Yalnızca nedir, Yalnızca ne demek

Yalnızca; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de zarf olarak kullanılır.

  • Yalnız olarak
  • (ya'lnızca) Belli durumun, şartın veya işin dışına çıkmaksızın, yalnız, ancak, tek, sırf, salt, sadece.
  • Tek başına.

"Yalnızca" ile ilgili cümle

  • "Yalnızca duygulara, sezgilere başvurmak yanıltıcı olabilir." - N. Uygur
  • "Ona vefasızlıkta biraz düşünceli davranmayı yararlı buluyor, yalnızca bulduklarında yeni başkana pek uysal davranıyorlardı." - M. Ş. Esendal

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Konya kenti, Bozkır ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Yalnızca kısaca anlamı, tanımı:

Durum : Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır.

Şart : Olması başka durumların gerçekleşmesini gerektiren şey, koşul. Temel kural belgesi.

Çıkmak : Vermeye katlanmak. Eksilmek. Bitmek, büyümek, sürmek. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek. Görünür veya belli bir durumda bulunmak. Yetkili birinin makamına iş için gitmek. Flört etmek. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek. Oluşmak, olmak. Yerinden oynamak. Belirmek, tanınmak. Yükselmek, artmak. Unutmak. Karaya ayak basmak. Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak. Sesini yükseltmek. Gelmek. Oyunda herhangi bir rolü oynamak. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. Gerçekleşmek. Harcamak zorunda kalmak. Büyük abdest bozmak. Erişmek, görmek. Süresi dolduğunda ayrılmak. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek. Olmak, bulunmak, var olmak. Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak. Giderilmek, yok olmak. Yayılmak, duyulmak. Ay veya mevsim geçmek. Yapılmak, yürümek. Artırmak, fiyatı yükseltmek. Bir yere ulaşmak, varmak. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. Bir konu yetkililerce karara bağlanmak. Sıyrılmak, ayrılmak. Yayımlanmak. Piyasaya sürülmek. Binaya kat eklemek. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak. İçeriden dışarıya varmak, gitmek. Bulaşmak. Yayılmak. Niteliği sonradan anlaşılmak. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek. Verilmek. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek. Ay, Güneş görünmek. Yeni yetişip satışa sunulmak. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. Bir iddia ile ortalıkta görünmek. Meydana gelmek. Mal olmak. Yetişecek ölçüde olmak.

 

Yalnız : (ya'lnız) Yalnızca. Toplumsal ilişkilerden yoksun veya yoksun bırakılan kişi. (ya'lnız) Yanında başkaları olmayarak. Yanında başkaları bulunmayan. Ama.

 

Tek başına : Kendi kendine, yalnız olarak, münferiden.

Tek : İki ile bölünemeyen (sayı). Birbirini tamamlayan veya aynı türden olan nesnelerden her biri. Kadeh içinde belirli ölçüde olan (içki). Önüne getirildiği cümleye istek ve özlem kavramı katar. Yalnızca. Eşi olmayan, biricik, yegâne. Sessiz, hareketsiz, uslu. Hiç, hiçbir.

Yalnızcabağ : İçel kenti, Mut ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Yalnızca ile ilgili Cümleler

  • Yalnızca bana bir cevap ver.
  • Yalnızca aç olduğum zaman yemek yerim.
  • Yalnızca 26 yaşında olmasına rağmen şimdiden zengindir.
  • Yalnızca, benden üç yaş büyüksün.
  • Yalnızca Almanca'da kısa cümleleri çevirebiliyorum.
  • Yalnızca ben, soruyu doğru olarak yanıtlayabilirdim.
  • O güzel, bu doğru ama o ağzını bir defa açtı mı sen yalnızca kaçmak isteyeceksin.
  • Orada yalnızca esperantistler var.
  • Kasabamızda yalnızca bir trafik lambası var.
  • Yalnızca azıcık sıkıldım.
  • Biz geçen sezon yalnızca bir maç kazandık.
  • Ali şirketin yalnızca isim olarak başkanıdır. Tüm önemli kararları oğlu alır.
  • Yoksul adam diğer insanlardan bağımsızdır ve yalnızca kendi ihtiyaçlarını karşılamak zorundadır. Zengin adam ise kendi ihtiyaçlarında bağımsızdır ama diğer insanların ihtiyaçlarını karşılamak zorundadır.
  • Ali uçağını yakalamak için bol zamanı olduğunu düşünüyordu ama o yalnızca ucu ucuna yetişti.

Diğer dillerde Yalnızca anlamı nedir?

İngilizce'de Yalnızca ne demek? : adv. but, just, nothing but, nothing else, purely, solely, solo

Fransızca'da Yalnızca : uniment

Almanca'da Yalnızca : adv. allein, nur