Yedi nedir, Yedi ne demek

"Yedi" ile ilgili cümle

  • "Yedi kalem."

Yerel Türkçe anlamı:

Yedi (bk. yidi)

Düğünden yedi gün sonra, kaynatanın yaptığı çağrı.

Düğünden bir hafta sonra gelinin baba evine dönmesiyle düzenlenen tören

Yedi hakkında bilgiler

7, 6 ile 8 arasındaki tam ve asal sayıdır.

Yedi ile ilgili Cümleler

  • Bir milyon, yedi basamaklı bir sayıdır.
  • Yedi dolar, lütfen.
  • Bu cümle yedi sözcükten oluşur.
  • Yarın sabah yedide beni uyandırabilir misin?
  • Ali gecenin ortasında uyandı ve bütün bir torba kurabiyeyi yedi.
  • En son ne zaman karınla akşam yemeği yedin?
  • Ali kaç tane portakal yedi?
  • Biz Park Caddesindeki Chuck's Bar and Grill'de öğle yemeği yedik.
  • Yedi çocuğun var.
  • Yedi ana çakra var.
  • Yedi gibi görüşürüz.
  • Yedi battaniye var mı?
  • Yedi bazen şanslı bir sayı olarak kabul edilir.
  • Yedi gün boyunca yağmur yağdı.

Yedi anlamı, tanımı:

Yedi iklim dört bucak : Her yer.

Yedi kat yerin dibine geçmek : Fazlasıyla utanmak, mahcup olmak. çok güçlü olarak yere çakılmak.

Yedi kubbeli hamam kurmak : Büyük hayaller peşinde koşmak.

Yedialtmışbeşlik : Namlusu 7,65 milimetre çapında olan bir tabanca türü.

Yedi bela : Çok şirret, geçimsiz, küstah kimse.

 

Yedi canlı : Sonucu ölüm olabilecek birçok olaydan sağ çıkan (kimse veya hayvan).

Yedi cet : Yedi göbek.

Yedi düvel : Bütün devletler. Herkes, bütün dünya.

Yedi göbek : Bir soyun bilinen en büyüğü. Bütün soy sop, yedi cet.

Yedi gömlek uzak : Soyca veya yakınlık bakımından bir hayli uzak.

Yedikardeş : Büyükayı'yı oluşturan yedi yıldız.

Yedi kat el : Çok yabancı.

Yedikızkardeş : Ülker.

Yedi mahalle : Herkes. Çok uzak yer. Bütün çevre.

Yediveren : Çok meyve veren veya çiçek açan (bitki). Yılda birkaç kez meyve veren veya çiçek açan (asma, gül vb.).

Yediden yetmişe : Herkes.

Yedi düvelle barışık : Herkesle iyi geçinen kimse.

Yediemin : Birden çok kişi arasında hukuki durumu çekişmeli olan bir malın, çekişme sonuçlanıncaya kadar emanet olarak bırakıldığı kimse.

Yedigen : Yedi kenarlı çokgen. Bu biçimde olan.

Yediği naneye bak : "yaptığı yersiz, uygunsuz işe bakın" anlamında kullanılan bir söz.

Yediği önünde yemediği ardında : Bolluk, refah içinde yaşayanlar için kullanılan bir söz.

Yedigir : Büyükayı.

Yedikleri içtikleri ayrı gitmemek : Her zaman bir arada olmak ve sıkı ilişki içinde bulunmak.

Yediler : Yedi kişilik evliya topluluğu.

Yedili : Divan edebiyatında her bendi yedi dizeden oluşmuş nazım birimi. İskambil gibi oyunlarda üzerinde yedi işareti bulunan kâğıt. Yedi parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden yedi tane bulunan.

Yedilik : Yedisi bir arada, yedi taneden oluşmuş, yedi tane alabilen.

Yedilme : Yedilmek durumu.

Yedilmek : Yedeğe alınarak götürülmek.

Yedinci : Yedi sayısının sıra sıfatı, sırada altıncıdan sonra gelen.

Yedinci sanat : Sinema.

Yedirilme : Yedirilmek işi.

 

Yedirilmek : Yedirme işi yapılmak.

Yedirip içirmek : Beslemek.

Yedirme : Yağ, kireç ve kendirden yapılan, su borularını birbirine tutturmaya yarayan macun. Yedirmek işi.

