Yeti nedir, Yeti ne demek

Yeti; bir felsefe terimidir.

"Yeti" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Aklımız fikrimiz hep insanda, yetilerimizi var gücümüzle çoğaltıp onun rahatlığına çalışıyoruz." - A. Erhat

Eğitim alanındaki sözlük anlamı:

Geleneksel olarak bellek, usavurma, algılama ya da imgeleme gibi insanın doğuştan gelen zihin güçlerinden herhangi biri. a. bk. zihin yetileri.

Felsefi anlamı:

İnsanda bulunan bir şeyi yapabilme gücü (bilgi yetisi, isteme yetisi, düşünme yetisi).

Bilimsel terim anlamı:

Anlak, angı gibi üst ansal işlevselliklerin birbirinden ayrılabilen işlemleri ya da alt öğeleri.

İngilizce'de Yeti ne demek? Yeti ingilizcesi nedir?:

faculty

Yeti hakkında bilgiler

Kocaayak veya Yeti, bazılarının Himalayalar'da yaşadığına inandığı, primat-benzeri, büyük bir yaratıktır. Her ne kadar varlığına inananlar mevcut olsa da bilim adamlarının çoğu, yetinin var olduğu ihtimalinin eldeki verilere göre çok zayıf olduğunu ve bu nedenle onun efsanevi bir yaratık olduğu fikrindedir. Batı'da ona verilen isim, yeti, Tibetçe yeh-teh (transliterasyonu:gYa' dred) lafından gelmektedir ki bunun anlamı "küçük insan-benzeri hayvan"dır.

 

Ormanda yaşayan yarı insan yarı hayvan yaratıklara halk masallarında çok sık rastlanmaktadır Yüzyıllar boyunca bu yaratıkların kadim zamanlarda yaşadıkları düşünülmüştür. Bazılarıda bu yaratıkların tamamen hayal ürünü olduğunu iddia etmişlerdir.

Kocaayak adı bu dev yaratıkların bıraktıkları ayakizleri nedeniyle takılmıştır. Çoğunlukla izler beş parmaklıdır. Fakat 2,3,4 ve 6 parmaklı izler de görülmüştür.İnsan ayağına benzemektedir fakat insan ayağından çok büyüktür.Yüzlerce tanığın verdiği ifadelerden boylarının 1,80 ile 2,50 metre olduğu anlaşılmaktadır. Bulunan büyük ayak izlerinde, ayak altı geniş yağ dokusu ve kemikleri maymunlarınki ile örtüşmektedir. Bazı izlerde ise sakat veya kırılmış olan ayak izleri, ortopedik olarak incelendiğinde çoğu doktorun bile bu izlerde yapamayacağı detaylar bulunmuştur.

Yeti ile ilgili Cümleler

  • Yetişebilmek için koştum.
  • Bize yetişeceksin.
  • Yetim kalan çocuklar karşımızda ağlarken, o acıyı bir parça da olsa hissederiz.
  • Biz Arap atları yetiştiririz.
  • Burak bir hala tarafından yetiştirildi.
  • Biletler yetişkinler için 30 dolar ve 16 yaş ve altındaki çocuklar için 15 dolardır.
  • Biletler yetişkinler için 30 dolar ve 12 yaş ve altındaki çocuklar için 15 dolardır.
  • Yetişecek bir trenim var.
  • Yetimler yetimhaneye götürüldü.
  • Yetişecek bir otobüsüm var.
  • Ali uçağını yakalamak için bol zamanı olduğunu düşünüyordu ama o yalnızca ucu ucuna yetişti.
  • Biletler yetişkinler için 30 dolar ve çocuklar için 15 dolar.
  • Yetişeceğim.
  • Yetişeceğiz.

Yeti anlamı, tanımı:

 

İnsan : Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı. Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse). Âdemoğlu, âdem evladı.

Yetik : Bilgili, olgun (kimse). Yetişmiş, erişmiş, büyümüş.

Yetim : Babası ölmüş olan (çocuk), babasız.

