Yerinde nedir, Yerinde ne demek

Yerinde; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

"Yerinde" ile ilgili cümleler

  • "Sıkılacak ne var, doktor onun babası yerinde." - M. Ş. Esendal
  • "Yerinde konuşmak."
  • "Binbaşı uzun boylu, ince yapılı, uzun kır bıyıklı, yaşlı ise de gücü yerinde, her işe eli yatan bir adam." - M. Ş. Esendal

İngilizce'de Yerinde ne demek? Yerinde ingilizcesi nedir?:

on site

Yerinde anlamı, tanımı:

Yerinde bulmak : Doğru olduğunu kabul etmek.

Keyfi yerinde : Neşesi, sağlığı yerinde olan (kimse), keyfi yolunda.

Yerli yerinde : Eskiden olduğu yerde. Uygun, yakışır bir biçimde, gerektiği gibi.

Yerinde duramamak : İçi içine sığmamak. sürekli kıpırdamak.

Yerinde kalmak : Başka yere gitmemek. makam veya aşama değişmemek.

Yerinde olmak : Uygun olmak. makamında bulunuyor olmak. tamam olmak, iyi durumda bulunmak.

Yerinde saymak : Yürür gibi yaparak hep aynı yerde, sürekli olarak ayağın birini kaldırıp birini basmak. ilerleyememek, gelişememek, değişememek.

Yerinde su çıkmak : Haklı bir sebep olmadan yerini bırakanlara veya bırakmak isteyenlere kınama ve engelleme amacıyla söylenen bir söz.

Yerinde yeller esmek : Artık bulunmamak, yok olmak.

Yerindelik : Yerinde olma durumu, isabet. Kamulaştırılan bir yer üzerinde, kamu çıkarının özel çıkara oranla yüksek olması.

 

Yerinden fırlamak : Oturulan yerden hızla kalkmak.

Yerinden oynamak : Yerinden ayrılmak. coşkulu, gürültülü, karışık bir zaman yaşamak.

Yerinden oynatmak : Başka yere kaldırmak, yerini değiştirmek.

Yerinden yönetim : Merkezî yönetimin bazı hak ve yetkilerinin yerel yönetimlerce kullanılması, ademimerkeziyet.

Ağır taş yerinden oynamaz : "ağırbaşlı insan kimsenin oyuncağı olmaz, onu yıpratmaya kimsenin gücü yetmez" anlamında kullanılan bir söz.

Ağzı burnu yerinde : Oldukça güzel, yakışıklı.

Anası yerinde : Anne gibi kabul edilen (kadın).

Boyu bosu yerinde : Vücudu düzgün ve uyumlu.

Cami yıkılmış ama mihrabı yerinde : "yaşlandığı hâlde güzelliği bozulmamış (kadın)" anlamında kullanılan bir söz.

Ense kulak yerinde olmak : İri yarı olmak. kelli felli olmak.

Eti budu yerinde : Şişmanca, tombul.

Gön yufka yerinden delinir : "her iş en çürük yerinden patlak verir" anlamında kullanılan bir söz.

İştahı yerinde olmak : Yemesi, içmesi ve yaşaması düzenli olmak.

Kafası yerinde olmamak : Gereği gibi düşünecek durumda olmamak.

Kalbi yerinden oynamak : Yüreği yerinden oynamak.

Kalıbı kıyafeti yerinde olmak : Görünüşü gösterişli olmak.

 

Kelle kulak yerinde : Kanlı canlı ve iri yapılı olan. gösterişli, itibarlı sayılan.

Keyfi yerinde olmak : Sağlığı, neşesi, mutluluğu bulunmak.

Sözü sohbeti yerinde : Güzel, oyalayıcı, kırmadan konuşan.

Tatlı yerinde bırakmak : Bir işi can sıkıcı bir duruma sokmadan sona erdirmek.

Yer yerinden oynamak : Bir olay toplumda büyük tedirginlik yaratmak. bir iş çok gürültülü, telaş ve heyecan içinde yapılmak.

Yerli yerinde olmak : Eskiden olduğu yerde bulunmak. uygun, yakışır olmak.

Yüreği yerinden oynamak : Birdenbire heyecanlanmak veya korkmak.

Zayıf yerinden yakalamak : Güçsüz, eksik ve yanlış bir tutum ve davranışı yüzünden zor durumda bırakmak.

