Yardım nedir, Yardım ne demek

"Yardım" ile ilgili cümle

  • "Oğlunun yardım dileyen bakışlarını görmezden gelerek kahvaltı masasına oturdu." - E. Şafak
  • "Bugün tiyatroya yapılmış olan devlet yardımlarının gerekçesi de tiyatronun eğitimle olan sıkı ilişkisine dayanmaktadır." - M. And
  • "Otların üstünde, ağaçların yapraklarında kalan yağmur damlaları rüzgârın da yardımıyla öğleye kadar kurudu." - N. Cumalı

Yerel Türkçe anlamı:

Henüz kurtçuk döneminde bulunan arı.

Yardım.

İktisat alanındaki kelime anlamı:

Bir iktisadi karar biriminin kendi iktisadi gücünü ve olanaklarını başka birisi için kullanması.

Gelişmiş ülkelerin veya uluslararası kuruluşların, azgelişmiş ülkeleri iktisadi olarak kalkındırmak veya sosyal amaçlarla verdikleri çok düşük faizli veya karşılıksız aktarımlar. zıt anlamlısı bağış, bağlı kredi, bağlı olmayan kredi, koşullu kredi

Bilimsel terim anlamı:

Para yardımı.

Belirli konular üzerinde yapılacak işlerin gerçekleştirilebilmesi amacıyla gerçek ve tüzel kişilere yapılmış olan para yardımı.

 

İngilizce'de Yardım ne demek? Yardım ingilizcesi nedir?:

aid, assistance, help, donation, assisstance

Fransızca'da Yardım ne demek?:

adjuvat, secours

Yardım tanımı, anlamı:

Yardım ve yataklık etmek : Yasa dışı eylemlerde bulunan kişileri barındırmak ve işledikleri suça destek olmak.

Yardım etmek : Kendi gücünü, imkânlarını başka birinin iyiliği için kullanmak.

Yardım görmek : Destek elde etmek, bağış almak.

Yardımda bulunmak : Yardım etmek.

Yardımına koşmak : Güç duruma düşene istekle yardım etmek.

Yardım sandığı : Sosyal yardımlaşmayı güçlendirmek amacıyla kurulan dernek veya kurum.

Yardımsever : Hayırsever.

İlk yardım : Bu işlemin uygulandığı yer. Kaza, hastalık, yangın, deprem vb. tehlikeli ve ani durumlarda hastaya kesin tedavi öncesi, olay yerinde uygulanan ilk ve ivedi işlem, sıhhi imdat.

İnsani yardım : İyilik olsun diye yapılmış olan herhangi bir yardım. Doğal afet zamanlarında insanın temel gereksinimleri olan sağlık, barınma vb. konularda yapılmış olan yardım.

Nakdi yardım : Para olarak yapılmış olan yardım.

Sosyal yardım : Yoksul kimselere yiyecek, giyecek, yakacak, tedavi ve ilaç sağlanarak yapılmış olan parasız yardım.

Toplumsal yardım : Toplumsal içerikli yardım. Toplum bireyleri arasında ve toplumlar arasında kurulan yardımlaşma.

 

Yardımcı : Yardım eden veya gerektiğinde yardım edecek olan kimse vb., muavin, muin, yaver, asistan. Yardımı olan (şey).

Yardımcı ders : Esas eğitimi ve dersleri destekler nitelikte alınan veya okunan ders.

Yardımcı doçent : Üniversitede doktora sonrası öğretim üyeliğinin ilk basamağında olan öğretim üyesi.

Yardımcı doçentlik : Yardımcı doçent olma durumu.

Yardımcı eylem : Yardımcı fiil.

Yardımcı fiil : Ad soylu kelimelerin veya bazı fiilimsilerin fiil gibi kullanılmalarını sağlayan "imek, etmek, eylemek, olmak, kılmak" fiilleri, yardımcı eylem: Hasta idim. Naz eyledi. Arz olunur gibi.

Yardımcı hakem : Futbol karşılaşmalarında oyun alanının yan çizgisi boyunca oyunu takip eden, kuralların yerine getirilip getirilmediğini gözleyen, orta hakeme yardımcı olan görevli, yan hakem, yan yargıcı. Karşılaşmalarda sayıları, uyarmaları tespit eden ve sonuç ile birlikte tutanağı yazıp imza eden yetkili, yan hakem, yan yargıcı.

