Yaratmak nedir, Yaratmak ne demek

Yaratmak; bir din b. terimidir.

  • Allah, olmayan bir şeyi var etmek
  • Olmasına, ortaya çıkmasına yol açmak, sebep olmak.
  • Zekâ, düşünce ve hayal gücünden yararlanarak o zamana kadar görülmeyen yeni bir şey ortaya koymak, yapmak.

"Yaratmak" ile ilgili cümle

  • "Bir cazibe yaratmak için ne yapmalı diye düşünüyorduk." - F. R. Atay
  • "Allah, mutlaka dünyayı kullarına sevdirmek için baharı yaratmış olacaktı." - Ö. Seyfettin
  • "Bu haber sinirli bir hava yarattı. Yangın büyük tehlike yarattı."

Bilimsel terim anlamı:

Benzeri, eşi, örneği olmayan güzel bir yapıt ortaya koymak, var etmek.

İngilizce'de Yaratmak ne demek? Yaratmak ingilizcesi nedir?:

create

Osmanlıca Yaratmak ne demek? Yaratmak Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

ibda etmek

Yaratmak anlamı, tanımı:

Yaratma : Yaratmak işi.

Düş kırıklığı yaratmak : Beklentileri karşılayamamaktan dolayı burukluğa yol açmak.

Gerginlik yaratmak : Gergin duruma getirmek.

Harikalar yaratmak : Hayranlık uyandıracak başarılar kazanmak.

Olay yaratmak : Ortada herhangi bir sebep yokken bir olaya yol açmak.

Ortam yaratmak : İmkân sağlamak.

Panik yaratmak : Korku, dehşet uyandırmak.

Şaheser yaratmak : Üstün, kalıcı niteliği olan bir eser ortaya koymak, çok önemli bir şey yapmak.

Sansasyon yaratmak : Büyük bir ilgi ve heyecan yaratmak.

 

Sinerji yaratmak : Bir sonuca katkısı olabilecek birkaç etkeni bir arada harekete geçirerek güç elde etmek.

Tehlike yaratmak : Tehlike oluşturmak.

Düşünce : Niyet, tasarı. Dış dünyanın insan zihnine yansıması. Tasa, kaygı, sıkıntı. İlke, yönetici sav. Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik, mütalaa, fikir, ide, idea.

Hayal : Görüntü. İmge. Zihinde tasarlanan, canlandırılan ve gerçekleşmesi özlenen şey, imge, hülya. Aydınlatılan bir perde arkasında deri veya kartondan yapılmış, hareket edebilen resimler ve bunlarla oynatılan oyun. Belli belirsiz görülen şey, gölge.

Yarar : Bir işten elde edilen iyi sonuç, fayda, avantaj. Yarayan, elverişli, uygun. Çıkar.

Zaman : Çağ, mevsim. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Dönem, devir. Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Belirlenmiş olan an.

Görülme : Görülmek işi.

Ortay : Bir düzlem şeklin aynı yöndeki paralel bütün kirişlerini eşit parçalara bölen (çizgi). Bir uzayı, bir yüzeyi eşit iki parçaya bölen (düzlem, çizgi).

Koymak : İmza, tarih, adres yazmak. Bırakmak. Katmak, eklemek. Bir kimseyi işe yerleştirmek, birine iş sağlamak. Bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, ayırmak. Uyulması gereken kuralları belirlemek, ortaya çıkarmak. Bırakmak, terk etmek. Bir şeyi bir yere bırakmak, belli bir yere yerleştirmek. Etkilemek, dokunmak.

 

Yaratmak ile ilgili Cümleler

  • Ben bir fark yaratmak istiyorum.
  • algılama olmadan yaratmak imkansızdır.
  • O, sorun yaratmak için geldi.
  • Onlar sentetik yaşam formu yaratmak istiyor.
  • Yeni bir web sitesi yaratmak zorundayım.
  • Ali bize daha fazla sorun yaratmak istemiyordu.
  • Biz hiç yeni sorunlar yaratmak istemiyoruz.

Diğer dillerde Yaratmak anlamı nedir?

İngilizce'de Yaratmak ne demek? : v. beget, call into being, compose, conceive, create, father, incur, originate, procreate

Fransızca'da Yaratmak : créer, concevoir, enfanter, former, produire

Almanca'da Yaratmak : v. erschaffen, erzeugen, kreieren, schaffen, weben

Rusça'da Yaratmak : v. создавать, творить, устраивать, представлять, производить, порождать, вызывать, создать, устроить, представить, произвести, породить, вызвать