Yatkın nedir, Yatkın ne demek
Yatkın; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.
- Bir yana eğilmiş, yatık.
- Çok durmaktan sağlamlığını yitirmiş, çürük.
- Bir işte yeteneği, becerisi olan

- Benimsemiş, alışmış, eğilimli.
"Yatkın" ile ilgili cümle örnekleri
- "Yadırgamaya yatkındı ama görmüştü kızın oyununu." - A. İlhan
- "Yatkın mal. Yatkın kumaş."
- "Dolap çevirmeye, şantaj mesleğine ne kadar yatkın, ne kadar elverişli idi ise bu yeni konusunda da öyle olacağa benziyordu." - T. Buğra
Yerel Türkçe anlamı:
Uygun, yerinde
Alışkın, usta, becerikli.
Birkaç yıl sürülmeden bırakılmış tarla.
Uslu, ağırbaşlı, uysal.
Uzun süre kullanılmamış hayvan.
Yatkın anlamı, tanımı:
Yatkın bulmak : Uygun görmek.
Akla yatkın : Uygun, akıllıca, makul.
Dili yatkın : Yabancı bir dili kolaylıkla öğrenme yeteneği olan.
Eli yatkın : Elle yapılmış olan işlerde becerikli (kimse).
Yatkınlaşma : Yatkınlaşmak işi.
Yatkınlaşmak : Yatkın duruma gelmek.
Yatkınlık : Alışkanlıktan doğan yeti, meleke, mümarese. Yatkın olma durumu.
Akla yatkınlık : Akla yatkın olma durumu.
Dili yatkınlık : Dili yatkın olma durumu.
El yatkınlığı : El işlerini yapmakta yetkinlik. İşe alışmış olma durumu.
Eli yatkınlık : Eli yatkın olma durumu.
Yatık : Dik olmayan, eğik, yatırılmış bir durumda olan. Çevrilmiş, devrik. Zamanla dayanıklılığını yitirmiş. Yayvan su kabı.
Durmak : Dinmek, kesilmek. Bir yerde bir süre oyalanmak, eğlenmek, eğleşmek, tevakkuf etmek. İşlemez olmak, çalışmamak. Belli bir durumda, bir görevde bulunmak. Var olmak. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur: Çalışadurmak, bakadurmak, getiredurmak, yiyedurmak gibi. Hareketsiz durumda olmak. Varlığını sürdürmek. Birisinin malı olarak bulunmak veya o malla ilişkisi olmak. Beklemek, dikilmek. Kalmak. Bir yerde olmak veya bulunmak. Yaşamak. Ara vermek. Bir konuyla çok ilgilenmek, üstüne düşmek.
Çürük : Sağlam bir temele veya kanıtlara dayanmayan. Sakat. İş göremez, hastalıklı. Vurma veya sıkıştırma yüzünden vücutta oluşan mor leke. Çürümüş olan. Sağlam ve dayanıklı olmayan.
Beceri : Kişinin yatkınlık ve öğrenime bağlı olarak bir işi başarma ve bir işlemi amaca uygun olarak sonuçlandırma yeteneği, maharet. Elinden iş gelme durumu, ustalık, maharet. Vücudun, yapılması güç alıştırmalara yatkın olması durumu.
Eğilimli : Eğilimi olan, istekli, meyyal, mail, tandanslı.
Bir : Ancak, yalnız. Sayıların ilki. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Eş, aynı, bir boyda. Aynı, benzer. Tek. Sadece. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Bir kez. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Beraber. Bu sayı kadar olan.
Çok : Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı. Aşırı bir biçimde.
İşte : Anlatılan şeye dikkat çekmek için kullanılan bir söz. Bir şey gösterilirken veya bir şeye işaret edilirken söylenen bir söz, aha, ahacık. Anlatılan bir sözün sonucuna gelindiğini gösterir.
Yatkın ile ilgili Cümleler
- Onun eli testereye yatkındır.
- Tom, sanata çok yatkın değildir.
- Unutkanlığa yatkınsın.
- Kişi kendi hatalarını unutmaya yatkındır.
- Bu akla yatkın olur.
Diğer dillerde Yatkın anlamı nedir?
İngilizce'de Yatkın ne demek? : adj. bent, inclined, prone, recipient
Fransızca'da Yatkın : apte, disposé/e, enclin/e, penchant/e
Almanca'da Yatkın : adj. empfänglich
Rusça'da Yatkın : adj. наклонный, тяготеющий, залежалый, залежавшийся, завалящий, привычный, ловкий

Bu kısımda Yatkın nedir? Yatkın ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Yatkın tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Yatkın hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.