Yetimhane : Yetim çocukların barındırıldığı, bakıldığı yer.

Yetimi okşamışlar vay sırtım demiş : Öksüzün karnına vurmuşlar (öksüzü dövmüşler) "vay arkam" demiş.

Yetimlik : Yetim olma durumu, babasızlık.

Yetingen : Kanaatkâr.

Yetingenlik : Kanaatkârlık.

Yetinme : Yetinmek durumu, kanaat, iktifa.

Yetinmek : Bir şeyi kendisi için yeter bularak daha çoğuna gerek görmemek, daha çoğunu istememek, kanaat etmek, iktifa etmek.

Yetirme : Yetirmek işi.

Yetirmek : Bitirmek, tamamlamak. Besleyip büyütmek, yetiştirmek. Yetiştirmek, idare etmek.

Yetiş : Yardım istemek için söylenen bir söz.

Yetişek : Yetişme durumu, eğitim. Program.

Yetişilme : Yetişilmek işi.

Yetişilmek : Yetişme işi yapılmak, ulaşılmak.

Yetişim : Öğretmen olabilmek için alınan mesleki eğitim derslerinin bütünü, formasyon.

Yetişkin : Evlenme çağına gelmiş (kimse). Kanunların belirttiği belli bir yaşı aşmış, toplumsal sorumluluklarını bilme durumunda olan genç. Yetişmiş, olgunlaşmış. Gelişimin herhangi bir yönünde veya tümünde duraklama düzeyine erişmiş olan. Beden, ruh ve duygu bakımlarından olgunluğa erişmiş olan (kimse).

Yetişkin eğitimi : Yetişkin kimselere yönelik eğitim ve öğretim programı.

Yetişkinlik : Yetişkin olma durumu.

Yetişme : Yetişmek işi.

Yetişmek : İş görebilecek yaşa gelmek, büyümek. Yetmek, yeter olmak, kâfi gelmek. Ulaşmak, ermek, varmak, vasıl olmak. Değmek, uzanıp dokunabilmek. Ortaya çıkmak. Vakit bulmak, yapabilmek. Eğitim görmüş olmak, öğrenmek, gelişmek. Vaktinde varmak, vaktinde bulunmak. Bir zamanda yaşamış olmak, bir zamanı veya kimseyi görmüş olmak. Üremek, büyümek, olmak. Yardım etmek, yardımına koşmak. Bir işe başlamış olanlara veya gidenlere sonradan katılmak. Vaktinde tamam olmak, bitmek, hazırlanmak, hazır olmak.

Yetişmeyesi : Öfke ile söylenen bir ilenme sözü.

Yetişmiş : Gereken niteliğe veya olgunluğa erişmiş.

Yetişmişlik : Yetişmiş olma durumu.

Yetiştirici : Üretici, müstahsil.

Yetiştiricilik : Yetiştirici olma durumu.

Yetiştirilme : Yetiştirilmek işi.

Yetiştirilmek : Eğitilmek. Yetiştirme işi yapılmak.

Yetiştirim : Bir hayvana herhangi bir amaçla birtakım alışkanlıklar ve beceriler kazandırma işi.

Yetiştirme : Yetiştirmek işi. Birinin koruyuculuğunda yetişen kimse.

Yetiştirme yurdu : Anne ve babası olmayan veya anne ve babası tarafından bırakılan, haklarında koruma kararı alınan, 7-18 yaşlarındaki çocukların barındırılıp yetiştirildiği eğitim kurumu, çocuk yuvası.

Yetiştirmek : Birini, bir şeyi gitmekte veya gitmek üzere olan bir kimse veya şeye ulaştırmak, ulaşmasını sağlamak. Söylenmemesi gereken bir şeyi birine hemen söylemek. Birini gerekli bir iş için tam zamanında bir yere götürmek. İletmek, duyurmak. Sağlayıp vermek. Eğitim, öğrenim sağlamak. Yetmesini sağlamak. Çocuğun gelişip büyümesine özen göstermek. Üretmek, büyütmek, geliştirmek. Vaktinde hazır olmasını sağlamak, tamamlamak, bitirmek. Aceleyle ulaştırmak.

