Yedek nedir, Yedek ne demek

Yedek; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

"Yedek" ile ilgili cümle

  • "Demir çekme kapının yedek anahtarını ona armağan edip usulca cebine soktu." - L. Tekin

Yerel Türkçe anlamı:

Bakır çaydanlık.

Çinko ibrik.

Gazyağı kabı.

Büyük çay demliği 1

Testi.

Ekmekçilerin, odun çatmak için kullandıkları demir uçlu kürek.

Küçük sepet,

Küçük kazan.

Kahve ocaklarında kullanılan kapaklı, kısa kulplu bakır kap.

Madensel bilezik.

İp, kayış, zincirden yapılmış olan yular, yuların elle tutulan bölümü.

Su konan kap, kova. 1

Cezve.

Güğüm. 1

ibrik.

Yağ kabı.

Koyunlara takılan iri çan.

Kahve ocağında, su kaynatılan musluklu teneke.

Kağnılarda boyunduruğu oka bağlayan ağaç çivi.

Arabayı çeken çatal ağaç.

Elle çekilip götürülen hayvan.

Bilgisayar Terimi olarak kelime anlamı:

[Bakınız: diğer]

[Bakınız: bekleme]

Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:

Asal oyuncu yanı sıra, aynı rolü çalışan yedek oyuncu

Hukuki terim anlamı:

kaim şey (bk. yedek nesne, yerine geçen nesne).

Edebi terim anlamı:

Bazı koşuklarda dizelerin sonuna ulanan nazımlı ve kısa parçalara halk edebiyatında yedek, divan edebiyatında ziyade denir. “Sen kim gelesin meclise bir yer mi bulunmaz Baş üzre yerin var.” Burada ikinci dize yedektir.

 

Tiyatro'daki terim anlamı:

Asıl oyuncunun yerine çıkan oyuncu.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Kahvelerde içinde su kaynatılan musluklu teneke depo. (*Senirkent -Isparta; Kümbet -Eskişehir)

İbrik. (İnköy -Kütahya)

Küçükbaş hayvanların boyunlarına takılan orta büyüklükteki çan. (Gedikli *Şarkikaraağaç -Isparta; Saçıkara *İslahiye -Gaziantep; İlhan *Ayaş, Adalıkuzu *Güdül -Ankara.; Kızılca *Bor -Niğde)

Cezve. (Paşacıoğlu -Uşak; Yoncalı -Kütahya)

Küçük cezve. (Ulucak *Eşme -Uşak)

Kısır koyunlara takılan çan. (Hacılar *Güdül -Ankara)

Diğer sözlük anlamları:

Yedekte görülen at.

Bilimsel terim anlamı:

Gerektiğinde bir nesnenin yerine konulmak ya da aşınmış ve işe yaramaz hale gelmiş olanı ile değiştirilmek üzere ayrılan o nesnenin tıpkısı.

Yarışa katılamayan yarışçının yerini alacak olan koşucu.

Koşuklarda uyaktan sonra yinelenen aynı anlamdaki sözcük, ek ya da takı.

İngilizce'de Yedek ne demek? Yedek ingilizcesi nedir?:

backup, substitute, understudy, reserve

Almanca'da Yedek ne demek?:

 

dubleur

Osmanlıca Yedek ne demek? Yedek Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

ziyade, ihtiyat, redif

Yedek anlamı, kısaca tanımı:

Yedek çekmek : Akıntılı suda kayığı karadan iple çekmek.

Yedekte kalmak : Karşılaşma sırasında takımda yer alamamak.

Yedeğe almak : Bağlayarak ardından çekip götürmek. destek verip yanında yürümek, yürümesine ve hareketine yardımcı olmak.

Yedek akçe : İleride doğacak gereksinim ve zararları karşılamak için kârdan ayrılan para, ihtiyat akçesi.

Yedek asker : Askerliğinin bitiminden çağ dışı oluncaya kadar geçen süre içinde bulununan görev.

Yedek besinler : Organizmanın sindirdikten sonra kullanmayıp depo ettiği karbonhidrat, yağ, protein vb. maddeler.

Yedek lastik : Otomobillerde gerektiğinde kullanılmak üzere genellikle bagajda bulundurulan janta takılı lastik, yedek teker, stepne.

Yedek oyuncu : Oyunculardan birinin herhangi bir sebeple takımdan çıkması gerektiğinde onun yerine oynayacak oyuncu, yardımcı oyuncu.

Yedek parça : Bir makinenin işlemez duruma gelen bölümünün yerine konacak yeni parça.

Yedek subay : Askerliği meslek olarak seçmediği hâlde, yurt ödevi için kanunlara göre belli bir süre orduda subay olarak çalışan kimse.

Yedek teker : Yedek lastik.

Yedek oyunculuk : Yedek oyuncu olma durumu.

Yedek parçacı : Yedek parça yapan veya satan kimse.

Yedek parçacılık : Yedek parçacının işi veya mesleği.

Yedek subaylık : Yedek subayın görevi. Yedek subayın rütbesi. Yedek subay olma durumu.

