Yurt nedir, Yurt ne demek

  • Bir halkın üzerinde yaşadığı, kültürünü oluşturduğu toprak parçası, vatan.
  • Diyar.
  • Yörüklerin yazın veya kışın oturdukları yer.
  • Bir şeyin ilk veya çok yetiştirildiği yer, vatan.
  • Memleket
  • Sahip olunan arazi, emlak.
  • Göçebe Türklerin oturduğu çadır.
  • Öğrencilerin kaldığı, barındığı yer.
  • Bakıma ve barınmaya muhtaç bir grup insanın oturduğu, yetiştirildiği veya bakıldığı kurum.

"Yurt" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Güçsüzler yurdu."
  • "Bu köy pehlivanlar yurdudur."
  • "Türk yurduna Türkiye denir."
  • "Gerideki yurdunu on beş günden fazla boş bırakmak istemez." - F. R. Atay
  • "Öğrencilerin bir bölümü, ilk yılı yurtta geçirse bile ikinci yıldan başlayarak eve çıkmayı yeğler." - A. Cemal

Yerel Türkçe anlamı:

Ev, bark.

Yoğurt.

Toplu yerleşme yeri.

İğne deliği.

Çadır, ev, göçebelerin konduğu yer

Yörüklerin yazın ya da kışın oturdukları yer: Yaz yurduna göçtük.

Yayla evinin çevresi.

Yoğurt.

Sosyoloji'deki anlamı:

Bir halkın yüzyıllar boyunca içinde yaşayıp ekinini oluşturduğu vé bu yolla bayındır kıldığı toprak parçası.

Jeoloji ve yer bilimleri alanındaki anlamı:

Bir bitki ya da hayvanın çöl, deniz kıyısı ve benzeri gibi doğal olarak yaşadığı ve geliştiği yer.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

 

[Bakınız: yurd]

Diğer sözlük anlamları:

Oturulan yer, mesken, memleket.

Yurt isminin anlamı, Yurt ne demek:

Erkek ismi olarak; Oturulan yer, ev. Ülke, vatan memleket. Kız ismi olarak; Oturulan yer, ev. Ülke, vatan memleket.

Bilimsel terim anlamı:

Orta Asya'da göçebe yaşamı süren toplumların keçeden yapılma çadırları.

İngilizce'de Yurt ne demek? Yurt ingilizcesi nedir?:

fatherland, habitat

Almanca'da Yurt ne demek?:

jurte, hauszelt

Yurt kısaca anlamı, tanımı:

Yurt edinmek : Bir yeri kendisine, ailesine yurt olarak kabul etmek, vatan tutmak.

Yurt bilgisi : Yurttaşlık bilgisi.

Yurt dışı : Yurt sınırları dışında olan. Yurt sınırları dışındaki her yer.

Yurt içi : Yurt sınırları içinde olan. Yurt sınırları içindeki her yer.

Yurt özlemi : Yurttan ayrı kalındığında duyulan özlem, sıla özlemi, daüssıla.

Yurtsever : Yurdunu, milletini büyük bir tutku ile seven, bu uğurda her türlü özveriye katlanan (kimse), vatansever, vatanperver.

Ana yurt : İlk yurt edinilen yer, ana vatan.

Yer yurt : Oturulan, yaşanılan yer.

Baba yurdu : Baba ocağı.

Bakım yurdu : Düşkünlerevi.

Biçki dikiş yurdu : Halka açık terzilik mesleğini öğretme ve uygulama yeri, biçki yurdu.

Biçki yurdu : Biçki dikiş yurdu.

Düşkünler yurdu : Düşkünlerevi.

 

Öğrenci yurdu : Öğrencilerin barınmalarını, beslenmelerini ve çalışmalarını kolayca karşılayabilmeleri için özel olarak yapılmış yer veya bina.

Sağlık yurdu : Şehirlerde veya büyük merkezlerde hastalara bakmak için açılan kuruluş, darüşşifa.

Yaşlılar yurdu : Huzurevi.

Yetiştirme yurdu : Anne ve babası olmayan veya anne ve babası tarafından bırakılan, haklarında koruma kararı alınan, 7-18 yaşlarındaki çocukların barındırılıp yetiştirildiği eğitim kurumu, çocuk yuvası.

Yurtlandırma : Yurtlandırmak işi, iskân.

Yurtlandırmak : Bir kimseye veya bir topluluğa yurt sağlamak, iskân etmek.

Yurtlanma : Yurtlanmak işi, iskân.

Yurtlanmak : Bir yeri yurt edinmek, yurt sahibi olmak.

Yurtluk : Bir yerin gelirinin bir kimseye yalnız ölünceye kadar kullanılması şartıyla ayrılması yöntemi. Malikâne.