Aklı yetik : Bilgili.

Ardından sapan taşı yetişmez : Bir kimsenin çok hızlı gittiğini anlatmak için kullanılan bir söz.

Art yetişim : Art alan.

Çantadan yetişmek : Bir mesleği eğitim görmeden deneyimlerle kazanmak.

Çene yetiştirmek : Konuşmayı sürdürmek.

Çocuk yetiştirmek : Çocuğu topluma yararlı bir duruma getirmek.

Harman yakarım diyen orağa yetişmemiş : "başkasına kötülük yapmayı tasarlayan kimse, kötülüğünü yapmaya fırsat bulmadan cezasını görür" anlamında kullanılan bir söz.

Kapalı yetişmek : Toplum hayatına girmeden, karışmadan yetişmek.

Kedi yetişemediği ciğere pis dermiş : "kişi, elde edemediği şeyi istemiyormuş, beğenmiyormuş gibi görünür" anlamında kullanılan bir söz.

Kul sıkışmayınca hızır yetişmez : "yardım hep en zor anda gelir" anlamında kullanılan bir söz.

Laf yetiştirmek : Birinin söylediklerine olur olmaz karşılık vermek, çene yarıştırmaya kalkmak. birinin söylediğini başkasına götürmek.

Lakırtı yetiştirmek : Bir söze karşılık vermekte gecikmemek.

Oluruyla yetinmek : Elde olanları yeterli bulmak, kanaat etmek.

Söz yetiştirmek : Laf yetiştirmek.

Meleke : Yelken makarası. Yeti. Tekrarlama sonucu kazanılan yatkınlık, alışkanlık.

Bellek : Bir bilgisayarda, programı değişmeyen verileri, yapılacak iş için gerekli olan ara sonuçları toplayan bölüm. Yaşananları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü, dağarcık, akıl, hafıza, zihin.

Vurma : Vurmak işi.

Algılama : Algılamak işi, idrak, idrak etme.

İmgeleme : İmgelemek işi, tahayyül.

Doğuş : Doğma işi.

Zihin : Canlının duygu ve davranışlar dışındaki ruhsal süreç ve etkinliklerinin bütünü. Anlayış, kavrayış. Bellek, an. Bilinç, dimağ.

Primat : Maymun.

Yeti ruhbilimi : Anlığın birbirinden bağımsız istenç, bellek, dikkat, yargı gibi birtakım özel güçlerden oluştuğunu savunan bir ruhbilim okulu. (Etmen çözümlemenin kimi yönleri, biçimsel açıdan yeti ruhbilimine benzetilebilir.)

Yetice : Tuzu fazla kaçmış.

Yetiğine varmak : Farkına varmak, aslını anlamak: İşin sonradan yetiğine vardım.

Yetih : Bilen, aşina Vakıf, agâh, haberdar; yetih olmak

Yetik olmak : Anlamak, bilmek, aslını öğrenmiş olmak.

Yetikle : Yetecek kadar.

Yetikli : Kırşehir şehrinde, Kösefakılı nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Yetiklik : Yetişmiş deve. Bir işten, durumdan bilgili olma: O soruna yetikliğin var mı? Uygun bir çevre ve eğitim olanakları sağlandığında bireyin herhangi bir alandaki gelişiminin erişebileceği son sınır.

Yetiksiz : Erken doğan çocuk.

Yetilmek : Olgunlaşmak, yeterince büyümek. Ermek, ermişlik düzeyine çıkmak. Büyümek, yetişmek, kemale ermek.

Diğer dillerde Yeti anlamı nedir?

İngilizce'de Yeti ne demek? : n. Abominable Snowman (Tibetan)

n. yeti, Abominable Snowman

n. yeti, Abominable Snowman (Tibetan)

Fransızca'da Yeti : faculté [la]

Rusça'da Yeti : n. способность (F), св`ойство (N)