Yanaç nedir, Yanaç ne demek

Yanaç; İsim olarak kullanılan bir kelimedir.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Karşı.

Yan, yakın.

[Bakınız: yamaç].

Küçük su kurdu.

Yanaç isminin anlamı, Yanaç ne demek:

Yön, taraf. Yanaç ismi; Türkçe kökenli olup bir Erkek ismidir.

Yanaç tanımı, anlamı

Yana : Yağ ile. Taraf, taraf, tarafta, taraftan, tarafına

Fikir yanaçları : (Söz sanatı terimi) Yapı yanaçları ve mecazlar dışında olmak üzere, fikirleri alışılmış olan tarzda değil, değişik yollarla anlatma tarzları. (bk. Anıştırma, Beklenmezlik, Benzetme, Bırakım, Bocalama, Canlılaştırma, Dilekleme, Dileme, Dolaylama, Haykırı, İlişmezlik, Karşıtlama, Kesiş, Kerteleme, Kümeleme, Obartma, Onarma, Ortaksama, Önceleme, Sağ sözlü bitim, Sayıp dökme, Soru, Sorulu önceleme, Söyleştirme, Tersineleme, Tumturak, Yeğinseme, Yönenme).

Kelime yanaçları : (Söz sanatı terimi) Mecazları ve yapı yanaçlarını içine alan yanaç türleri.

Yanaçlar : (Söz sanatı terimi) Bir fikri daha canlı ve renkli anlatmak için alışılmış yollardan saparak kelimelerin diziminde veya anlamında yapılan değişiklikler. (bk. Yapı yanaçları ve kelime yanaçları).

Yanaçlı : (Söz sanatı terimi) İçinde kelime veya fikir yanaçları bulunan (ifade).

Yapı yanaçları : (Söz sanatı terimi) Cümle üyelerinin yerini değiştirmek, bazılarını kaldırmak veya tekrar etmek, bağlaç kullanmamak gibi gramere değgin yapı değişiklikleri (bk. Anlamdaşlık. Artımlama, Aşırı evirtim, Bağlaçsızlık, Benzeşleme, Cinas, Çaprazlama, Çok bağlaçlılık, Değişikleme, Eksilti, Evirtim, Kapsama, Koşku, Koşuntu, Kovuşturmazlık, Yineleme).

 

Yamaç : Dağın veya tepenin herhangi bir yanı. Ön, yan, yakın.

Yakın : Az bir ara ile ayrılmış olan (zaman veya yer), uzak karşıtı. Erişmesi, olması zaman bakımından yaklaşmış olan. Uzak olmadan. Aralarında sıkı ilgi bulunan. Aralarında sıkı ilişki olan arkadaş, dost veya akraba. Benzeyen, andıran, yaklaşan. Uzak olmayan yer. Küçük, önemsiz değişikliklerle birbirinden ayrılan.

Taraf : Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Bir şeyin belli bölümü, kısmı. Yöre, yer. Yön, yan, doğrultu. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi.

Kurdu : Edirne ili, Uzunköprü belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Küçük : Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Geri aşamada. Değersiz, önemsiz. Niceliği az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Yaşı daha az olan. Niteliği aşağı olan, bayağı. Kısık, parlak olmayan (ses). Küçük abdest.

Karşı : Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi. İçin, hakkında. Bulunan yere göre önde, ileride olan. Karşılık olarak, mukabil. -e doğru. Karşıt, zıt, muhalif. Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı. Ön, kat, huzur. Yüzünü bir şeye doğru çevirerek.

 

Küçü : Dokuma tezgâhlarında arış ipliklerini açıp kapayan tarak. Gücü (dokuma aygıtında). Dokumacılıkta arış ipliklerini aralayan iplik tarak.

Tara : 1.Bağ budamaya ya da ağaç kesmeye yarayan, eğri bir çeşit bıçak. 2.Ağaç kökü çıkarmaya yarayan bir araç. Süpürge sapı. Odun keskisi, satır.

Kurd : Kurt.

Yama : Delik ve yırtığı uygun bir parça ile onarma, kapatma. Deride geniş leke. Bu iş için kullanılan parça.

Yakı : Bazı hastalıkları tedavi etmek amacıyla bir bez üzerine yayılıp deri üzerine uygulanan, beden ısısıyla vücuda yapışan eczalı parça.

Yan : Bir şeyin ön, arka, alt ve üst dışında kalan bölümü, profil. Birlikte, beraberinde olma. İkinci derece olan. Üst. Tali. Savaş düzenindeki ordunun iki kanadından her biri. Üstte, altta, arkada veya önde olmayan. Bir denklemde "=" işaretiyle ayrılmış olan iki anlatımdan her biri. Futbol veya hentbolda, topun, alanın yan çizgileri dışına çıkması, taç. Sağ ve solun ortak adı, yön, taraf, cihet. Yer. Bir tarafa yönelerek. İstekleri karşıt olan iki kişiden veya topluluktan biri.

Yön : Belli bir noktaya göre olan yer, taraf. Bir şeyin belli bir noktaya baktığı yan, veçhe. Bir yere gitmek için izlenen yol, cihet, istikamet. Tutulacak, izlenecek yol.

Su : Hidrojenle oksijenden oluşan, sıvı durumunda bulunan, renksiz, kokusuz, tatsız madde, ab. Meyve, sebze vb.nin sıkılmasıyla elde edilen sıvı. Bazı kokulu yaprak veya çiçeklerin imbikten çekilmesiyle elde edilen kokulu sıvı. Kez. Sutaş. Yemeğin sıvı bölümü. Demir araçları ateşte kızdırdıktan sonra, suya daldırılarak sağlanılan sertlik. Bu sıvıdan oluşan kitle, deniz, akarsu.

Diğer dillerde Yana terazi duruşu anlamı nedir?

İngilizce'de Yana terazi duruşu ne demek ? : bal. lunge trunk sideways