Yan nedir, Yan ne demek

  • Bir şeyin ön, arka, alt ve üst dışında kalan bölümü, profil.
  • Birlikte, beraberinde olma.
  • İkinci derece olan.
  • Üst.
  • Tali.
  • Savaş düzenindeki ordunun iki kanadından her biri.
  • Üstte, altta, arkada veya önde olmayan.
  • Bir denklemde "=" işaretiyle ayrılmış olan iki anlatımdan her biri
  • Futbol veya hentbolda, topun, alanın yan çizgileri dışına çıkması, taç.
  • Sağ ve solun ortak adı, yön, taraf, cihet.
  • Yer.
  • Bir tarafa yönelerek.
  • İstekleri karşıt olan iki kişiden veya topluluktan biri.

"Yan" ile ilgili cümleler

  • "Yaşlı garson yanımıza geldi." - Y. K. Karaosmanoğlu
  • "Yolcuların girdiği iskele yanından kendini denize attı." - M. Ş. Esendal
  • "Bir ara acıkıp yanlarında getirdikleri ekmek peyniri yediler." - N. Cumalı
  • "Siyasi partiler kadın kolu, gençlik kolu ve benzeri şekilde ayrıcalık yaratan yan kuruluşlar meydana getiremezler." - Anayasa
  • "Çoğu kez yan uğraş olarak oyuncular filmcilikle uğraşıyordu." - M. And

Yerel Türkçe anlamı:

Yan.

Kenar.

Köylerde yapılmış olan kerpiç yapılara boydan boya konulan kalın ağaç.

Dört tekerli arabanın, çıkarılıp takılabilen parmaklıkları.

Sedir, sedir şiltesi.

Arkadaş.

Nezt, huzur, kat// yan pec: yamuk, eğri büğrü

Ya

Yön, taraf.

Sedir kilimi, halısı.

Taraf

Hukuki terim anlamı:

1) fer'î. 2) taraf. ~ hak: fer'î hak.

 

Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:

Yanal.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

[Bakınız: yanağacı]

Diğer sözlük anlamları:

Cep, kemer, kese.

Bilimsel terim anlamı:

(Kuramsal istatistik) (…) evrendeğerinin (…) kestiricisi için, (…) çıkarımı. Bu çıkarım artı, eksi ya da sıfır olabilir; sıfır ise, kestirici yansızdır, ay. bak, yansız kestirici.

İngilizce'de Yan ne demek? Yan ingilizcesi nedir?:

side, bias, lateral

Almanca'da Yan ne demek?:

lateral

Fransızca'da Yan ne demek?:

côte

Osmanlıca Yan ne demek? Yan Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

canibî, taraf, had

Yan tanımı, anlamı:

Yan bakmak : Kötü niyet beslemek. beğenmeyerek veya düşmanca bakmak.

Yan basmak : Bir işte aldanmak. dürüst davranmamak, kaypaklık etmek.

Yan çizmek : Bir işten kaçmak.

Yan gelip oturmak : Yan gelmek.

Yan gelmek : Bir işe karışmayarak rahatına bakmak, keyfince yaşamak.

Yan gözle bakmak : Belli etmeden, göz ucuyla bakmak. yan bakmak.

Yan pala zeydün : Birinin, yeni bir durum karşısında ne yapacağını kestiremeyerek şaşkınlık geçirdiğini anlatmak için kullanılan bir söz.

Yan tutmak : Taraflardan yalnızca birini desteklemek, yansız davranmamak.

Yan yatmak : Yana doğru çok eğilmek. sağa veya sola doğru eğilerek devrilmek.

 

Den yana : İçin. -e kalırsa.

Den yana çıkmak : Birinin yanlısı olmak, birini tutmak.

Den yana olmak : Birinin tarafını tutmak.

Yanına almak : Geçimini sağlamak için yanında bulundurmak. beraberinde götürmek. yanında çalıştırmak.

