Yangın nedir, Yangın ne demek
"Yangın" ile ilgili cümle
- "Haydi ben kumar yangınıyım fakat senin vaziyetin benimkinden daha vahim." - M. Yesari
- "Yangın yaklaştığı için yaverleri ve dostları telaşta idi." - F. R. Atay
Yerel Türkçe anlamı:
Çok tatlı.
Tatlı yemeği.
Bağlı, düşkün, candan seven.
[Bakınız: yangı]
Susuzluktan yanmış, kurumuş.
Sıcak.
Sevdalı.
Hastalık ateşi.
Acılı, dertli, yaslı.
İngilizce'de Yangın ne demek? Yangın ingilizcesi nedir?:
fire
Yangın hakkında bilgiler
Yangın, maddenin ısı ve oksijenle birleşmesi sonucu oluşan yanma reaksiyonlarının neden olduğu doğal afettir. Yangınların oluştukları coğrafik alanda maddi hasarlara neden olmasından ziyade, orada yaşayan canlılar ve ekolojik denge üzerinde son derece olumsuz etkileri vardır.
Katı madde yangınlarıdır.Bunlar odun,kömür gibi maddelerdir. Soğutma ve yanıcı maddenin uzaklaştırılması ile söndürülebilir.
Yanabilen sıvılar bu sınıfa girer. Benzin ve yağ gibi yanabilen sıvılardır. Soğutma (sis halinde su) ve boğma (Karbondioksit, köpük ve kuru kimyevi toz) ile söndürülebilir.
Likit petrol gazı, hava gazı, hidrojen gibi yanabilen çeşitli gazların yanması ile oluşan yangınlardır. Kuru kimyevi toz, halon 1301 ve halon 1211 kullanarak söndürülebilir. Elektrikli makine ve hassas cihazların yangınları da bu sınıfa dahil edilebilir.
Yangın ile ilgili Cümleler
- Burak yangını Tuğba'nın başlattığını düşünüyor.
- Yardım olmadan bu yangını söndüremem! Bana yardım etmeye gel!
- Yangın 13 can aldı.
- Gerçekten iyi bir yangın dedektörü almak istiyorum.
- O yangında, yanarak öldü.
- Dün gece buraya yakın bir yangın vardı ve uyuyamadım.
- Yangın az önce çıktı.
- Yangın alarmının bakımı hiç yapılmadı.
- Yangın alarmı çaldı.
- Yangın!
- Yangın alarmımız annem mutfakta yemek pişiriyorken bazen çalar.
- Deniz, yangın ve kadın; üç tane felaket.
- Yangın aniden başladı.
- Aniden mağazada bir yangın çıktı.
Yangın kısaca anlamı, tanımı:
Yangın bacayı sarmak : Durum olağanüstü kötüye gitmek.
Yangına körükle gitmek : Gerginliği, uzlaşmazlığı artıracak biçimde davranmak.
Yangına vermek : Tutuşturmak, bir şeyi bilerek yakmak.
Yangından mal kaçırır gibi : Bir işte gereksiz telaş ve ivedilik göstererek, herkesten saklamaya çalışarak.
Yangını körüklemek : Gerginliği, anlaşmazlığı artırmak.
Yangın bombası : Yangın çıkarmak için yapılmış olan özel bir bomba.
Yangın çıkışı : Yangından kaçmak için binalara yapılmış olan çıkış kapısı veya merdiveni.
Yangın hortumu : Yangını söndürmek için itfaiye aracından veya yangın musluğundan su aktarmak üzere kullanılan uzun hortum.
Yangın kulesi : Yangını görüp haber vermek için yapılmış olan kule.
Yangın merdiveni : İtfaiyecilerin yangında ve kurtarma işlerinde kullandıkları merdiven. Yapıların dışında, yangın veya acil bir durumda kullanılmak üzere yapılmış merdiven.
Yangın musluğu : Cadde ve sokaklarda su şebekesine bağlı olarak belirli yerlere yerleştirilmiş, üzerine hortum takılabilen kalın musluk. Yangın sırasında kullanılmaya hazır hâlde tutulan su vanası.
Yangın sigortası : Yangına karşı yapılmış olan sigorta.
Yangın söndürücü : Yangın söndürmeye yarayan alet, söndürücü.
Yangın topu : Duvara belirli aralıklarla yerleştirilen, yangın anında ısının belirli bir sıcaklığa ulaşmasıyla patlayarak yangını söndürmeye yarayan düzenek.
Yangın tulumbası : Yangın söndürmek için kullanılan tulumba.
Yangın yeri : Çok kalabalık veya dağınık yer.
