüyle ağlamak.

kurunun yanında yaş da yanar : “beğenilmeyen tutumlarından dolayı cezalandırılan kişiler yanında suçsuzlar da suçlular gibi hırpalanırlar” anlamında kullanılan bir söz.

ölü gözünden yaş ummak : hiç olmayacak yerden, mümkün olmayan durumda yardım veya destek beklemek.

yaş ilerlemek : yaşlanmak, ihtiyarlamak.

yaş tahtaya (veya yere) basmamak : bir işte uyanık davranarak aldanmamak.

yaş yetmiş, iş bitmiş : “yaşı ilerlemiş insandan fayda beklenmez” anlamında kullanılan bir söz.

Yaş kısaca anlamı, tanımı

Arpa malt yaş posası : Maltlaştırılmış arpanın veya diğer tanelerle karışımının veya diğer bir tanenin maltının sıkılarak özütlenmesinden sonra ele geçen kalıntısı

Asgari yaş sözleşmesi : Çocuk işçiliğinin ortadan kaldırılması amacıyla işe kabulde asgari yaşın zorunlu temel eğitimin tamamlandığı yaştan daha düşük olamayacağını öngören ve 1973 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi. Bu yaş sınırı 15 olup, ekonomisi ve eğitim olanakları yeterince gelişmemiş olan bazı ülkelerde 14 yaşına çekilebilmektedir.

Fizyolojik yaş : İnsanlarda kas, iskelet ve salgı bezlerinin gelişme düzeyine göre hesaplanan yaş. Özellikle cinsel olgunlukla ilişkili olarak bir kimsenin fizyolojik görevler bakımından içinde bulunduğu yaş. Cinsel olgunluğa girişin ortalama yaşına göre, bireyin erinliğe girişinde, takvim yaşı açısından gösterebileceği değişkenlik.

Koyital yaş : Döllenmeyle sonuçlanan çiftleşmeyi gebeliğin başlangıcı kabul ederek gebelik yaşını hesaplama.

Kuru yaş : İyi kötü, değerli değersiz. Deniz, kara.

Miş yaş : Şüphe uyandıran, kötü şeyler düşündüren söz.

Postovulator yaş : Gebeliğin başlangıcı olarak “yumurtlama” ölçüt alınarak yapılan gebelik yaşını hesaplama.

Salt yaş : Bir kayacın ya da bir katmanın yıl ve sayıyla belirtilen yaşı.

Sıfır yaş sırası : UBV ışıkölçümsel üç renk dizgesinde yıldızların gerçek renkleri ile salt parlaklıkları arasında çizilen diyagramdaki anakol sırası.

Temel yaş : Özellikle "Stanford-Binet" anlak ölçerinde bireyin bütün soruları başarı ile yanıtladığı en yüksek yaş düzeyi.

Toplumsal yaş : Kişilerin toplumsal-ekonomik çevreleri içinde elde ettikleri ya da onlara tanınan işpayları.

Yarı yaş yem : Yaş veya yarı yaş yem maddeleriyle kuru yem maddelerinin karıştırılmasıyla veya kuru yem maddelerinin suyla karıştırılmasıyla elde edilen, yapısında %18-45 oranında su içeren yemler. Belirli oranlarda yaş ve kuru yem karışımı.

Yaş ağaç kırığı : Tam olmayan bir kırık olup kemiğin konkav korteksinin sağlam, konveks korteksinin kırılması olgusu. Yaş bir ağaç dalının bükülmesi sonrasında tam ayrılmaması biçimindeki bir kırık tipi.

Yaş ağlamak : Göz yaşı dökmek.

Yaş basım : Film tabanında ya da duyarkatındaki çizik ya da çizintilere uygun kırılma sayısındaki bir sıvı sürüldükten sonra gerçekleştirilen, böylelikle basım aygıtındaki ışıklama sırasında ışığın bu çizik ve çizintilerde kırılıp yitmesini önleyen basım çeşidi.

Yaş baş : Hayatı boyunca kazanılan deneyimlerin tümü.

