Yumuşatmak nedir, Yumuşatmak ne demek

  • Sertliğini gidermek, yumuşak duruma getirmek.
  • Kabalığını, katılığını, sertliğini veya acımasızlığını ortadan kaldıracak duruma getirmek

"Yumuşatmak" ile ilgili cümle

  • "Karşıma geçip beni yumuşatınca razı olup susuyordum." - S. M. Alus

Yumuşatmak anlamı, kısaca tanımı:

Yumuşatma : Yoğun alıştırmalardan sonra bir kası hiçbir gerginlik veya kasılma bırakmadan dinlendirme. Yumuşatmak işi veya durumu.

Sert : Gönül kırıcı, katı, ters. Kolay dayanılmayan, zor katlanılan, etkili, yumuşak karşıtı. Ciğerlerden gelen havanın ağız boşluğundaki tam kapalı veya yarı kapalı engellere çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimsiz, süreksiz, ötümsüz, tonsuz, sedasız. Güçlü kuvvetli. Sarsıcı niteliği olan, çarpıcı, keskin, hafif karşıtı. Titizlikle uygulanan, sıkı. Çizilmesi, kırılması, buruşması, kesilmesi veya çiğnenmesi güç olan, pek, katı, yumuşak karşıtı. Hırçın, öfkeli, hiddetli. Gönül kırıcı, katı, ters bir biçimde. Esnekliği az olan, kolayca eğilip bükülmeyen. Bağışlaması, hoşgörüsü olmayan.

Gidermek : Ortadan kaldırmak, yok etmek. Dindirmek.

Yumuşak : Kolaylıkla bükülen, buruşmayan, sert karşıtı. Kaba, hırçın, sert olmayan, kolay yola gelen, uysal. Dokunulduğunda veya üzerine basıldığında çukurlaşan, eski biçimini kaybeden, katı karşıtı. Ilıman (iklim), sert karşıtı. Kolaylıkla işlenebilen. Kolay çiğnenen, kolay kesilen. Sessiz, hafif. Ciğerlerden gelen havanın ses yolundaki sivrilmiş ve gerilmiş kapalı bir engele çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimli, sürekli, ötümlü, tonlu, sedalı. Dokunulduğunda hoş bir duygu uyandıran. Okşayıcı, tatlı, hoş.

 

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Duruş biçimi, konum, tavır.

Getirmek : Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. İletmek, bildirmek. Gelmesini sağlamak. Bir makama atamak veya seçmek. Sebep olmak, ortaya çıkarmak. Erişmek veya eriştiğini sanmak. Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak. Sağlamak. İleri sürmek.

Acıma : Acımak durumu. Başka bir kimsenin veya canlının mutsuzluğuna karşı duyulan üzüntü, merhamet.

Orta : Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri. Yeniçeri Ocağında tabur. İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. Ne uzun ne kısa, midi. Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer. Ne büyük ne küçük, midi. Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş. Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece. İyi ile kötü arasındaki durum. Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm. Çankırı iline bağlı ilçelerden biri. Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen. Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre. Orantı. Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan.

 

Diğer dillerde Yumuşatmak anlamı nedir?

İngilizce'de Yumuşatmak ne demek? : v. attemper, unbend, chasten, dulcify, limber up, loosen, mellow, melt, moderate, mollify, mute, relax, season, shake up, smooth, soft pedal, soften, supple, tame, unman

Fransızca'da Yumuşatmak : amollir, adoucir, ramollir, assouplir, attendrir, édulcorer, lénifier, mitiger

Almanca'da Yumuşatmak : v. abschleifen, aufweichen, besänftigen, erweichen, lindern, mildern, temperieren, weich machen

Rusça'da Yumuşatmak : v. смягчать, размягчать, оттаивать, разрыхлять, сглаживать, палатализовать, смягчить, оттаять, сгладить