Yanına bırakmamak : Cezasız bırakmamak, öç almak.

Yanına kar kalmak : Cezasız kalmak.

Yanına salavatla varılmaz : Çok öfkeli kimseler için söylenen bir söz. çok pahalı olan şeyler için kullanılan bir söz. kibirli, gururlu kimseler için kullanılan bir söz.

Yanına salavatla yaklaşılmak : Birinin yanına korkarak, çekinerek gitmek.

Yanına yaklaştırmamak : Birinin veya bir şeyin kendi yakınına gelmesine izin vermemek.

Yanına kalmak : Yanına kâr kalmak.

Yanında olmak : Desteklemek, yardımcı olmak.

Yanından bile geçmemiş : "o şeyle hiçbir ilgisi yok" anlamında kullanılan bir söz.

Yan atışı : Taç atışı.

Yan bakış : Ters bakma. Yan gözle bakma.

Yan cümle : Çekimli bir fiilden sonra kullanılan ki bağlacı, dilek kipi veya şartlı birleşik zamanla kurularak temel cümleye bağlanan cümle, yan tümce.

Yan çizgisi : Bir yerin yan tarafına çizilen çizgi.

Yan dal : Yükseköğretimde öğrencinin temel alan yanında devam ettiği ikincil alan.

Yan etki : Tedavi için uygulanan ilacın kişide kullanım amacı dışında sebep olduğu olumsuz etki, yan tesir. Dolaylı yapılmış olan etki, yan tesir.

Yan flüt : Baş bölümü hafif konik, gövde ve kuyruk bölümündeki parçalar boru şeklinde olan bir tür üflemeli çalgı.

Yan hakem : Yardımcı hakem.

Yan kabağı : Birinin yanından ayrılmayan (kimse).

Yan kağıdı : Ciltli kitaplarda cildi kitaba bağlayan ve gerektiğinde çeşitli motiflerle süslenen ara kâğıt.

Yankesici : Bir kimsenin cebinden, çantasından ustalıkla, hissettirmeden bir şeyler çalan kimse, cep faresi, tırtıkçı.

Yan ödeme : Bir görevliye aldığı aylık veya ücretten başka türlü sebeplerle ödenen para.

Yan sanayi : Ana sanayiye yardımcı sanayi kolu.

Yan tesir : Yan etki.

Yantutmaz : Tarafsız, yandaş olmayan.

Yan tümce : Yan cümle.

Yan ürün : Bir ana ürün elde edilirken ortaya çıkan başka ürün.

Yan yan : Yanlamasına.

Yan yana : Birbirinin yanında olan. Biri ötekinin yanında olarak.

Yan yargıcı : Yardımcı hakem.

Yan yol : Otoyolların kenarında, yerleşim alanları arasında gidiş gelişi sağlayan, ayrılmış özel yol.

Yan yüzergiller : Dikenli yüzgeçliler alt takımına giren bir familya.

Yanı başı : Yakını, hemen yanı, omuz başı.

Yanıkara : Şarbon.

Bir yana : -den başka, sayılmazsa, hariç tutulursa.

Bir yanda : Bir tarafta, hem ... hem.

Bir yandan : Bir taraftan, hem ... hem.

Öte yandan : Diğer taraftan, başka bir yönden, karşılık olarak.

Alt yanı : Alt tarafı.

Yer : Durum, konum, vaziyet. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Yerküre. Ekime elverişli toprak parçası, arazi. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal. Ülke. Görev, makam. İz. Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. Durum, konum. Önem. Gezinilen, ayakla basılan taban. Otel, motel vb.nde kalınacak oda.

Üst : Vücut, beden. Bir şeyin görülen yanı, yüzü. Sınıflamalarda temel olarak alınan bir tipe göre ileri derecede olan. Bir şeyin dış yüzü, yüzey. Birine göre yüksek aşamada olan kimse, mafevk. Artan, geriye kalan bölüm. Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı, üzeri, fevk, alt karşıtı. Birkaç şeyden birbirine göre yukarıda olan. Giyecek, giysi. Öte, arka.