Yedirmek : Bir şeyi azar azar başka bir şeyin içine karıştırarak belli olmayacak duruma getirmek. Yemesini sağlamak. Bir fazlalığı herhangi bir biçimde kullanmak. Bir kimseye rüşvet vermek. Ağzına yiyecek vermek, beslemek, karnını doyurmak. Nefis, namus, şan, kibir vb. kavramlarla kullanıldığında yakıştırmak, yaraştırmak.

Yedişer : Her birine yedi, her defasında yedisi bir arada olan. Yedi sayısının üleştirme sayı sıfatı.

Yedisu : Bingöl iline bağlı ilçelerden biri.

Yediz : Yedisi bir arada doğan (çocuk).

At yedi günde it yediği günde : "değerli kişilikler zamanla gelişir, kısa sürede beliren kişilikler gerçek değer taşımayanlardır" anlamında kullanılan bir söz.

Bildiğini yedi mahalle bilmez : Bir kimsenin çok kurnaz, çokbilmiş olduğunu anlatan bir söz.

Bir kötünün yedi mahalleye zararı vardır : "bir kötünün, yalnızca yakın çevresine değil daha geniş çevrelere de zararı dokunur" anlamında kullanılan bir söz.

Bok yedi başı : Burnunu her işe sokan, her işe karışan.

Dilini kedi mi yedi : "neden konuşmuyorsun?" anlamında kullanılan bir söz.

Erkekliğine yedirememek : Mertliğe, yiğitliğe yakıştıramamak.

Felek kimine kavun yedirir kimine kelek : "bu dünyada kimi insanlar mutluluk içinde yaşarlar, kimileri de talihsizdirler" anlamında kullanılan bir söz.

İnsan yedisinde ne ise yetmişinde de odur : "kişinin çocukluğundaki huyları, özellikleri yaşlılığında da değişmez" anlamında kullanılan bir söz.

İzzetinefsine yedirememek : Onursuz kalmayı kabul edememek, düşkünlüğü veya zavallılığı reddetmek.

Kendine yedirememek : Kendisinin başkasına yapması söz konusu olan işi, kişiliği için onur kırıcı saydığından yapmamak. başkasının kendisine yaptığı işi, onur kırıcı sayarak tepki ile karşılamak.

Kibrine yedirememek : Gururuna dokunmak.

Köpek bile yal yediği kaba pislemez : "köpek bile yem yediği kaba saygılı davranırken insanın geçimini sağlayan yere, kendisine bu geçimi hazırlayan kimseye kötülük etmesi düşünülemez" anlamında kullanılan bir söz.

Kuş vardır eti yenir kuş vardır et yedirilir : "öyle kişiler vardır ki acımadan en ağır işte kullanılır, öyle kişiler de vardır ki iş gördürmek şöyle dursun onlara hizmet edilir".

Lafını yedirmek : İddialı olarak söylediği sözü geri alma zorunda bırakmak.

Nefsine yedirememek : Bir şey yapmayı kendisi için ağır, onur kırıcı bulmak.

Onuruna yedirememek : Bir kimse, kendine duyduğu saygıyla bağdaşmayan ve onur kırıcı olay veya davranışlar karşısında tepkide bulunmak, kendine yedirememek.

Para yedirmek : Gereksiz olarak başkasına çok para harcamak. rüşvet vermek.

Sözünü yedirmek : Lafını yedirmek.

Üçler yediler kırklar : Halk inançlarında yaşayan ermişler topluluğu.

Yağ yedirmek : Yağı bir şeyin içine azar azar ekleyerek belli olmaz duruma getirmek.

Gösteren : Gösterilenle birleşerek göstergeyi oluşturan ses veya sesler bütünü.

Rakam : Sayıları göstermek için kullanılan işaretlerden her biri. Nicelik, miktar. Bu işaretlerle yazılmış sayı.

Sonra : Yoksa, aksi hâlde. Daha ileri bir zamanda, müteakiben, önce karşıtı. Daha uzak ve ileri bir yerde. Makam, sıra, değer ve önemde arkada oluşu bildiren bir söz. Arkadan gelen bölüm veya zaman.

Gelen : Bir ışık kaynağından çıkıp bir aynanın yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine düşen (ışın). Gelme işini yapan (kimse veya nesne).