Yardımcı hakemlik : Yardımcı hakem olma durumu.

Yardımcı hücre : Kırmızı su yosunlarında döllenmede oluşan bir çekirdeği alarak gelişmeyi sağlayan hücre.

Yardımcı kitap : Eğitimde esas dersleri konuları bakımından açıklayan kitap.

Yardımcı madde : İlacın hazırlanmasında taşıyıcı, çözücü veya seyreltici olarak yararlanılan veya ilacın içinde yer alan etken madde dışındaki bileşen.

Yardımcı olmak : Yardımda bulunmak.

Yardımcı oyuncu : Yedek oyuncu.

Yardımcı oyunculuk : Yardımcı oyuncu olma durumu.

Yardımcı yargıcı : Başyargıcının yardımcısı.

Yardımcı yargıcılık : Yardımcı yargıcı olma durumu.

Yardımcılık : Yardımcı olma durumu.

Yardımlaşma : Yardımlaşmak işi.

Yardımlaşmak : Karşılıklı yardımda bulunmak.

Yardımseverlik : Hayırseverlik.

Başkan yardımcısı : Kurum ve kuruluşlarda başkana yardım eden sorumlu ve yetkili kimse.

Davacın kadı olursa yardımcın allah olsun : "seni yargılayacak kişi, senden davacı olan kişi ise elbette kendisini haklı çıkaracak ve sana ağır ceza verecektir" anlamında kullanılan bir söz.

Dekan yardımcılığı : Dekan yardımcısı olma durumu.

Dekan yardımcısı : Fakültelerde dekana yardım eden öğretim üyesi.

Evlenenle ev alana allah yardım eder : "evlenene ve ev yapana herkesin kolaylık göstermesi, onlara Allah'ın yardımının dolaylı olarak ulaşıyor olması demektir" anlamında kullanılan bir söz.

İlk yardım çantası : Ecza çantası.

İlk yardım hastanesi : Aniden rahatsızlananlar veya kazada yaralananlara ilk tıbbi müdahalenin yapılabileceği nitelikte donatılan hastane.

Kele köseden yardım olmaz : "kişi, kendisinin yardıma muhtaç olduğu konuda başkasına yardım edemez" anlamında kullanılan bir söz.

Müdür yardımcılığı : Müdür yardımcısının yaptığı iş.

Müdür yardımcısı : Müdürün işlerine yardım eden, yokluğunda yetkileri üzerine alıp işleri yöneten kimse, müdür muavini.

Öğretim yardımcılığı : Öğretim yardımcısı olma durumu.

Öğretim yardımcısı : Yükseköğretim kurumlarında belirli süreler için görevlendirilen uzman, çevirici, araştırma görevlisi ve eğitim öğretim planlamacısı, öğretim görevlisi, okutman.

Rektör yardımcılığı : Rektör yardımcısı olma durumu.

Rektör yardımcısı : Üniversitelerde rektöre yardım eden öğretim üyesi.

Yönetmen yardımcısı : Yönetmene her konuda yardımcı olmakla görevli kimse, reji asistanı.

Kullanma : Kullanmak işi, istimal.

Muavenet : Yardım.

Ülke : Devlet. Bir devletin egemenliği altında bulunan toprakların tümü, diyar, memleket. Bir özelliği ön plana çıkarılarak düşünülen bölge.

Bağış : Bağışlanan şey, yardım, hibe, teberru.

Ödünç : İleride geri verilmek veya alınmak şartıyla alınan veya verilen (şey).

Para : Kazanç. Kuruşun kırkta biri. Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit.

İhtiyaç : Yoksulluk, yokluk. Gereksinim. Güçlü istek.

Etki : Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim. Bir etken veya bir sebebin sonucu, yardım. Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir.

İane : Yardım.

Yardım duruşu : Özellikle araçlı çalışmalarda, devinim yapanın uğrayabileceği bir aksaklığı zamanında ve en uygun biçimde önlemek için araca ya da yapılan devinime göre bir başkasının aldığı duruşlar.

