Yarış nedir, Yarış ne demek

Yarış; bir spor terimidir.

"Yarış" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Bunlardan kaç babayiğit bu ölüm yarışını göze alabilir?" - T. Buğra
  • "Yarışı kazanma gücünü gösterdikten sonra ise artık hemcinsleriniz için herhangi bir hayırhah tutum gösterecek gücünüz kalmamıştır." - İ. Özel

Diğer sözlük anlamları:

Taksim.

Bilimsel terim anlamı:

Atletizmin kapsamına giren tüm spor dallarında birinciliği elde etmek için yapılmış olan yarışma.

Yarışlıklarda ve yollarda yapılmış olan çifteker koşusu.

İngilizce'de Yarış ne demek? Yarış ingilizcesi nedir?:

competition

Osmanlıca Yarış ne demek? Yarış Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

müsabaka

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Çanakkale şehri, Kalkım nahiyesine bağlı bir yer. Kütahya kenti, Emet ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Bursa ili, Karacabey ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Yarış hakkında bilgiler

Yarış; birden fazla sayıda sporcunun bir taşıtla, hayvanla veya yayan olarak belirli bir mesafeyi en kısa sürede tamamlamaya çalıştığı veya belirli bir zamanda en fazla mesafeyi katetmeye çalıştığı müsabaka çeşidi. Tazı yarışı gibi, hayvanların binicisiz olarak birbirleri ile mücadele ettiği yarış türleri de mevcuttur. Bazı yarışlarda sporcuların mesafe katetmenin yanı sıra belirli engelleri aşmaları veya belirli görevleri yerine getirmeleri de gerekebilir.

 

Dünyada popüler yarış türleri arasında koşu müsabakaları, otomobil yarışları, motosiklet yarışları, bisiklet yarışları ve at yarışları sayılabilir.

Yarış ile ilgili Cümleler

  • Yarış bitti.
  • Bu şubat ayında bir piyano yarışmasına katılıyorum.
  • Ali bana yarışı kimin kazanacağını düşündüğümü sordu.
  • Bu bir güzellik yarışması değil.
  • Ali bir yarışmacıydı.
  • Yarış hakkında bir şey bilmiyorum.
  • Yarış, bir milyona yakın bir kalabalık tarafından izlendi.
  • O, yarışmada birinci geldi.
  • Beni ne için arıyorsun? Yarışmaya girmek üzereyim.
  • Yarış için bir at eğitiyorum.
  • Yarış asla sona ermeyecek gibi görünüyordu.
  • Yarış bisikletçileri bacaklarını tıraş ederler.
  • Yarış son dakikaya kadar devam etti.
  • Jale, Miss Tatoeba yarışmasını kazandı.

Yarış tanımı, anlamı:

Yarış etmek : Geçmek için uğraşmak.

Yarışa girmek : Yarışmak.

Yarışa kalkmak : Yarışmaya niyetlenmek. yarışmaya başlamak.

Yarıştan kopmamak : Rahatsızlanmak, rakibi tarafından geçilmek, yenileceği anlaşılmak gibi her türlü olumsuz duruma karşın yarışı bırakmamak. her türlü engele karşın yapılmış olan işten vazgeçmemek.

Yarış arabası : Yarışa katılan, motoru özel olarak güçlendirilmiş araba, yarış otomobili.

Yarış atı : At yarışları için yetiştirilen at.

Yarış kayığı : Kayık yarışları için özel olarak yapılmış olan kayık.

Yarış otomobili : Yarış arabası.

Yarış tabancası : Yarışı başlatmak, yanlış çıkışları yarışmacılara bildirmek ve yarışı durdurmak için kullanılan ateşli silah.

 

Arazi yarışı : Her türlü arazi koşulunda özel motorlu araçlarla yapılmış olan yarış.

Bayrak yarışı : Atletizmde dört sporcudan oluşan ekibin aralarında paylaştıkları mesafelere başlarken sopayı veya bayrağı düşürmeden elden ele geçirerek yaptıkları koşu.

Çene yarışı : Sürekli karşılıklı konuşma.

Kalkış yarışı : Kura ile eşleşen iki otomobilin aynı anda başlayarak 402 metrelik düz ve asfalt bir zemini en kısa zamanda bitirmesine dayalı bir yarış, otodrag.

