Yansıma nedir, Yansıma ne demek

"Yansıma" ile ilgili cümle

  • "Durgun denizler yıldızların yansımasıyla yıldızlandı." - Halikarnas Balıkçısı
  • "Balkon penceresinden dolan ışık, ak saçlarından süt mavisi yansımalar yapıyor." - A. İlhan

Dil bilgisi olarak anlamı:

(Derleme.. yansıtma, taklidi kelime, tabiat taklidi kelime) Tabiat seslerini veren sözcük: Şakırtı, tıkırtı, mırıltı, tıkır tıkır, mışıl mışıl, mırıl mırıl, tak tak ve benzeri

Bir fizik terimi olarak tanımı:

Bir engele çarpan dalgaların geldiği ortama geri dönmesi.

Matematik terimi olarak kelime anlamı:

Durgan bir a doğrusuna göre bir R noktası için, R nin a ya dik izdüşümüne göre R nin yansıması.

Durgan bir A noktasına göre bir R noktası için, AR' = - AR yöneysel eşitliğini sağlayan R' noktası.

Durgan bir a düzlemine göre bir R noktası için, R nin a ya dik izdüşümüne göre R nin yansıması.

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Vericiden yayınlanan dalgaların herhangi bir engele çarparak yön değiştirmesi. (Bu durum, televizyon görüntüsünde çeşitli düzensizliklere yol açar. Bunun en sık rastlananı gölgedir).

 

Bilimsel terim anlamı:

Bir ışınımın, içindeki tek renkli ışınların frekansları değişmeksizin, bir yüzeyden geri dönmesi.bk. geri yansıma.

Bir şeyin çıkardığı sese benzer sesle yapılmış olan kelime: Hıriltı, patlamak gibi.

genel uygulayım, aydınlatma: a. Bir ışınımın, içindeki tek renkli ışınlar değişmeksizin bir yüzeyden geri dönmesi. b. Bir özdeğin yansımayan ışık altındaki rengi. c. Gelen ışık, ses, dalga, görüntü ve benzeri

televizyon: Vericiden yayımlanan dalgaların herhangi bir engele çarparak yön değiştirmesi.

İngilizce'de Yansıma ne demek? Yansıma ingilizcesi nedir?:

reflection, onomatopoeia, reflexion

Fransızca'da Yansıma ne demek?:

onomatopée

Osmanlıca Yansıma ne demek? Yansıma Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

in'ikâs

Yansıma hakkında bilgiler

Yansıma, homojen bir ortam içerisinde dalgaların yansıtıcı bir yüzeye çarparak yön ve doğrultu değiştirip geldiği ortama geri dönmesi olayına denir. Yansımanın genel örnekleri ışık, ses ve su dalgalarıdır. Düzlem aynalarda yansıma, saydam ortamda hareket eden ışığın herhangi bir yüzeye çarpıp geri dönmesi olayıdır. Yansıma olayında ışığın hızı, frekansı, rengi yani hiçbir özelliği değişmez. Sadece hareket yönü değişir.

 

Ses biliminde (akustik) yansıma, ekonun oluşumuna neden olur ve bu da sonar cihazlarında kullanılır. Jeoloji alanında sismik dalgaların çalışılması için oldukça önemlidir. Yansıma su kütlelerindeki yüzey dalgaları ile gözlemlenmektedir. Ayrıca yansıma değişik türlerdeki elektromanyetik dalgalar ile de izlenmektedir.

Işığın yansıması dalgaların yansıttıkları cismin yüzeylene hangi açıyla geldiğine ve cismin özelliklerine bağlıdır. Işığın yansımasına olanak sağlayan en uygun yüzey aynadır. Aslında ne zaman ışık belirli bir kırılma indisinden başka bir kırılıma indisine sahip bir ortama geçerse, o zaman ışığın kırılması gerçekleşir. En genel durumda, ışığın belirli bir kısmı yüzeyden yansır ve geri kalan kısım da yön değiştirir (kırılma). Uygun sınır koşulları altında Maxwell denklemleri çözülerek, Fresnel denklemleri elde edilir ve bu Fresnel denklemleri ışığın ne kadarının yansıdığı ve ne kadarının kırıldığı hakkında bilgi verir. Işığın yüksek kırılma indisli bir ortamdan düşük kırılma indisli bir ortama geçmesi durumunda, toplam iç yansıma görülür.

Işınların geldiği yüzey düzgün olursa, bu yüzeyin her noktasında normaller birbirine paraleldir.Yansıyan ışık ışınları birbirine paralel ise böyle yansımaya düzgün yansıma denir.

Yansıma ile ilgili Cümleler

  • Ay gölde yansımaktadır.
  • O, aynadaki yansımasına baktı.
  • Olgun yansımadan sonra, onların teklifini kabul etmeye karar verdim.
  • Bu bizim toplumumuzun bir yansıması.
  • Ali camdaki yansımasına baktı.
  • Göldeki yansımama bakıyorum.
  • Ali Afganistan'daki askeri hizmetinden döndükten sonra geçmişin yansımaları ve kabuslarla boğuştu.