Yaş çekme : Süsleme işlerinde kullanılan telleri, istenilen biçimde bir örtü ile örterek yapılan çekme işlemi.

Yaş dolmak : Yaş, sin kemâle erişmek, ihtiyarlamak.

Yaş dönüş borusu : İçi tamamen yoğuşma suyu ile dolu boru.

Yaş düzgüleri : Değişik yaş kümelerinde bulunan kimselerin tipik ya da ortalama başarılarını gösteren değerler.

Yaş düzgüsü : Gelişimin herhangi bir yönünde belirli yaşlarda erişilmesi beklenen ortalama düzey.

Yaş egzama : Deri yüzeyinin ıslak olmasıyla belirgin egzama, egzama maditans, hlk. safra.

Yaş ekstraksiyon : Mısırın yaş öğütülmesinde olduğu gibi çözünebilir maddeleri ayırıp almak için su veya diğer bir sıvıyla yapılan işlem.

Yaş eşlem : Sertleştirme ve kurutulması iyi yapılmamış pozitif eşlem.

Yaş eylemek : Islatmak.

Yaş ezme : Tane yemlerin buhara tutulduktan sonra, 1-8 dakika çelik silindirler arasından geçirilerek ezilmesi, buğulama.

Yaş film : İşlemeden yeni çıkmış film.

Yaş frekansı : Bir popülasyon veya örnek içerisindeki bir balık çeşidinin farklı yaş gruplarına göre dağılımının belirlenmesi.

Yaş galvanizleme : [Bakınız: elektrikli galvanizleme].

Yaş gömlek : Soğutma suyu ile doğrudan bağlantılı olan yuvgu gömleği.

Yaş halkası : Bir hücre ya da organizmada halka şeklindeki herhangi bir yapı. Odunlu bitkilerin gövdelerinde yıllara karşılık gelen halkalar. 3.Balıklarda büyümenin yavaşladığı veya durduğu sırada kemiksi yapılarda ve pullarda oluşan ve bir yıla karşılık olan halka. Balıklarda büyümenin yavaşladığı veya durduğu sırada kemiksi yapılarda ve pullarda oluşan bir yıla karşılık olan halka.

Yaş harhara : Akciğerlerin dinlenmesinde köpük patlaması biçiminde işitilen ses.

Yaş hava : Rutubetli, ıslak, nemli hava.

Yaş hava süzgeci : Havayı sıvı bir ortamdan geçirerek katı pisliklerden arıtan süzgeç.

Yaş kaba yemler : Yeşil yem bitkileri, silaj kök ve yumru yemler, yaş pancar posası, yaş malt posası gibi su oranları yüksek birim ağırlıktaki hazmolabilir besin maddeleri miktarları az olan yemler.

Yaş kangren : Kan akımının aniden kesilmesi ve enfeksiyonun birleşmesi sonucu, dokunun ödemli, yumuşak ve çoğunlukla esmer veya siyah renkte bir görünümüyle belirgin kangren çeşidi, ıslak kangren. Çoğunlukla nekrozun oluştuğu sırada kanlı olan doku ve organlarda biçimlenir.

Yaş katmanı : Üyeleri, çoğunlukla da erkek üyeleri belli ve aşama-sırah yaş kümelerine ayrılan toplumlarda belli bir yaşa ulaşmış olan bireylerin oluşturduğu dirimbilimsel toplumsal katman.

Yaş kümesi : Üyeleri yaş ölçüsüne göre belirlenen toplumsal küme.

Yaş madde : Belirli miktar sıvı içeren, suya veya diğer bir sıvıya bandırılmış veyahut bunlarla nemlendirilmiş olan madde.

Yaş matlaştırma : Cila ya da vernikle parlatılmış bir mobilyayı, uygun sıvılardan da yararlanarak matlaştırma işlemi.

Yaş oğlan : Genç çocuk, delikanlı.

Yaş öbeği : Belli bir çoğanın yaşlara göre dağılımını göstermek ve sıklıkları değer aralıkları içinde dile getirmek üzere kullanılan alt-üst yaş sının belli aralık.

