Yam nedir, Yam ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Yağım.

Teknik terim anlamı:

Okyanusya adalarında, Endonezya'da, Çin'de, Afrika'da, Güney ve Kuzey Amerika'da yetiştirilen yumru köklü, patatese benzer bitki (Yerlilerin beslenmesinde önemli bir yeri olan yam, evcilleştirilmiştir).

At, menzil atı.

Yam hakkında bilgiler

Yam Dioscoreaceae familyasından yumruları yenen, nişastalı bitkilere verilen ortak addır. Afrika, Asya, Avustralya ve Amerika'da yetiştirilen 100'den fazla kültürü vardır. Yam yumrularının boyu toprak altında 1,5 metreye kadar ağırlığı ise 70 kiloya kadar ulaşabilir. Sert kabukları vardır ancak pişirildiğinde yumuşar. Kabukları koyu kahverengiden açık pembeye varan renkler alabilir. Yumrunun kendisi çok daha yumuşaktır ve renkleri beyaz, mor, sarı, turuncu ve pembe arasında değişir. Yam oldukça eski bir tarım bitkisidir. Kültür bitkisi olarak yetiştirilmesi Afrika ve Asya'da MÖ 8000 yıllarında kadar uzanır. Bu bölgede insanların hayatta kalabilmesi için çok önem taşıyan bir bitkidir. Yumrular hiçbir soğutmaya gerek kalmadan 6 ay kadar saklanabilir. Yağmur mevsimlerinin başlamasına kadar olan süre içinde insanlara besin kaynağı olur. Yaygın olarak mangalda, ızgarada, fırında, yağda kızartılarak, kaynatılarak ve tütsülenerek yenir.

 

Yam tanımı, anlamı

Koyu kahverengi : Karaya yakın kahverengi, kahverenginin bir veya birkaç ton koyusu. Bu renkte olan

Yetiştirilme : Yetiştirilmek işi.

Toprak altı : Toprağın içi.

Kahverengi : Kavrulmuş kahvenin rengi. Bu renkte olan.

Açık pembe : Pembenin bir veya birkaç ton açığı. Bu renkte olan.

Avustralya : Dünya üzerinde yer alan kıtalardan biri. Bu kıtada yer alan bir ülke.

Kalabilme : Kalabilmek işi.

Mevsimler : Yılın, güneşten ısı ve ışık alma süre ve niceliği ve dolayısıyla iklim koşulları bakımından ayrımlı bölümleri, bk. kış ilkbahar, yaz, sonbahar.

Yumru kök : Patates, pancar, yer elması gibi yumru biçiminde olan kök.

Beslenme : Vücut için gerekli besin maddelerini alma.

Altında : Sahnenin seyirciye yakın kesimi. bk. sahne aşağısı.

Başlama : Başlamak işi.

Turuncu : Turunç rengi, kızıl sarı renk. Bu renkte olan.

Nişasta : Tahıl tanelerinden, mercimek, bezelye vb. bakla türleri veya patates gibi birtakım yumrulardan özel yöntemlerle çıkarılan una benzer bir madde.

Oldukça : Olabildiğince.

Soğutma : Soğutmak işi.

Kızartı : Kızarmış yer.

Yumuşak : Dokunulduğunda veya üzerine basıldığında çukurlaşan, eski biçimini kaybeden, katı karşıtı. Kolay çiğnenen, kolay kesilen. Kaba, hırçın, sert olmayan, kolay yola gelen, uysal. Ilıman (iklim), sert karşıtı. Dokunulduğunda hoş bir duygu uyandıran. Okşayıcı, tatlı, hoş. Ciğerlerden gelen havanın ses yolundaki sivrilmiş ve gerilmiş kapalı bir engele çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimli, sürekli, ötümlü, tonlu, sedalı. Kolaylıkla işlenebilen. Sessiz, hafif. Kolaylıkla bükülen, buruşmayan, sert karşıtı.

Bitkisi : Sonu.

Taşıyan : Çek, ödek ve benzeri tecim belgitlerinden kendisine verilmiş ve aktarılmış bulunanların iyesi olan kişi.

Diğer dillerde Yalvaçlar dramı anlamı nedir?

Fransızca'da Yalvaçlar dramı nedir ? : mystère