Yansıma anlamı, tanımı:

Işık : Bir yeri aydınlatmaya yarayan araç. Yol gösteren, aydınlatan kimse, düşünce, eser vb. Yüksek derecede ısıtılan cisimlerin veya çeşitli enerji biçimleriyle uyarılan cisimlerin gaz ışı yaydığı gözle görülen ışıma. Mutluluk, sevinç veya zekâdan doğan, özellikle yüzde ve gözlerde beliren parıltı. Cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji, erke, ziya, nur, şavk. Aydınlanmak için kullanılan elektrik.

Dalga : Saçların kıvrım genişliği. Geçici aşk ilişkisi. Deniz veya göl gibi geniş su yüzeylerinde genellikle rüzgâr, deprem vb.nin etkisiyle oluşan kıvrımlı hareket. Titreşimin bir ortam içinde yayılma hareketi. Dalgınlık. Gizli iş, dalavere. Sıcak, soğuk, moda için belli bir süre etkili olan dönem. Arka arkaya gelen kriz vb. olayların her biri. Geçici sevgili. Bir yüzeydeki kıvrım. Esrar, eroin vb. uyuşturucu maddelerin verdiği keyif durumu.

Yansıtıcı : Yansıtma işini yapan. Işık, ses, görüntü vb.ni geri göndermek, yansımasını sağlamak amacıyla kullanılan araç, yansıtaç, reflektör.

Yüzey : Bir cismi uzaydan ayıran dış ve yaygın bölüm, satıh, yüz.

Yansı : Bilgisayar veya tepegözle hazırlanan saydamın yansıtılmasıyla perdede ortaya çıkan görüntü. Akis. Işığın parlak bir yere çarpıp geriye doğru yön değiştirerek kaynağını göstermesi, inikâs. Tepke.

Yansımak : Ulaşmak, duyulmak, yayılmak, aksetmek. Yer almak. Anlaşılmak, belli olmak. Işık dalgaları yansıtıcı bir yüzeye çarparak yön değiştirmek, aksetmek.

Yansımalı : Yansıtan veya yansıyan. Tabiat seslerini andıran seslerle yapılmış (kelime), onomatopeik.

Yansımasız : Yansıtmayan veya yansımayan.

Değiştirme : Değiştirmek işi, tebdil, tahrif.

Benzer : Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör. Benzeşim. Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil.

Kelime : Anlamlı ses veya ses birliği, söz, sözcük.

Şırıltı : Şırıldayan suyun çıkardığı sesin adı.

Bıngıldak : Kafatasının kemikleşmeden önce kemiklerin birleşme yerlerinde bulunan kıkırdak bölümü.

Vızıldamak : "Vız" diye ses çıkarmak. Hafif sesle ve bezdirici biçimde yakınmak, sızlanmak.

Homojen : Bağdaşık. Bütün terimleri aynı derecede olan (çok terimli).

Yansıma açısı : Parlak bir yüzeyden yansıyan ışınla yüzeyin dikmesi arasında kalan ve geliş açısına eşit olan açı, (fizik)

Yansıma düzlemi : Bakışım işlemleri arasında yer alan yansıma noktalarını, bir düzlemin öbür yanında eş uzaklıktaki karşıtlarını bulma işlemini saptayan düzlem.

Yansıma kuramı : Bilginin nesnel gerçekliğin insan beynindeki yansıması olduğunu, ancak insan bilgisinin de nesnel gerçeği yalnız yansıtmakla kalmayıp aynı zamanda onu sürekli olarak yarattığını savunan bilgi kuramı.

Yansımada karalık : Bütün yansıma çarpanının tersinin ondalık logaritması.bk. iç optik yoğunluk, geçme karalığı.

Yansımalı ağ : Metal ya da cam gibi yansıtıcı bir yüzeye çizilen koşut çizgilerden oluşmuş ışık ağı.

Yansımalı bağıntı : E kümesi üzerinde her(...)için (x,x) (...)koşulunu gerçekleyen B ikili bağıntısı, ß bağıntısının K kümesinde yansımalı olması, K nın x gibi herhangi bir öğesi için sıralanmış ikilisinin ß nın Öğesi olmasıdır. || (…)

Yansımalı bakaç : Aynalı bir örtücünün pencereyi örttüğünde mercekten gelen görüntüyü yansıtmasına dayanan ve mercekten girip film üzerine düşen görüntünün tıpkısını izleme olanağı veren bakaç.

Yansımalı dürbün : (astronomi)

Yansımalı gökgözler : Yıldızların yansıma ile görüntüsünü veren çukur aynadan yapılmış, geniş açıklıklı ve büyük odak uzaklıklı gökgözler.

Yansımalı uzay : E" üzerine ß (E",E') güçlü ilingesi konulmak koşuluyla (…) doğal gömevini bir ilingesel eşyapı dönüşümü olurlayan E Hausdorff yerel dışbükey uzayı. Karşılaştırınız. yanyansımalı uzay.

Diğer dillerde Yansıma anlamı nedir?

İngilizce'de Yansıma ne demek? : n. rebound, reflection, reflex, reflexion, repercussion, response, reverberation

Fransızca'da Yansıma : réflexion [la], onomatopée [la], reflet [le], (

Almanca'da Yansıma : n. Abglanz, Onomatopöie, Reflexion, Rückstrahlung, Spiegelung, Widerschein, Zurückstrahlung

Rusça'da Yansıma : n. отражение (N), реверберация (F)

adj. звукоподражательный