Yardım indirimi : Vergi yükümlüsünün kendine, eşine ve küçük çocuklarına ilişkin yaşam, sayrılık, sakatlık, analık, doğum, öğrenim gibi kişisel güvencelerinin özel paylarının vergiden düşürülmesi.

Yardım sandıkları gelirleri : Devlet dairelerince ya da özel örgütlerce görevlilerine yardım amacı ile kurulmuş olan, tüzel kişiliği bulunmayan örgütlerin vergi kesilmeyen gelirleri.

Yardım sandıklarınca yapılan yardımlarda vergi başlıklığı : Tüzel kişilikleri bulunsun ya da bulunmasın yardım sandıklarının tüzükleri gereğince kendi üyelerine ölüm, sakatlık, sayrılık, doğum ve evlenme nedenleri ile yapacakları ödemelerin gelir vergisinden bağışıklığı.

Yardım ve işbirliği fonu : Orta Afrika Cumhuriyetine iktisadi yardım için İktisadi ve Sosyal Kalkınma Yatırım Fonunun yerine 1959 yılında kurulan ve kaynağı Fransız hükümeti tarafından sağlanan yardım örgütü.

Yardımcı asalak : Hastalık sağaltma gibi, tarımsal savaşta zararlı böcekleri yok etme gibi, insan, hayvan ve bitki sağlığı yönünden yararlı işlerde kullanılan asalak.

Yardımcı bellek : [Bakınız: dış bellek]

Yardımcı benlik : Benliği geliştirmek ya da gereksinmelerini karşılamakta yardımı sağlamak için başka bir kişiyi örnek almak, düşünce, ülkü ve davranışlarını benimsemek. Bireycil ya da kümecil oyunda birey ya da küme üyelerinin yakın-uzak çevresini oluşturan gerçek ya da düşsel kişilerin üstlencesini yüklenmiş yardımcı kişiler, bk. bireycil oyun, kümecil oyun.

Yardımcı bez : Bir beze ya da organa bağlı olan yardımcı bezler; üreme kanallarına bağlı özel bezler. Prostat bezi, bulbo üretral bez gibi. Bir beze bağlı olan yardımcı bezler; üreme kanallariyle bağlı olan bazı özel bezler.

Yardımcı bezemci : Bezemciye, çalışmalarında yardımcı olan kimse.

Yardım ile ilgili Cümleler

  • Yardım almalısın.
  • Ona nasıl yardımcı olabilirim?
  • Yardım almak için dışarıya çıktım.
  • Ali Mary'nin ceketini giymesine yardım etti.
  • Yardım almadan ödevlerini yapmaya çalış.
  • Yardım alacağım.
  • Tom'un Mary'ye yardım etmesi gerekiyor mu?
  • Yardım almak zorunda kalacaksın.
  • Yardım alacağız.
  • Ali Mary'nin kanapeyi taşımasına yardım etti.
  • Ali yardım etmek istiyor ama nasıl yapacağından tam olarak emin değil.
  • Tom'dan biraz yardım almaya çalışmalıyız.
  • Yardım aldım.
  • Burak garson kızlardan birine yardım etti.

Diğer dillerde Yardım anlamı nedir?

İngilizce'de Yardım ne demek? : n. aid, assist, assistance, backing, backup, booster, comfort, contribution, cooperation, dole, donation, donative, favor, favour [Brit.], furtherance, hand, help, helpfulness, lift, relief, rescue, shot, stand by, succor, succour [Brit.], support

v. breach, chop, cleave, disrupt, flaw, hew, incise, maul, plough, plow, rend, rift, rip, sever, slash, slit, split, tear, wedge off

Fransızca'da Yardım : aide [la], assistance [la], contribution [la], appoint [le], main-forte [la], protection [la], secours [le]

Almanca'da Yardım : n. Abhilfe, Anlehnung, Aushilfe, Beihilfe, Beistand, Beitrag, Förderung, Handreichung, Hilfe, Mitwirkung, Nachhilfe, Rettung, Stütze, Unterstützung, Zutun

Rusça'da Yardım : n. помощь (F), содействие (N), подмога (F), подспорье (N)

adj. вспомогательный