Yedekçi : Bir hayvanı yedeğe alan kimse. Akıntıya karşı kayığı iple karaya çeken kimse, kolancı. Türkü söyleyene eşlik eden kimse.

Yedekleme : Yedeklemek işi.

Yedeklemek : Bir şeyin yedeğini sağlamak. Yedekte çekmek, yedeğe almak.

Yedekleşme : Yedekleşmek işi.

Yedekleşmek : Karşılıklı olarak yedeklik etmek.

Yedekli : Halk edebiyatında yedeklerle yazılan manzume.

Yedeklik : Yedek olma durumu.

Kullanılmak : Kullanma işine konu olmak.

Asıl : Bir görevde sürekli bulunan, yedek karşıtı. Bir şeyin temelini oluşturan, ana. Soy, nesep. Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan. Gerçeklik. Bir şeyin kendisi, örnek, kopya karşıtı. Kök, köken, kaynak. Gerçek, esas. (a'sıl) Gerçekten, gerçek olarak.

Karşıt : Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan, zıt, kontrast.

Yular : Bir yere bağlamak veya çekerek götürmek için hayvanın başlığına veya tasmasına bağlanan ip.

Götürü : Fiyatını toptan belirleyerek. Fiyatı veya ücreti toptan belirlenen (iş vb.).

Binek : Binmeye yarayan. Binmeye yarayan otomobil, at vb.

Hayvan : At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse). Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz.

Hayvanı : Hayvanca. Hayvansal.

Alan : Yüz ölçümü. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası. Bir çalışma çevresi. Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü.

İp : Asarak öldürme cezası. İplik.

Redif : Şiirde uyaktan sonra tekrarlanan, aynı harflerden oluşan kelime veya ek, yedek. Son dönem Osmanlı ordusunda, askerlik görevini bitirdikten sonra yedeğe ayrılan er.

Yedek akçe vergileri : Yedek akçeler dağıtıldıkları yılda ortakları adına gelir sağlayacağından bunlara ilişkin vergi.

Yedek almaç : Yüksek etkinlikli ilaçların, en fazla etki oluşturan en düşük konsantrasyonun ortamda bulunduğu sırada, incelenen dokuda işgal edilmeden kalan almaçlar, almaç rezervi.

Yedek anamal : Yaygın ve birleşik üretim ve yapım ortaklıklarına ilişkin dokuncaları karşılamak amacıyla yıllık net gelirlerden belirli bir oranda ayrılan karşılık.

Yedek dizge : Kullanılmakta olan bir bilişim dizgesinin ya da donanım dizgesinin herhangi bir aksaklık nedeniyle kullanım dışı kalması olasılığına karşı, geçici bir süre için hemen kullanıma sokularak hizmetin sürmesini sağlamak üzere hazır bekletilen dizge.

Yedek eksen :

Yedek etki alanı denetleyicisi : (YED)

Yedek ışık düzeni : Şebekeye bağlı elektrik akımında bir bozukluk olduğunda, kendiliğinden ayrı bir evreden yanan daha az güçte ışık düzeni. Bu düzenin güç kaynağı büyük tiyatrolarda bir üreteç, küçük tiyatrolarda ise bir akımtoplar (akümülatör) dır.

Yedek ışıklama : Herhangi bir zor durumda kullanılan yardımcı ve daha az güçte olan ışıklama

Yedek işgücü ordusu : Marksist kuramda, emek yerine makinenin kullanılmasıyla üretimden alıkonulmuş veya uzaklaştırılmış, geçici ya da sürekli olarak işsiz bırakılmış, gerektiğinde çalışan kesimin ücret artışı üzerinde baskı unsuru olarak kullanılan, hazır ve düşük ücretle çalışabilecek işgücü olarak görülen kitle.

Yedek küreği : Ekmekçilerin, odun çatmak için kullandıkları demir uçlu kürek.

Yedek ile ilgili Cümleler

  • Yedek getirin.
  • Bu arada, yedek pillerin var mı?
  • Uçak biraz yedek yakıt taşımalıdır.
  • Onların yedek bir planı var mıydı?
  • Yedek bir gömleğim yok.
  • Bir yedek planın var mı?
  • Ali her şeyi harici sabit disk üzerine yedekledi.
  • Yedek parçaları birer birer inceledi.
  • Dosyalarını yedekle.
  • Yedek parçaları peşpeşe inceledi.
  • Yedek anahtarın var mı?
  • Her zaman bir yedek planın var.

Diğer dillerde Yedek anlamı nedir?

İngilizce'de Yedek ne demek? : adj. auxiliary, backup, donkey, duplicate, jury, pilot, spare, stand by, substitutional

n. backup, refill, replacement, reserve, stand by, reserve service, reservist

Fransızca'da Yedek : de rechange, de réserve, suppléant/e

Almanca'da Yedek : n. Ersatz, Reserve

Rusça'da Yedek : n. резерв (M), запас (M), задел (M), дублер (M)

adj. запасной, буксирный, запасный, аварийный