Yaldız nedir, Yaldız ne demek
- Eşyaya altın veya gümüş görünüşü vermek için kullanılan, sıvı veya yaprak durumundaki altın, gümüş ve bunların taklidi olan madde.
- Bu madde ile eşyalara yapılmış olan süs.
- Aldatıcı dış görünüş, göz boyama

- Abartılı bir biçimde söylenen yalan.
"Yaldız" ile ilgili cümleler
- "Onun kibarlığı yaldızdan ibarettir."
- "Boya değil altın yaldız vursan manda gözü gibi donuk duruyor." - B. Felek
Yerel Türkçe anlamı:
Çeşitli maddelere altın veya gümüş renk ve cilasını vermek için üzerlerine sürülen veya yapıştırılan altın ve gümüş suyu veya bunların taklidi olan madde
Yaldız isminin anlamı, Yaldız ne demek:
Kız ismi olarak; Bir şeye altın veya gümüş görünümü vermek için kullanılan sıvı veya yaprak durumundaki altın, gümüş veya bunların benzeri madde.
Fransızca'da Yaldız ne demek?:
couenne
Yaldız anlamı, kısaca tanımı:
Yaldızcı : Yaldız işleri yapan kimse. Bir şeyin içyüzüne değil de gösterişine önem veren (kimse).
Yaldızcılık : Yaldızcının işi. Gösterişli fakat değersiz iş yapma.
Yaldızlama : Ciltlenmiş kitapların kapak veya kenarlarını altın suyuyla süsleme, tezhip. Yaldızlamak işi.
Yaldızlamak : Boynuz takmak. Bir eşyayı yaldızla kaplamak, yaldız sürerek süslemek. Gösterişli süslerle değersizliğini veya kötülüğünü gizlemek. Parlatmak.
Yaldızlanma : Yaldızlanmak işi.
Yaldızlanmak : Yaldızlama işi yapılmak veya yaldızlama işine konu olmak.
Yaldızlatma : Yaldızlatmak işi.
Yaldızlatmak : Yaldızlama işini yaptırmak.
Yaldızlı : Aldatan, göz boyayan. Üzerine yaldız sürülmüş, yaldızla süslenmiş.
Yaldızlı hap : Kötülüğü örtülerek, gizlenerek verilen şey.
Eşya : Türlü amaçlarla kullanılan, insan yapısı, taşınabilir cansız nesneler.
Altın : Üstün nitelikli, değerli. Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,9 olan, 1064 °C'de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element, zer (simgesi Au). Altından yapılmış sikke. Bu elementten yapılmış.
Gümüş : Bu elementten yapılmış. Atom numarası 47, atom ağırlığı 107,88, yoğunluğu 10,5 olan, 960 °C'ye doğru sıvı durumuna geçen, parlak beyaz renkte, kolay işlenir ve tel durumuna gelebilen element (simgesi Ag).
Görünüş : Gerçeğe uymayan dış görüntü, zevahir. Görünme işi. Bulunulan bir yerden görülebilen alan, görünüm, manzara. Fiillerin belirttiği oluşların süresi, gelişmesi ve bitmesiyle ilgili bütün biçimleri kapsayan dil bilgisi kategorisi. Gözün ilk bakışta veya zihnin dolaysız olarak algıladığı şey.
Vermek : Cinsel yönden kendisini kullandırmak. Herhangi bir duruma yol açmak. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek. Ondan bilmek, atfetmek. Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek. Kızı, kadını biriyle evlendirmek. Bitki ve ağaç, ürün üretmek. Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. Doğurmak. Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek. Sahip olmasını sağlamak. Satmak. Kazandırmak, katmak. Ödemek. Bırakmak veya bağışlamak. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek. Dayamak. Ayırmak, harcamak. Yaymak. Hepsini herhangi bir duruma sokmak. Tespit etmek.
Sıvı : Bulunduğu kabın biçimini alabilen ve üstü yatay bir düzlem durumuna gelebilen akışkan cisim, mayi, likit.
