Yankılanmak nedir, Yankılanmak ne demek

  • Ses vermek, ses çıkarmak, yankı durumunda geri dönmek, aksetmek

"Yankılanmak" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Tapınaklar gibi yüksek tavanlı olan bu binanın duvarlarında belli belirsiz bir ilahi yankılanıyordu." - İ. O. Anar

Diğer sözlük anlamları:

[Bakınız: yankulanmak]

Yankılanmak tanımı, anlamı:

Yankı : Bir olgunun çevrede uyandırdığı duygu, düşünce veya tepki, akis, inikâs. Sesin bir yere çarpıp geri dönmesiyle duyulan ikinci ses, aksiseda, inikâs, akis, eko.

Vermek : Bitki ve ağaç, ürün üretmek. Satmak. Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek. Ondan bilmek, atfetmek. Kızı, kadını biriyle evlendirmek. Ayırmak, harcamak. Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek. Doğurmak. Dayamak. Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. Yaymak. Ödemek. Tespit etmek. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek. Herhangi bir duruma yol açmak. Hepsini herhangi bir duruma sokmak. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek. Bırakmak veya bağışlamak. Cinsel yönden kendisini kullandırmak. Kazandırmak, katmak. Sahip olmasını sağlamak.

Çıkarmak : Yapmak, üretmek. Sağlamak, elde etmek. Gibi göstermek, bir davranış yüklemek. Yollamak, göndermek. Sunmak. Anlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek. Üçüncü bir sayı elde etmek üzere belli bir sayıdan, daha az değerli başka bir sayı kadar birim eksiltmek, tarh etmek. Öfke, hırs, acı vb.nin zararını çektirmek. Söylemek. Resim yapmak. Giysi, ayakkabı vb.ni vücuttan ayırmak, soymak. Boşaltmak. Birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak. Sindirim yolundan dışarı atmak, kusmak. Bir müzik parçasını notalarıyla çalmak. Yayımlamak. Sonunu getirmek. Göstermek. Fotoğraf çektirmek. Hatırlamak. İlgisini keserek uzaklaştırmak. Gidermek. Bulmak, ortaya koymak.

 

Durum : Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

Dönmek : Yönelmek. Kendi ekseni üzerinde veya başka bir şeyin dolayında hareket etmek. Geri gelmek, geri gitmek. Kendini bir yandan bir yana çevirmek. Bırakılan bir konu veya işe başlamak. Bir şeyi andıracak duruma girmek, benzemek. Sınıfta kalmak. İnanç, din veya düşüncesini değiştirmek. Yönetilmek, düzene konulmak, çekip çevrilmek. Sapmak. Belirli bir yerde dolaşmak. Söz konusu etmek, hatırlamak. Hileyle, gizlice yapılmak. Durumdan duruma geçmek, değişmek, olduğundan daha değişik bir durum almak, benzemek.

Aksetmek : Evirmek, tersine çevirmek. Ulaşmak, yayılmak, duyulmak. Bir ışık veya bir şekil düz ve parlak bir yüzeye çarpıp orada aynen görünmek, yansımak. Ses bir yere çarpıp geri dönmek, yankılanmak, yankı vermek.

Diğer dillerde Yankılanmak anlamı nedir?

Almanca'da Yankılanmak : v. widerhallen, widerklingen, widerschallen