Yangı : Vücudun mikroplara karşı koymak için herhangi bir yerine fazla kan hücumu ile orada şişkinlik, kırmızılık, ısı ve ağrı ile beliren irin toplaması, iltihap, enflamasyon.
Yangın yerine dönmek : Çok kalabalıklaşmak.
Yangıncı : İtfaiyeci.
Ağzının içi yangın yerine dönmek : Ağzının tadı bozulmak, tat alma duyusunu yitirmek.
Zarar : Bir şeyin, bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya olumsuz, kötü sonuç, dokunca, ziyan, mazarrat.
Açan : Oynak kemiklerin arasındaki açıları genişletmeye yarayan kasların genel adı, büken karşıtı.
Büyük : Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Önemli. Büyük abdest. Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Üstün niteliği olan. Niceliği çok olan. Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş.
Ateş : Isıtmak, pişirmek için kullanılan yer veya araç. Genellikle hastalık etkisiyle artan vücut sıcaklığı, kızdırma. Tutuşmuş olan cisim. Coşkunluk. Patlayıcı silahların atılması. Öfke, hırs, hınç. Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık, od, nâr. Tehlike, felaket. Büyük üzüntü, acı.
Hastalık : Aşırı düşkünlük, tutku. Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu, rahatsızlık, çor, dert, sayrılık, illet, maraz, maraza, esenlik karşıtı. Bitkilerin yapılarında görülen bozukluk. Ruh sağlığının bozulması durumu.
Coşkunluk : Coşkunca yapılmış olan iş, cuşiş, cuşuhuruş.
Tutkun : Gönül vermiş, meftun, meclup. Bir şeye alışmış, bağlanmış, düşkün.
Madde : Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm. Bir cismi oluşturan öge, öz. Molekül. Duyularla algılanabilen nesne. Para, mal vb. ile ilgili şey. Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek.
Yol : Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer. Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık, tarik. Düğünde, oğlanevinin kızevine verdiği para, mal veya armağan. İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer. Gidiş çabukluğu, hız. Bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken çare, yöntem. Yolculuk. Hile, tuzak. Gaye, uğur, maksat. Kumaşta bulunan çizgi. Uyulan ilke, sistem, usul, tarz, tarik. Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi. Genellikle yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi. Kez, defa.
Düşkün : Geçim sıkıntısına düşmüş. Bir şeye kendini aşırı vermiş olan, çok bağlı, âşıklı, tutkun. Meraklı. Değer ve onurunu yitirmiş. Yaşlılık, hastalık vb. sebeplerle çalışma gücünü yitirmiş. Yoksulluk sebebiyle mutluluk ve refahını yitirmiş. Kötü yola düşmüş, ahlaksız.
Aşık : Asılı. Somurtkan.
Yangın baca : Tavan arasından dama açılan boşluk.
Yangın çekince düzeyi : Kent içinde türlü kesimlerin, yangından dokunca görme olasılığı.
Yangın çıkanağı : Kentin yoğun nüfuslu ve yüksek, çok katlı konutlarının bulunduğu, yerlerdeki yapılarda ve yüksek işyeri yapılarında, bir yangının başgöstermesi durumunda, içerdekilerin yapının kenarından inmelerine olanak veren özel çıkanak.
Yangın dolabı : İçinde yangın hortumu .fıskiyesi ve musluğu bulunan dolap.
Yangın efekti : Sahnede yangın görünüşünü veren araç; Yangın etkisi ya da görünüşü.
Yangın etmeni : Yangın ya da alev görünümünü sağlayan aygıt,
Yangın güvence ödeği : Yanmadan doğma dokuncaları karşılamak amacı ile bağıtlanan güvence ödeği.
Yangın güvencesi : Yangından meydana gelecek olan dokuncaları karşılamak üzere yapılan güvence.
Yangın perdesi : Yangına karşı sahne ağzındaki demir ya da çelik perde.
Yangın söndürme örgütü : Bir kentin, yangın söndürme araç ve gereçlerini bulunduran, bunları kullanarak yangın söndürmek üzere eğitilmiş görevlileri olan, genellikle yerel nitelikteki örgüt.
Diğer dillerde Yangın anlamı nedir?
İngilizce'de Yangın ne demek? : n. blaze, fire
Fransızca'da Yangın : incendie [le], feu [le], embrasement [le]
Almanca'da Yangın : n. Brand, Feuer
Rusça'da Yangın : n. пожар (M), жар (M)
adj. пожарный


Bu kısımda Yangın nedir? Yangın ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Yangın tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Yangın hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.