Adı : Bayağı. Değersiz, kötü, sıradan, hiçbir özelliği olmayan. Aşağılık, alçak.

Bir : Eş, aynı, bir boyda. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Ancak, yalnız. Bu sayı kadar olan. Sadece. Aynı, benzer. Bir kez. Tek. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Sayıların ilki. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek.

Artık : Daha çok, daha fazla. Büyük ve tam aralıkların yarım ses artmış hâli. (a'rtık) Bundan böyle, bundan sonra. Bir şeyin harcandıktan veya kullanıldıktan sonra artan bölümü. İçildikten, yenildikten veya kullanıldıktan sonra geriye kalan.

Yedi izli kuşak : Eşlik ikiliyle birlikte üzerinde yedi iz bulunan, demek ki altılı damgalar biçiminde düğümlenmiş veriler için kullanılan mıknatıslı kuşak.

Yedi kardeş : Yedi Kardeş Burcu

Yedi kimesneler : Yedi kişi.

Yedi meşale : Başlıca amaçları içtenlik olan yedi genç sanatçının koşuklarını, düzyazılarını toplayarak 1928'de yayımladıkları yapıt. (Yazılarını birleştiren gençler: Sabri Esat Siyavuşgil, Yaşar Nabi Nayır, Muammer Lütfi, Ziya Osman Saba, Vasfi Mahir Kocatürk, Cevdet Kudret Solok, Kenan Hulusi Koray. Bunlara Yedi meşaleciler denmiştir.)

Yedi tansık : İlkçağ uygarlığının olağanüstü yedi sanat anıtı: Mısır piramitleri, Babil'de Semiramis'in asma bahçeleri, Babil kulesi, Olympia'daki Zeüs heykeli, Efes'te Artemis tapınağı, Bodrum'daki mozole, Rodos'taki dev heykel.

Yedi uyuklayan : (Glis glis), Kemiriciler (Rodentia) takımının yedi-uyuklayangiller (Gliridae) familyasından bir memeli türü. Uzunluğu 17, kuyruğu 14 cm. Karnı beyazımsıdır. Avrupada bahçe ve ormanlarda yaşar. Kış uykusuna yatar. Toplu halde göç eder.

Yedi yarıklı balık : Köpek balıkları (Selachii) takımının, altı yarıklıgiller (Hexanchidae) familyasından, 2 m kadar uzunlukta, Atlantik Okyanusu ve Akdeniz'de yaşayan bir tür. Köpek balıklarından, altı yarıklıgiller (Hexanchidae) familyasından 2 m kadar uzunlukta olabilen, Atlantik Okyanusu ve Akdeniz’de yaşayan bir tür.

Yedi yaş kaşıntısı : Sarkoptik uyuz.

Yedi-uyuklayangiller : (Gliridae, anlamdaş. Myoxiidae, Muscardinidae), (Lat. gliris = fındık faresi, Yun. myoxos = fındık faresi, Lat. muscardinus = fındık faresi), Omurgalı hayvanlardan memeliler (Mammalia) sınıfının kemiriciler (Rodentia) takımının yalın-dişliler (Simplicidentata) alt-takımının sincabımsılar (Sciuromorpha) bölümüne giren bir familyası. Bacakları kısa olur. Kuyrukları uzun ve kıllıdır. Ağaçlar üzerinde yaşarlar. Kış uykusuna yatarlar. Eski Dünyada yaşarlar. Yedi uyuklayan (Glis glis), bahçe uyuklayanı (Eliomys quercinus), fındık faresi (Muscardinus avellanarius) iyi bilinen türleridir (bk.)

Yedi-yarıklı balık : (Heptenchias cinereus), Köpek-balıkları (Selachii) takımının altıyarıklıgiller (Hexanchidae) familyasından bir balık türü. Uzunluğu 2 m. Atlantik Okyanusunda ve Akdenizde yaşar.

Diğer dillerde Yedi anlamı nedir?

İngilizce'de Yedi ne demek? : n. seven

pref. hepta, sept

v. crop, eat, ingest, dine off, dine on

Fransızca'da Yedi : sept

Almanca'da Yedi : num. sieben

Rusça'da Yedi : n. семерка (F)

num. семь, седьмой, семеро