Yaş öğütme : Tanelerin veya başka bir maddenin çeşitli bileşen parçalarının ayrılmalarını kolaylaştırmak amacıyla yumuşatmak için kükürtdioksitli suda veya sade suda ıslatılarak öğütülmesi işlemi.

Yaş pansuman : Sıvı bir ilacın etkisini ve sıcaklığını yangılı bölgede devam ettirmek amacıyla kompres, gazlı bez, pamuk ve sargı bezinin ıslatılarak bölgeye uygulanmasıyla oluşturulan bir pansuman çeşidi.

Yaş piramidi : Belli bir zamanda, bir ülke, bir kent nüfusunun ya da aynı işle uğraşan bir topluluğun yaş bölünüşünü gösteren çizge.

Yaş püskürtme : İçinde çok ince aşındırıcı bulunan suyu püskürterek yapılan temizleme işlemi.

Yaş rendering : Kapalı kazan veya tanklarda buharla pişirme işlemi.

Yaş sınıfı : Bir köyün, bir klanın ya da başka bir topluluğun üyelerinin yaşlarına göre oluşturdukları sınıflar.

Yaş sürmek : … yaşı içinde olmak.

Yaş şeker pancarı posası : Şeker pancarından şekerin alınmasıyla geriye kalan, protein, kalsiyum, fosfor ve A vitamini bakımından yetersiz, yapısındaki selüloz çok kolay sindirildiğinden enerji bakımından zengin, sulu, selüloz içeriği nedeniyle kaba yemler içinde değerlendirilen lezzetli bir yem.

Yaş tayini : Hayvanların diş durumuna bakılarak yaklaşık olarak yaş tahminlerinin yapılması.

Yaş tuzlama : Salamurayla tuzlama, balığın yoğun tuz çözeltisine konularak muhafaza edilmesi yöntemi.

Yaş uşak : Aklı ermez çocuk.

Yaş yakma : Bir numunedeki organik maddeleri parçalamak için kuvvetli asit ve yükseltgenlerin kullanılması. Kjeldahl yöntemiyle ham protein analiz yönteminin birinci basamağı olup yem örneğinin konsantre sülfürik asit, katalizör ve ısı etkisiyle yakılması işlemi.

Yaş yaşamak : Ömür geçirmek, yaşamak.

Yaş yaşlanmak : Yaş yaşamak, yaş sahibi olmak.

Yaş yem : Ekonomik değer taşımayan balıklar, mezbaha yan ürünleri, sebze atık ürünleri gibi yaş bileşenlerden oluşan, uygun bir kıyma makinesinden geçirildikten sonra kullanılan, yapısında %45-70 oranında su içeren yemler. Normal sınırlar içinde rutubet taşıyan yem.

Yaş yem üzerinden hesaplama : Yemin besin madde içeriğinin nemiyle birlikte ifade edilmesi.

Yedi yaş kaşıntısı : Sarkoptik uyuz.

Yaş çayır : Bütün yaz mevsimi boyunca yaş ve rutubetli olan topraklarda gelişen, üç köşeli otlar ve sazların da bulunduğu doğal çayır.

Yaş dağılımı : Bir toplumu oluşturan kimselerin yaşlara göre sayısal dağılımı.

Yaş dönümü : Menopoz. Andropoz.

Yaş günü : Birinin doğduğu günün yıl dönümü.

Yaş haddi : Bir görevlinin görevinde kalmasına yasanın izin verdiği en ileri yaş, yaş sınırı.

Yaş kesim : Tabandan sızma veya toplanma suretiyle yer altından sulanan veya çoğu zaman ıslak durumda olan arazi.

Yaş pasta : Krem, krema ve yaş meyvelerle yapılmış pasta.

Yaş sebze : Taze sebze.

Yaş sınırı : Yaş haddi.

Yaş üzüm : Taze üzüm.

Yirmi yaş dişi : Akıl dişi.

Diğer dillerde Yaş anlamı nedir?

İngilizce'de Yaş ne demek ? : age