Yaprak : Bitkilerde solunum, karbon özümlenmesi, terleme vb. olayların oluştuğu, çoğu klorofilli, yeşil ve türlü biçimdeki bölümler. Sarma yapılmış olan asma yaprağı. Börek, baklava vb. şeylerde yufka. Kitap, defter vb. şeylerde ön ve arka yüzü oluşturan kâğıtlardan her biri, varak. Eni 50, boyu 75 santimetre olan bayrak ölçüsü. Kat kat ayrılabilen şeylerde kat. Birkaç parça eklenerek yapılmış olan şeylerde her parça.
Dış : Herhangi bir cisim veya alanın sınırları içinde bulunmayan yer, hariç, iç karşıtı. Bireyin ötesinde bir varlığı olan. Görülen, içte bulunmayan yüzey. Bazı top oyunlarında karşı takım oyuncularının vuruşuyla topun kalenin bulunduğu taraftan dışarı çıkması, aut. Bir kimsenin görünüşü, durum ve davranışları. Yabancı ülkelerle ilgili. Açık havada geçen sahneleri içine alan çekim. Bir konunun kapsamına girmeyen şey. Somut kavramlarda iki veya ikiden çok şeyde merkeze daha uzak olan.
Göz : Delik, boşluk. Bölüm, hane. Sevgi, ilgi, gönül bağlantısı. Çekmece. Oda. Ağacın tomurcuk veren yerlerinden her biri. Terazi kefesi. Görme organı, basar. Bakış, görüş. Bazı yaraların uç bölümü. Nazar. Suyun topraktan kaynadığı yer, kaynak. Bazı deyimlerde, görme ve bakma.
Boyama : Boyamak işi, pentür. Renkli yazma veya mendil. Rengi boya ile sonradan verilmiş olan.
Abartılı : Abartarak, abartılı olarak, mübalağalı bir biçimde. Olduğundan fazla gösterilen, abartmalı, mübalağalı.
Bir : Bir kez. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Sayıların ilki. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Bu sayı kadar olan. Sadece. Eş, aynı, bir boyda. Tek. Beraber. Ancak, yalnız. Aynı, benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek.
Yalan : Uydurma. Yalancı kimse. Doğru olmayan, gerçeğe uymayan söz, kıtır.
Yaldız altını : Osmanlı altın paralarından birinin adı.
Yaldızlı pisi balığı : Kemikli balıklar (Teleostei) takımının, yanyüzergüler (Pleuronectidae) familyasından, 60 cm kadar uzunlukta, koyu renkli ve portakal renginde lekeleri olan. Kuzey denizlerinde yaşayan Kemikli balıklardan, pisi balıkları (Pleuronectidae) familyasından, 60 cm kadar uzunlukta olabilen, koyu renkli ve portakal renginde lekeleri olan, Kuzey denizlerinde yaşayan bir tür. (Pleuronectes platessa) Kemikli balıklar (Teleostei) takımının yan-yüzergiller (Pleuronectidae) familyasından bir balık türü. Uzunluğu 60 cm. Rengi koyu olup portakal renginde lekelidir. Eti beğenilir. Kuzey denizlerinde yaşar.
Yaldızlı söz : (Söz sanatı terimi) Nükte kılığında parlak fakat esasta değersiz olan söz.
Yaldızlı-pisibalığı : (zooloji)
Yaldızlıkaya : Bir çeşit balık.
Yaldız ile ilgili Cümleler
- Yaldızlı dizginler daha iyi bir at yapmazlar.
- Saray prenses için yaldızlı bir kafes oldu.
Diğer dillerde Yaldız anlamı nedir?
İngilizce'de Yaldız ne demek? : n. gilding, gilt, veneer
Fransızca'da Yaldız : dorure [la]
Almanca'da Yaldız : n. Flittergold
Rusça'da Yaldız : n. позолота (F), лоск (M), показуха (F)

Bu kısımda Yaldız nedir? Yaldız ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Yaldız tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Yaldız hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.