Birlikte : Bir arada, beraberce, hep beraber. Yanında, beraberinde. Beraber.

Beraberinde : Yanında.

Olma : Olmak işi.

İkinci : İki sayısının sıra sıfatı. Sırada önem bakımından birinciden sonra gelen. Birinciden sonra gelen kimse veya nesne. Değer ve kalitece birinciden sonra gelen. Yeni, bir başka.

Derece : Sıcaklıkölçer. Bir çözeltinin yoğunluğunu ölçmede kullanılan birim. Denli, kadar. Başarı gösterme. Ölçü aletlerinin ölçeğinde belirtilmiş bulunan başlıca bölümlerden her biri. Bir çemberin üç yüz altmışta birine eşit olan açı birimi. Bir süreç içindeki durumlardan her biri, basamak, aşama, rütbe, mertebe.

Tali : İkinci derecede olan, ikincil.

Bir : Eş, aynı, bir boyda. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Bir kez. Aynı, benzer. Sadece. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Tek. Ancak, yalnız. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Sayıların ilki. Bu sayı kadar olan.

Yan adımlar : Kaydırılan yan adımlardan oluşan uyumlu adımlar.

Yan ağrısı : Zatülcenp.

Yan anlam : Kelimenin asıl anlamı yanında, kullanıma bağlı olarak kazandığı yeni anlam(lar): Baş kelimesinin asıl anlamı dışında «bir topluluğu yöneten kimse, lider», «bir şeyin başlangıcı (ay başı, yıl başı, satır başı)», «temel esas» (her işin başı sağlıktır), «bir şeyin uçlarından biri» (yolun iki başı, «tane, sayı» (iki baş sarımsak, üç baş inek, altı baş aile), «bir şeyin yakını veya çevresi» (ocak başı, havuz başı, mangal başı) vb. pek çok yan anlamı vardır. Ayak, göz, parmak, boğaz, burun gibi organ adları da epey yan anlamlara sahiptir. Türkçmiz bu bakımdan her yönü ile zengin bir özellik taşır. Karşıtı asıl anlam’dır

Yan aşağıda tutuş : Kolların, gergin olarak gövdenin iki yanında yere eğik tutulduğu durum.

Yan atlama : Verev yönden koşup tek ele dayanarak dönük gergin vücutla araca yan atlama.

Yan bakışımsız bağıntı : (…)

Yan basınç : Bir boru ya da kanaldan akmakta olan bir akışkanın yan yüzeye yaptığı basınç.

Yan basınç düzenleyicisi : Küçük basınçları ölçmek ve denetlemek amacıyla yapılmış bir aygıt.

Yan bastı : Geminin yanı, borda.

Yan begi yatmak : Yana yatmak

Yan ile ilgili Cümleler

  • Saçlarını bir daha yan tarama, sana yakışmıyor.
  • Ali sandalyeleri yan odaya taşıdı.
  • Ali ve Mary yan yana yürüdü.
  • Yan dairede yaşayan kadın şu anda sosyal hizmetler için çalışıyor.
  • Yan etkileri; hafif başağrısı ve mide bulantısıdır.
  • Yan adım.
  • Ali ve Mary yan odada iskambil oynuyor.

Diğer dillerde Yan anlamı nedir?

İngilizce'de Yan ne demek? : [Yan] adj. ancillary, aslant, asquint, awry, collateral, flanking, lateral, parietal, side, sidelong, sideward, subordinate

adv. awry, sidelong

n. flank, side

Fransızca'da Yan : latéral/e; (bak

Almanca'da Yan : n. Seite

Rusça'da Yan : n. сторона (F), бок (M), фланг (M), профиль (M), член (M)

adj. боковой, побочный, подсобный

adv. боком