Yakıt nedir, Yakıt ne demek

"Yakıt" ile ilgili cümle

  • "Yakıt bittiği için kaloriferler yanmıyor."

Bir fizik terimi olarak tanımı:

Hava ya da oksijenle yanma sonucu ısı erkesi veren özdek.

Kimya'daki anlamı:

Pratik ve ekonomik açıdan kullanıma uygun, yanarak veya parçalanarak bol ısı veren kömür, petrol ve doğal gaz “fosil yakıt”, zenginleştirilmiş uranyum “nükleer yakıt” odun ise “doğal yakıt” gibi adları alan doğal ham madde.

Orta Öğretim alanındaki anlamı:

[Bakınız: yakacak]

Tarım alanında kullanılan kelime anlamı:

[Bakınız: akaryakıt]

Bilimsel terim anlamı:

Isı elde etmekte kullanılan madde.

Yandığı zaman ısı veren özdek.

Nötronların zincir tepkimesi kaynağı olan ışınetkin özdek.

Isıtmak amacıyla yakılabilen özdek.

Isıl erke sağlamak için yakılarak kullanılan nesne.

genel uygulayım: Hava, oksijen ya da oksijenli gaz karışımıyla ısı açığa çıkararak yanabilen özdek

mekanik: Bir patlamalı ya da yanmalı motoru beslemek için kullanılan özdek.

İngilizce'de Yakıt ne demek? Yakıt ingilizcesi nedir?:

fuel

Osmanlıca Yakıt ne demek? Yakıt Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

maddei müşteile

Yakıt hakkında bilgiler

Yakıt, fiziksel ve kimyasal yapısında bir değişim meydana geldiğinde ısı enerjisi açığa çıkaran her türlü maddenin genel adı.

 

Yakıtlar içerdikleri enerjiyi yakmak gibi kimyasal anlamda ya da nükleer füzyon gibi nükleer anlamda serbest bırakırlar. Yakıtların en önemli özelliklerinden biri enerji üretebilmeleri için depolanabilmeleri ve sadece gerektiğinde bir iş üretebilmek için gerekli olan enerjinin üretimi için kullanılabilmeleridir.

Yakıtların esas maddesini organik karbon teşkil eder. Isı, bu organik karbonun oksijen ile reaksiyonu sonucunda açığa çıkar. Bu reaksiyon ısısından sanayide büyük ölçüde faydalanılır.

Yakıt ile ilgili Cümleler

  • Yakıt borum kırık.
  • Benim araba büyük anneminkinden daha az yakıt yakar.
  • Petrol, yakıt olarak kömürün yerini alıyordu.
  • Yakıt sıkıntısı vardı.
  • Yakıt için odun ve kömür.
  • Yakıt maliyetinden dolayı deniz aşırı ülkelere uçuş maliyet arttı.
  • Şehre varmadan önce arabanın yakıtı bitti.
  • Neredeyse yakıtımız bitti.
  • Uçak biraz yedek yakıt taşımalıdır.
  • Bu araba az yakıt tüketir ve daha çevre dostudur.
  • Fosil yakıt fiyatları tavana vurdu.
  • Yakıt tasarrufu bu arabanın önemli bir avantajıdır.
  • Yakıt seviyesi boşun altında.
  • Yakıt ekonomisi hakkında endişeli misin?

Yakıt anlamı, kısaca tanımı:

Madde : Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek. Para, mal vb. ile ilgili şey. Molekül. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Bir cismi oluşturan öge, öz. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm. Duyularla algılanabilen nesne.

 

Enerji : Maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan güç, erke. Manevi güç. Organların çalışabilmesi ve vücut ısısının sürdürülebilmesini sağlayan besin ögelerinin oluşturduğu güç.

Yakıt deposu : Motorlu taşıtlarda yakıt depolamaya yarayan bölüm.

Yakıt göstergesi : Motorlu taşıtlarda yakıtın durumunu veya düzeyini göstermeye yarayan alet.

Yakıt parası : Binalarda ısınma giderleri için ödenen ücret.

Akaryakıt : Benzin, gaz yağı, mazot vb. sıvı yakıt.

Yağ yakıt : Ham petrolün damıtılması sonunda elde edilen ve yakıt olarak kullanılan ürün.

Jet yakıtı : Jet motorlarının çalışma sistemine göre ayrıştırılmış renksiz benzin.

Yakıtçı : Yakıt satan kimse.

Doğal : Kendiliğinden olan, insan eliyle yapılmamış, yapay karşıtı. Doğada rastlandığı gibi, doğaya uygun olan, doğa güçlerine, kurallarına uyan, tabii, natürel. Yapmacık olmayan. Katıksız, saf. Doğada olan, doğada bulunan. Olağan, alışılmış, her zamanki gibi olan, beklenildiği gibi. Sağduyuya, mantığa, olağan düzene uygun olan.

Mazot : Yakıt olarak kullanılan, ham petrolün damıtma ürünlerinden biri, motorin.

Sağlamak : Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak. Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek. Öndeki aracın sağından ilerleyerek önüne geçmek. Elde etmek, sahip olmak.

Ortay : Bir uzayı, bir yüzeyi eşit iki parçaya bölen (düzlem, çizgi). Bir düzlem şeklin aynı yöndeki paralel bütün kirişlerini eşit parçalara bölen (çizgi).

Fiziksel : Genel olarak doğaya, maddeye, nesnelere ilişkin olan, fiziki. Fizikle ilgili olan.

Kimyasal : Kimyaya ait, kimya ile ilgili, kimyevi.

Değişim : Rüzgârın yön değiştirmesi. Yeni döllerin atalarına tıpatıp benzememesini sağlayan özelliklerin tümü, varyasyon. Bir niceliğin birbirinden ayrı değerler alması veya böyle iki değer arasındaki ayrım. Para aracılığı olmaksızın, bir nesnenin dolaysız olarak bir başka nesne ile değiştirilmesi, değiş, değişme, değiş tokuş, takas, mübadele, trampa, trok. Bir zaman dilimi içindeki değişikliklerin bütünü, değişme.

Yakıt basacı : Yakıtlıktan gelen yakıtı karaca basan basaç.

Yakıt besleme basacı : Yakıtı yakıtlıktan alarak karacı besleyen basaç.

Yakıt borusu : Yakıtlıktan karışımlığa yakıt iletilen boru.

Yakıt boşaltma donanımı : Kullanılmış nükleer yakıtın reaktörden geri çekilmesini sağlayan donanım.

Yakıt çevrimi : Nükleer yakıtın geçirdiği işlenme aşamaları.

Yakıt çizelgesi : Nükleer reaktörde, yakıt çevriminde kullanılan toplam yakıt miktarını gösteren çizelge.

Yakıt çubuğu : Yakıt olarak doğal uranyum kullanan reaktörde, çubuk biçimindeki yakıt unsuru.

Yakıt demeti : Reaktör kalbinden ısı elde etmeye yarayan yakıt unsurları demeti.

Yakıt döşemi : Yakıtı yakıtlıktan karaca ya da yakıt basacına İleten boru düzeni.

Yakıt gazı : Yakıtların yakılması sonucu oluşan gaz.

Diğer dillerde Yakıt anlamı nedir?

İngilizce'de Yakıt ne demek? : n. combustible, fuel

Fransızca'da Yakıt : chauffage [le], combustible [le]

Almanca'da Yakıt : n. Brennstoff, Nahrung

Rusça'da Yakıt : n. топливо (N), горючее (N)