Yayılmak nedir, Yayılmak ne demek

"Yayılmak" ile ilgili cümleler

  • "Odaya bir kilim yayıldı."
  • "O zamanlarda saz, halkın bütün sınıfları arasında iyice yayılmıştı." - A. Ş. Hisar
  • "Türlü yönlerden ele alınabilecek olan bu konuda şimdilik pek yayılmak istemiyorum." - O. V. Kanık
  • "Bu âdet bir fabrika sahibinin acıklı hayat hikâyesiyle birlikte kondulara yayıldı." - L. Tekin

Yerel Türkçe anlamı:

Açık saçık, saygısızca oturmak, yatar gibi uzanmak.

Evliyken, başkasıyla ilişki kurmak.

Otlamak.

İngilizce'de Yayılmak ne demek? Yayılmak ingilizcesi nedir?:

span

Yayılmak tanımı, anlamı:

Yayılma : Dağınık savaş düzeni. Işığın, bir kaynaktan çıkarak doğru çizgiler durumunda türlü yönlere dağılması. Yayılmak işi, intişar. Organizmanın herhangi bir noktasında bulunan bir hastalığın veya kötü huylu urun organizmanın başka bir yerine sıçraması, metastaz.

Kulaktan kulağa yayılmak : Sözlü bir biçimde bir diğer kişiye aktarılmak.

 

Manda gibi yayılmak : Dikkatsizce ve bütün ağırlığıyla oturmak.

Ortaya yayılmak : Herkes tarafından duyulmak.

Yayma : Yaymacının sattığı şeylerden oluşan sergi. Yaymak işi.

Yapılmak : Yapma işine konu olmak. Gerçekleştirilmek, ortaya çıkarılmak.

Hastalık : Ruh sağlığının bozulması durumu. Aşırı düşkünlük, tutku. Bitkilerin yapılarında görülen bozukluk. Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu, rahatsızlık, çor, dert, sayrılık, illet, maraz, maraza, esenlik karşıtı.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Geçmek : Hastalık bulaşmak, sirayet etmek. Bulunduğu yeri veya konumu değiştirmek. Bir yerden başka bir yere gitmek. Bir müzik parçasını meşk ederek öğrenmek, çalmak veya söylemek. Bir şeyi bundan böyle yapma durumunda olmamak. Tükenmek, bitmek, sona ermek. Haberi bir iletişim aracı ile bildirmek. Etki yapmak, işlemek. Bir duruma uğramak, konu olmak. Sıyrılmak, kurtulmak, işin içinden çıkmak. Yaşamak. Görev almak. Kalmak, devrolmak. Kabul edilemez olmak. Bir yandan girip diğer yandan çıkmak. Bir yere gidip oturmak. Geride bırakmak, aşmak. Birinden meşk etmek. Okulda, sınavda başarı göstermek. Sürümü olmak, satılmak. Yerini bırakıp başka yer almak. Konuşmada sözü geçmek veya basında yer almak. Kullanımda olmak, tedavülde olmak. Sönmek. Bırakmak, vazgeçmek. Yol, araç veya akarsu bir yerin yakınından veya içinden gitmek. Zamanı aşmak, geride bırakmak. Üstünlük sağlamak. Bir konu üzerinde veya bir yerde çalışmış olmak. Çekiştirmek, yermek. Olmak, vuku bulmak, cereyan etmek. Yazılmak, girmek. Çok bekletilmekten çürümeye yüz tutmak. Söylemeden veya bitirmeden atlamak. Bir yeri aşmak, öbür yana ulaşmak. Harcamak. Herhangi bir durum, soya çekim yoluyla birinde görünmek. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar.

 

Bulaşmak : Bir nesne, üzerine sürülen bir şey yüzünden kirlenmek. İstemeden veya rastlantı sonucu bir işe karışmak. Hastalık geçmek, sirayet etmek. Çatmak, sataşmak, tedirgin etmek. İstenilmeyen bir madde bir şeye sürülmek.

Genelleşmek : Genel duruma gelmek, genel bir durum almak, taammüm etmek.

Herkes : İnsanların bütünü, cümle âlem.

Duyulmak : Duyma işine konu olmak.

Genişlemek : Geniş duruma gelmek, büyümek. Bollaşmak. Rahat bir duruma gelmek, açılmak, ferahlamak. Yaygın duruma gelmek.

Büyümek : Yaşı artmak, yaşlanmak. Yetişmek. Sayıca artmak. Organizmanın bütününde veya bu bütünün bir bölümünde, boyutlar artmak, irileşmek, eskisinden büyük duruma gelmek. Önem ve değer kazanmak. Artmak, güçlenmek, şiddeti artmak. Genişlemek.

Serilmek : Serme işi yapılmak. Bir yere uzanıp yatmak.

Döşenmek : Uzun uzadıya ve yererek yazmak. Birine kızarak kötü ve küçük düşürücü sözler söylemek. Döşeme işi yapılmak.

Koyun : Koruyucu, şefkatli çevre. Kollar arası, kucak. Göğüsle giysi arası. Geviş getirenlerden, eti, sütü, yapağısı ve derisi için yetiştirilen evcil hayvan (Ovis aries). Verilen buyruklara uyan, kendi kişiliğini gösteremeyen kimse.

İnek : Çok çalışan öğrenci. Dişi sığır. İbne. Aptal, bön.

Otlamak : Meşgul olmak. Para ve emek harcamadan başkalarının sırtından geçinmek. Hayvan, dolaşarak yerdeki ot, çimen, yaprak vb.ni yemek, yayılmak.

Girmek : Girişmek, başlamak. Yeni bir duruma geçmek, dönüşmek. Dışarıdan içeriye geçmek. Bir şeyin yapımında, birleşiminde yer almak. Yüklenmek. Yemek yemek. İncelemek, ayrıntılara inmek. Almak, fethetmek. Tecavüz etmek, geçmek. Kavgaya tutuşmak. Erişmek, ulaşmak. Bulaşmak. İyice anlamak, iyice bilmek. Zaman anlamlı kavramlar için gelmek. Katılmak. Sığmak. Ağrı, sancı başlamak, saplanmak. Yazılmak, başlamak. Sulu bir şeyin veya su dolu bir yerin içine batmak veya dalmak.

Açılmak : Renk koyuluğunu yitirmek. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Kıyıdan uzaklaşmak. Gereken güce ulaşmak. Ayrıntıya girmek. Yeni bir bakış açısı getirmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Delinmek, yırtılmak. Genişlemek, bollaşmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Açma işine konu olmak. Kapı, yol vb. geçit vermek. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak.

Diğer dillerde Yayılmak anlamı nedir?

İngilizce'de Yayılmak ne demek? : v. branch, circulate, diffuse, disperse, effuse, emanate, expand, fan, fan out, get about, get around, go, loll, lounge, mushroom, outstretch, overspread, permeate, pervade, ramble, resound, be rife, grow rife, scatter, splay, sprawl, spread

Fransızca'da Yayılmak : s'étendre, se propager, être étendu, déverser, essaimer, émaner, rayonner, s'irradier

Almanca'da Yayılmak : v. herumsprechen, klingen, kundwerden, übergreifen, verlauten

Rusça'da Yayılmak : v. расстилаться, растягиваться, шириться, распространяться, разноситься, облетать, рассып`аться, разливаться, расплываться, развертываться, разбредаться, расходиться, перебрасываться, ползти, проникать, излучаться, струиться, дымиться, растянуться, распространиться, облететь, расс`ыпаться, расплыть