Yetiştirmek nedir, Yetiştirmek ne demek

  • Birini, bir şeyi gitmekte veya gitmek üzere olan bir kimse veya şeye ulaştırmak, ulaşmasını sağlamak.
  • Aceleyle ulaştırmak.
  • İletmek, duyurmak.
  • Sağlayıp vermek.
  • Vaktinde hazır olmasını sağlamak, tamamlamak, bitirmek.
  • Yetmesini sağlamak.
  • Birini gerekli bir iş için tam zamanında bir yere götürmek.
  • Söylenmemesi gereken bir şeyi birine hemen söylemek.
  • Üretmek, büyütmek, geliştirmek.
  • Çocuğun gelişip büyümesine özen göstermek
  • Eğitim, öğrenim sağlamak.

"Yetiştirmek" ile ilgili cümle

  • "Hastayı doktora yetiştirmek."
  • "Evlerinin bahçesinde bir iki elma, erik ağacı yetiştirirler." - N. Cumalı
  • "Sigara yakmak isteyenlere kibrit yetiştirir." - H. Taner
  • "Kitabı önümüzdeki aya yetiştireceğim."
  • "Cephemiz susuz, kuru ekmek ve benzini güç yetiştiriyoruz." - F. R. Atay
  • "Hiç kalır mı? Ertesi gün valiye yetiştirdiler." - M. Ş. Esendal
  • "Munise'yi güzel ahlaklı bir kadın olarak yetiştirecektim." - R. N. Güntekin

Orta Öğretim alanındaki anlamı:

[Bakınız: üretmek]

Yetiştirmek tanımı, anlamı:

Yetiştirme : Birinin koruyuculuğunda yetişen kimse. Yetiştirmek işi.

Çene yetiştirmek : Konuşmayı sürdürmek.

Çocuk yetiştirmek : Çocuğu topluma yararlı bir duruma getirmek.

Laf yetiştirmek : Birinin söylediklerine olur olmaz karşılık vermek, çene yarıştırmaya kalkmak. birinin söylediğini başkasına götürmek.

 

Lakırtı yetiştirmek : Bir söze karşılık vermekte gecikmemek.

Söz yetiştirmek : Laf yetiştirmek.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Ulaştırmak : Ulaşmasını sağlamak.

Ulaşma : Ulaşmak işi.

Sağlamak : Elde etmek, sahip olmak. Öndeki aracın sağından ilerleyerek önüne geçmek. Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek. Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak.

Tamamlamak : Bitirmek. Eksiksiz, tamam duruma getirmek, bütünlemek.

Bitirmek : Bitmesini sağlamak, sona erdirmek, tüketmek, tamamlamak, sonuçlandırmak. Güçsüz düşürmek, bitkin duruma getirmek, yormak. Onulmaz duruma getirmek, mahvetmek.

Gerek : Gerçekleşmesi zorunlu olarak beklenen, lazım. İcap.

Üretmek : Oluşturmak, yaratmak, meydana getirmek. Aynı türden canlıları çoğaltmak. Ekonomik bir etkinlik sonucu ürün elde etmek.

Büyütmek : Yetiştirmek, bakmak. Büyük duruma getirmek, genişletmek. Abartmak, mübalağa etmek.

Geliştirmek : Gelişmesini sağlamak, gelişmesine yol açmak.

İletmek : Elektrik akımı, ısı, gaz vb.ni bir yerden başka bir yere götürmek. Götürmek, ulaştırmak, nakletmek, geçirmek.

Duyurmak : Duymasını sağlamak. İlan etmek. Sezdirmek.

 

Vermek : Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. Ayırmak, harcamak. Ödemek. Tespit etmek. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek. Hepsini herhangi bir duruma sokmak. Herhangi bir duruma yol açmak. Bitki ve ağaç, ürün üretmek. Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek. Cinsel yönden kendisini kullandırmak. Bırakmak veya bağışlamak. Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Sahip olmasını sağlamak. Dayamak. Yaymak. Satmak. Doğurmak. Kazandırmak, katmak. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek. Ondan bilmek, atfetmek. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek. Kızı, kadını biriyle evlendirmek.

Özen : Bir işin elden geldiğince iyi olmasına çabalama, özenme, itina, ihtimam.

Göstermek : Öğretmek, açıklamak. Herhangi bir biçimde değerlendirmeye yol açmak. Güzelliğini ortaya çıkarmak, temsil etmek. Sert bir biçimde karşılık vermek. Yapmasını söylemek, görevlendirmek. Belirtmek, anlatmak. Kanıtla inandırmak. Görülmesini sağlamak, görmesine yol açmak. Bir şeyin etkisi altında tutulmak. Etmek. Birini veya bir şeyi işaretle belirtmek. Görünmek, benzemek.

Eğitim : Çocukların ve gençlerin toplum yaşayışında yerlerini almaları için gerekli bilgi, beceri ve anlayışları elde etmelerine, kişiliklerini geliştirmelerine okul içinde veya dışında, doğrudan veya dolaylı yardım etme, terbiye. Eğitim bilimi.

Öğrenim : Herhangi bir meslek, sanat veya iş için gerekli bilgi, beceri ve alışkanlıkların elde edilmesi amacıyla yapılmış olan çalışma, tahsil.

Yetiştirmek ile ilgili Cümleler

  • Bu, çocuk yetiştirmek için böylesine harika bir yer olurdu.
  • Özgür bireyler yetiştirmekle ahlaksızlığı birbirine karıştırmamalısınız.
  • Bu, çocukları yetiştirmek için iyi bir yer olurdu.
  • Sebzeler yetiştirmek için bu alanı kullanabilir miyim?
  • Kendini yetiştirmek için çok çaba sarfetmiş olmalısın yoksa bu kadar aşağılık olmak kolay değil.
  • Kendimi yetiştirmekte sıkıntı yaşadım.
  • Bir çocuk yetiştirmek büyük bir iştir.

Diğer dillerde Yetiştirmek anlamı nedir?

İngilizce'de Yetiştirmek ne demek? : v. breed, bring up, coach, cradle, cultivate, discipline, educate, farm, groom, grow, nurture, produce, raise, rear, rush, school, train, turn out

Fransızca'da Yetiştirmek : faire atteindre, faire rattraper, faire parvenir, faire suffire, élever, éduquer, cultiver, exercer, instruire, nourrir, produire

Almanca'da Yetiştirmek : v. anbauen, anpflanzen, erziehen, gewinnen, großziehen, heranbilden, heranziehen, nachbringen

Rusça'da Yetiştirmek : v. доставлять, доставать, сообщать, воспитывать, пестовать, растить, выхаживать, выращивать, разводить, выводить, возделывать, подготавливать, поставлять, успевать, доставить, достать, сообщить, воспитать, вырастить, вывести, возделать, подготовить, поставить, успеть