Yeterli : Bir işi yapma gücünü sağlayan özel bilgisi olan, kifayetli, ehliyetli. Bir görevi, işlevi yerine getirme gücü olan, etkisi olan. Gereksinimlere cevap veren, ihtiyaçları karşılayan.

Zaman : Belirlenmiş olan an. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Dönem, devir. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Çağ, mevsim.

Uygun : Elverişli, yarar, müsait, muvafık. Orantılı, oranlı. Yakışır, yaraşır, mutabık, mütenasip.

Gerek : İcap. Gerçekleşmesi zorunlu olarak beklenen, lazım.

Biçim : Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Biçme işi. Tarz. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Yakışık alan şekil, uygun şekil.

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Duruş biçimi, konum, tavır. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

İyi : Esen, sağlıklı. Bol, çok, aşırı. Uğurlu, hayırlı, iyilik getiren. Yerinde, uygun. Öğrencinin değerlendirilmesinde kullanılan orta ile pekiyi arasındaki not. İstenilen, beğenilen, yerinde, yararlı, uygun bir biçimde. İstenilen, beğenilen nitelikleri taşıyan, beğenilecek biçimde olan, kötü karşıtı. Yeterli, yetecek miktarda olan. Doğru olan.

Yerinde bırakılma : Belli bir süre için bir göreve atanmış olan devlet büyüklerinden beğenilenlerin bir ferman ya da menşur ile yerlerinde bırakılmaları işlemi.

Yerinde görüm : Uyuşmazlık konusu bir olayın gerçeğini araştırmak için, olay yerinde (yıkılan, delinen duvar, kırılan kapı, pencere vb.) araştırma yapma, gövde üzerinde (bereleme, yaralama, adam öldürme vb.) incelemeler yapma işi.

Yerinde inceleme : Bir toplumsal konu ya da sorunun alana inerek ve doğrudan sorunun taşıyıcısı olan evrenden bilgi sağlanarak araştırılması.

Yerinde say : Yer değiştirmeden yapılan tempolu yürüyüş.

Yerinde sınırlı karsinom : Kötücül epitel tümörün hücresel özelliklerini taşımasına karşın, bazal zara invaze olmamış, komşu dokulara yayılmamış ve oluştuğu epitelde sınırlı tümör, karsinom in situ.

Yerinde verme koşulu : Alıcının malı satıcının mağazası ya da deposunda alması.

Yerinde yazım : Alanda yapılan bir gözlemde yanıtları, bağlamsal koşulları ve yanıtlara eşlik eden durumları zamanında, sıcağı sıcağına yazıma geçirme.

Yerinden : Soylu.

Yerinden düşmek : Mevkiinden ayrılmak, yerinden olmak.

Yerinden iletmek : Yerinden oynatmak, korkudan hoplatmak, harekete geçirmek.

Yerinde ile ilgili Cümleler

  • İngilizce artık dünyanın her yerinde konuşulur.
  • Yerinde olmak istemezdim.
  • Yerinde olsam aynı şeyi yaparım.
  • Yerinde olsam, aynısını yaparım.
  • Köylüler bir baraj inşaatı nedeniyle yerinden edildi.
  • Tom'un yerinde yeller esiyor.
  • Cinsel taciz iş yerinde ciddi bir sorun olabilir.
  • Yerinde olsam başarılı olabilirim.
  • Suç yerinde üç tane üniformalı polis memuru vardı.
  • Yerinde olsam, aynı şeyi yaparım.
  • Tom'un yerinde olsam ne yapmak isteyeceğimi tam olarak biliyorum.
  • Yerinde olsam başarabilirdim.
  • Yerinde olsam bir daha bu konuyu açmak gibi bir hata yapmazdım.
  • ABD'nin her yerinde köleliği yasaklamak istediler.

Diğer dillerde Yerinde anlamı nedir?

İngilizce'de Yerinde ne demek? : adj. answerable, applicable, apposite, appropriate, apropos, apt, becoming, befitting, calculated, condign, conformable, expedient, felicitous, fit, fitted, grandiloquent, in, just, legitimate, opportune, pat, pertinent, in place, pointed, proper

adv. on the premises, in one's stead

pref. pro

Fransızca'da Yerinde : convenable, expédient/e, indiqué/e, judicieux/euse, juste, pertinent/e

Almanca'da Yerinde : adj. gelungen

conj. anstatt

Rusça'da Yerinde : adj. уместный

adv. впопад