Yataklı nedir, Yataklı ne demek

Yataklı; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

  • Herhangi bir sayıda yatağı olan, yatak alabilen.
  • İçinde aktığı yer derin olan
  • Yataklı vagon.

"Yataklı" ile ilgili cümle

  • "Yataklı ırmak."
  • "Hancı beni dört yataklı odada bırakarak çekildi." - S. F. Abasıyanık

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Kütahya ili, Tavşanlı belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Yataklı tanımı, anlamı:

Yataklı vagon : Kompartımanları tek veya çift yatak alacak biçimde düzenlenmiş vagon, yataklı.

Yatak : Gizli barınak veya bir suçluyu gizlice barındıran yer. Makinelerde hareketli bölümleri içine alan hareketli veya sabit parça. Çanak biçimindeki bir havzada veya buna benzer bir oluşumda toplanmış petrol birikintisi. Bir şeyin çok bulunduğu yer. Irmak, çay, dere vb.nin, içinde aktıkları yer, akak, mecra. Turunçgilleri ve yumurta vb. ürünleri korumak üzere saman vb.nden yararlanılarak yapılmış olan yer. Yün, pamuk, kuş tüyü vb. maddelere kılıf geçirerek yapılmış olan şilte. Uyuma, dinlenme vb. amaçlarla üzerine veya içine yatılan eşya, döşek. Katmanlı bir kaya bütününde maden filizi veya taş döküntüsünden oluşan çok ince tabaka. Üzerine şilte konulan karyola, somya, kerevet vb. Katmanlaşmış herhangi bir madde yığını. Maden veya fosil ocaklarında birbirini izleyen iki maden, taş veya kömür tabakası arasında uzanan damar. Fideleri gömmek için toprakta açılan çukur.

 

Yataklık : Suçluları barındırma, gizlice yardım etme. Yatak yapmaya uygun. Üzerine yatak serilen tahta veya maden kerevet, karyola.

Yataklık yapmak : Suçluları gizlice barındırmak, suçlulara yardım etmek.

Yardım ve yataklık etmek : Yasa dışı eylemlerde bulunan kişileri barındırmak ve işledikleri suça destek olmak.

Derin : Kendi türünde çok gelişmiş, en ileri durumda olan. Ayrıntılı. Yoğun. Yüzeyden içeri inen. Dip. Uzun süren. Dibi yüzeyinden veya ağzından uzak olan. İçten gelen.

Vagon : Yük ve yolcu taşımakta kullanılan, lokomotifin çektiği demir yolu aracı.

İçinde : Ortamında. Süresince, zarfında. ... ile dolu bir biçimde.

Yer : Ekime elverişli toprak parçası, arazi. Durum, konum, vaziyet. Durum, konum. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Önem. Ülke. Gezinilen, ayakla basılan taban. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. İz. Yerküre. Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. Görev, makam.

 

Yataklı : Yataklı vagon. Herhangi bir sayıda yatağı olan, yatak alabilen. İçinde aktığı yer derin olan.

Yataklı sağlık örgütleri : Toplumsal Güvenceler Kurumuna ilişkin, her çeşit sayrılığın bakıldığı yerlere verilen ad.

Yataklık çıkması : Döl yatağı çıkması.

Yataklık materyali : Sığır yetiştiriciliğinde, sığırlarla durak zemini arasında yalıtım görevi gören kum ve saman gibi geleneksel veya yer kaplamaları ve hazır ticari altlıklar gibi yeni sistem metaryaller.

Yataklık yapmak : suçluları gizlice barındırmak, suçlulara yardım etmek. İlgili cümle: "“Bir kanlı katile yataklık yapmış gibi pişmanlık duyuyordu.”" P. Safa.

Yataklı ile ilgili Cümleler

  • Çift yataklı bir oda istiyorum lütfen.
  • İki yataklık yerimiz var.
  • Bu trenin bir yataklı vagonu var mı?
  • Ali ve Mary iki yataklı bir oda ayırttı fakat otele vardıklarında sadece bir yatak vardı.
  • İki yataklı bir oda istiyorum.
  • Yataklı herhangi bir yer iş görür.

Diğer dillerde Yataklı anlamı nedir?

İngilizce'de Yataklı ne demek? : with a bed, having ... beds