Sal yarışı : Özel botlarla debisi yüksek ırmaklarda yapılmış olan bir spor türü.

Sidik yarışı : Önemsiz ve değersiz konularda inatlaşarak birbirinden üstün gelmeye çalışma.

Söz yarışı : Söz düellosu.

Yelken yarışı : Yelkenli tekneler arasında yapılmış olan yarışma.

Yarışçı : Bir spor dalında birbirini geçmeye çalışanlardan her biri, müsabık.

Yarışçılık : Yarışçı olma durumu.

Yarışım : Yarışma.

Yarışımcı : Yarışmacı.

Yarışlık : Pist.

Yarışma : Ticarette üstünlük kazanma çabası, rekabet. Başkalarından üstün olmaya çalışma. Yarışmak işi, müsabaka. Bilgi, yetenek, güzellik vb.nde üstünlüğünü göstermek için yarışmak işi, yarış, yarışım.

Yarışmacı : Bir yarışmaya katılan kimse, yarışımcı, müsabık.

Yarışmacılık : Yarışmacı olma durumu.

Yarışmak : Bir yarışmada başkalarından üstün olmak için çaba göstermek. Üstünlük kazanmak amacıyla bir yarışmaya katılmak. Başkalarından üstün olmaya çalışmak, rekabet etmek.

Yarıştırma : Yarıştırmak işi.

Yarıştırmak : Yarışmasını sağlamak.

Çene yarışına girmek : Birbirinin sözünü keserek susmamacasına konuşmak.

Çene yarıştırma : Karşılıklı gevezelik etme, karşılıklı çene çalma.

Çene yarıştırmak : Karşılıklı gevezelik etmek, çok konuşmak.

Güzellik yarışması : Yalnız yüz ve vücut güzelliğinin ölçü olarak kabul edildiği yarışma.

Sonuç yarışması : Sonucu almak için yapılmış olan yarış, sonuç karşılaşması.

Zaman ile yarışmak : Hızlı hareket etmek.

Rekabet : Aynı amacı güden kimseler arasındaki çekişme, yarışma, yarış.

Sporcu : Sporla uğraşan kimse.

Taşıt : Otomobil, tren, gemi, uçak gibi taşıma araçlarının ortak adı, nakil aracı, nakil vasıtası, vasıta.

Hayvan : Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse). At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz.

Mesafe : Uzaklık. İlişkilerde çok içten olmama durumu, resmiyet. Ara, aralık, uzaklık.

Tamamlama : Tamamlamak işi, tamlama, itmam.

Çalış : Çalma işi.

Yarış alanı spor başyönetmeni yetki belgesi : Yarış alanı spor işleri başyönetmenine verilen yetki belgesi.

Yarış atlarında dorsal metakarpal hastalık : Metakarpal hastalık.

Yarış baş yönetmeni : Yarışın yönetim işlerine bakan baş görevli.

Yarış belgesi : Atletlerin yarışlara katılabileceklerini gösteren inanca belgesi.

Yarış dışı edilme : Yarıştan çıkarılma ya da yarışa sokulmama.

Yarış dışı kalma : Türlü nedenlerle yarış dışı edilmiş olma.

Yarış düzenleyicisi : Yarış düzenlemeğe yetkili kurullar ya da düzenleyici yetki belgesi almış kişiler.

Yarış kılığı : Yarışçının, yönetmeliğe uygun olarak giyindiği kılık. Aykırı giyinenler yarışa sokulmazlar.

Yarış komiseri : Yarışın teknik yönetiminden sorumlu ve düzenleyenlerce seçilmiş üç yetkili kişiden biri. Bunlar, çifteker, lastik, yedek parça yapan ve satan firmalarla ilgili olamazlar. İçlerinden biri çıkış yargıcılığını da yapabilir.

Yarış koymak : Yarış yapmak.

Diğer dillerde Yarış anlamı nedir?

İngilizce'de Yarış ne demek? : [Toyota Vitz] adj. racing

n. race, racing, run

v. compete, contend, contest, emulate, race, run, vie

Fransızca'da Yarış : course [la], concours [le], joute [la], épreuve [la]

Almanca'da Yarış : n. Rennen, Wettfahrt, Wettkampf

Rusça'da Yarış : n. соревнование (N), состязание (N), соперничество (N), конкуренция (F), гонка: гонки (PL), заезд (M), заплыв (M)

adj. гоночный