Yasak nedir, Yasak ne demek

"Yasak" ile ilgili cümle

  • "İçki yasağı. Av yasağı."
  • "Bizim çocukluğumuzun şiirlerinde neşe yasak denecek kadar ayıptı." - F. R. Atay

Yerel Türkçe anlamı:

Ev dışında üstü yağmura karşı kapatılmış yer.

Köy kıyısında, çitle çevrilmiş küçük tarla.

Ev yanında, çitle çevrilmiş küçük bahçe.

Korunmuş, girilmesi yasak orman, koruluk.

Gümrük alanında kullanılan anlamı:

[Bakınız: giriş çıkış yasağı]

Hukuki terim anlamı:

memnû’, memnû'iyyet (bk. yasak olma, yasaklık), ~ işlemler: memnû' tasarruflar. ~ olma, yasaklık: memnû'iyyet (bk. yasak).

Diğer sözlük anlamları:

[Bakınız: yasa]

Bilimsel terim anlamı:

Belirli birtakım davranış ya da sözlerin toplumca tekinsiz sayılması.

İngilizce'de Yasak ne demek? Yasak ingilizcesi nedir?:

prohibitions, taboo

Yasak anlamı, tanımı:

Yasak etmek : Yapılmamasını istemek, yasaklamak.

Yasak olmak : Yapılmaması istenmek, yasaklanmak.

Yasak savmak : Bir nesne, bir gereksinimi geçici olarak karşılamak, şimdilik işe yaramak. bir işi hatır için, gönülsüz olarak üstünkörü yapmak.

Yasağı çiğnemek : Uyulması gereken kurallara uymamak.

Yasak aşk : Hukuk, din, töre bakımından uygun görülmeyen, reddedilen aşk.

 

Yasak bölge : Üzerinden uçakların geçme izninin sınırlı olduğu, güvenlik sebebiyle içeriye girişlerin özel olarak sınırlandırıldığı bölge.

Yasak ilişki : Gelenek, göreneklere ve yasalara aykırı olarak yaşanan gönül ilişkisi.

Yasak kitap : Satışı ve dağıtımı yasaklanmış olan kitap.

Yasak meyve : Tanrı'nın yasaklamasına rağmen Âdem'in, Havva'nın elinden yediği meyve, memnu meyve.

Av yasağı : Yılın av dönemi dışında kalan zamanda konulan yasak.

Basın yasağı : Basın yayın organlarının bir konu hakkında yayın yapmasını kısıtlayıp engelleme.

Seçim yasağı : Yüksek Seçim Kurulu tarafından ilan edilen ve seçim sırasında uyulması gereken yasaklar.

Yasakçı : Bekçi, nöbetçi. Yasağı koyan veya uygulayan kimse.

Yasakçılık : Yasakçı olma durumu.

Yasaklama : Yasaklamak işi.

Yasaklamak : Bir şeyin yapılmamasını buyurmak veya istemek.

Yasaklanış : Yasaklanma işi.

Yasaklanma : Yasaklanmak işi.

Yasaklanmak : Yasak edilmek, yapılmaması buyrulmak veya istenmek, yapılması engellenmek, önlenmek, menedilmek, alıkonulmak.

Yasaklayıcı : Yasaklama, önleme niteliği olan, engelleyici.

Yasaklayıcılık : Yasaklayıcı olma durumu.

Yasaklı : Herhangi bir şeyi yapması kendisine yasak edilmiş olan (kimse). Yasaklanmış.

 

Göze yasak olmaz : "bir kimseye veya nesneye bakılmasını kimse önleyemez" anlamında kullanılan bir söz.

Yapılma : Yapılmış. Yapılmak işi.

Yasal : Yasanın, dinin ve kamu vicdanının doğru bulduğu, yasalara uygun, kanuni, meşru, legal.

Engel : Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğini sağlamak için kullanılan açılır kapanır düzenek, bariyer. Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mâni, mahzur, müşkül, pürüz, mânia, handikap. Kara yollarının kenarlarına yapılmış olan korkuluk, bariyer. Herhangi bir yolu kapamak için konulan nesne, bariyer. Engelli koşularda, her yarışçının üzerinden atlaması gereken tahta düzenek, bariyer.

Memnuiyet : Yasaklık.

Memnu : Yasak.

Haram : Din kurallarına aykırı olan, dinî bakımdan yasak olan, helal karşıtı. Yasak.

Yasak film : Yetkili makamlarca gösterilmesine izin verilmemiş film.

Yasak geçiş : Öğeciksel nicem halleri arasında, nicemsel kuralları engellediği için yapılamayan geçiş.

Yasak hısımla sevişme : Bir toplumun yerleşmiş törelerine göre evlenmeleri yasak olan hısımların aralarında cinsel ilişki kurmaları.

Yasak kuşak : Bir katıda hiçbir eksiciğin yerleşemediği erke kuşağı.

Yasak savutlar : Genellikle, kullanılınca ateş çıkaran hem saldırıya hem de savunmaya yarayan vurucu araçlar.

Yasak yapıtlar : Kamu yararı bakımından hükümetçe zararlı görülen ve yasaklanan yapıtlar.

Yasak yarış : Yarış yönetmeliklerinde açıklanmış ve yasaklanmış yarışlar.

Yasak yöneticisi : (…) (p yasaktır) biçiminde tanımlanan doğrusal olmayan birli eklem.

Yasakaltı : Polis gözetim yeri, karakol.

Yasakcıbaşı : Baş muhafız, zabıta amiri.

Yasak ile ilgili Cümleler

  • ABD'nin her yerinde köleliği yasaklamak istediler.
  • Plastik bakkal torbaları yasaklandı.
  • Yasaklanmış kitaplar ücretsiz erişimine izin verilmeyen kitaplardır.
  • Burada bir kapan kuramam. Avlanmak yasaktır.
  • Yasak bölgede mi bulundun?
  • Bunu yapmam yasak.
  • Yatakta sigara içmeyi yasaklayan çok sıkı bir kural var.
  • Selfie çubukları, birçok müze ve galeride yasaklandı.
  • Dilencilik kanunen yasaktır.
  • Yasaklama emrini ihlal ediyorsun.

Diğer dillerde Yasak anlamı nedir?

İngilizce'de Yasak ne demek? : adj. under a ban, forbidden, illicit, impermissible, no, proscriptive, restricted, taboo

n. ban, don't, interdict, prohibition, restriction, tabu

Fransızca'da Yasak : interdit/e, illicite, de contrebande, tabou

Almanca'da Yasak : n. Inhibition, Prohibition, Verbot

adj. untersagt, unzulässig, verboten

Rusça'da Yasak : n. запрет (M), воспрещение (N)

adj. запрещенный, запретный, недозволенный, заповедный