Yurtsal : Yurtla ilgili, vatani.

Yurtsama : Yurtsamak işi.

Yurtsamak : Yurt özlemi çekmek.

Yurtseverlik : Yurtsevere yakışır davranış, vatanseverlik, vatanperverlik. Yurtsever olma durumu, vatanseverlik.

Yurtsuz : Yurdu olmayan (kimse). Kalacak, barınacak yeri olmayan (kimse).

Yurtsuzluk : Yurtsuz olma durumu.

Yurttaş : Yurtları veya yurt duyguları bir olanlardan her biri, vatandaş.

Yurttaşlık : Yurttaş olma, bir yurtta doğup büyüme veya yaşamış olma durumu, vatandaşlık.

Yurttaşlık bilgisi : Devlet ve hükûmet kuruluşlarını, yurttaşlık ödev ve haklarını kapsayan bilgi, yurt bilgisi.

Yersiz yurtsuz : Barınacak yeri olmayan.

Yersiz yurtsuz kalmak : Bütün varlığını yitirip çok zor durumda olmak. barınacak bir yeri bulunmamak, oturacak yeri olmamak.

Halk : Yaratma. Bir ülkedeki yurttaşların bütünü, kamu. Aynı soydan gelen, ayrı ülkelerin uyruğu olarak yaşayan insan topluluğu. Aynı ülkede yaşayan, aynı kültür özelliklerine sahip olan, aynı uyruktaki insan topluluğu, folk. Belli bir bölgede veya çevrede yaşayanların bütünü, ahali. Bir ülke içerisinde yaşayan değişik soylardan insan topluluklarının her biri.

Kültür : Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü, hars, ekin. Tarım. Bir topluma veya halk topluluğuna özgü düşünce ve sanat eserlerinin bütünü. Bireyin kazandığı bilgi. Uygun biyolojik şartlarda bir mikrop türünü üretme. Muhakeme, zevk ve eleştirme yeteneklerinin öğrenim ve yaşantılar yoluyla geliştirilmiş olan biçimi.

Toprak : Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. Ülke. Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış. Memleketli. Kara. Arazi, tarla.

Parça : Müzik eseri. Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey. Pasaj. Nesne. Güzel, alımlı kız veya kadın. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Tane.

Vatan : Yurt.

Memleket : Bir kimsenin doğup büyüdüğü yer, şehir, yurt. Bir devletin egemenliği altında bulunan toprakların bütünü, ülke. İklim ve üretim bakımından ele alınan bölge.

Bakım : Birinin beslenme, giyinme vb. gereksinimlerini üstlenme ve sağlama işi. Bakma işi. Bir şeyin iyi gelişmesi, iyi bir durumda kalması için verilen emek.

Göçebe : Değişik şartlara bağlı olarak belli bir yöre içinde çadır, hayvan ve öteki araçlarla yer değiştiren, yerleşik olmayan (kimse veya topluluk), göçer, göçkün. Mevsimlere göre ülke veya yer değiştiren (hayvan).

Çadır : Gölgelik olarak kullanılan tente veya şemsiye. Keçe, deri, kıl dokuma, sık dokunmuş kalın bez veya plastik maddelerden yapılarak direklerle tutturulan, taşınabilir barınak, çerge, oba, otağ.

Yer : Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Ülke. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. Gezinilen, ayakla basılan taban. Durum, konum. Önem. İz. Görev, makam. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Yerküre. Ekime elverişli toprak parçası, arazi. Durum, konum, vaziyet.

Diyar : Ülke. Dünya. Bazı nitelik veya değerleri taşıyanların çok bulunduğu yer, yurt.

Sahip : Herhangi bir şey üstünde mülkiyeti olan, onu yasaya uygun bir biçimde dilediği gibi kullanabilen kimse, iye, malik. Bir iş yapmış, üstlenmiş veya bir eser ortaya koymuş kimse. Herhangi bir niteliği olan kimse, ehil. Koruyan, arka çıkan, gözeten kimse.

Arazi : Yeryüzü parçası, yerey, toprak. Yer.

Emlak : Ev, arsa, bahçe vb. taşınamayan mal ve mülklerin ortak adı, taşınmazlar, gayrimenkul.

Yurt dutmak : Bir yere yerleşip kalmak.

Yurt edinmek : bir yeri kendisine, ailesine yurt olarak kabul etmek, vatan tutmak.

Yurt görevleri yardımlarında ayrıcalık : Vergi ödeme yükümlülüğü ile bağımlı tutulmayan ve yasasında ayrıntıları ile belirtilen yurt savunma ve görevleri karşılığında kişilerle geride kalan yetimlerine yapılan çeşitli ayrıcalıklı ödemeler.

Yurt tutmak : Yerleşmek, mesken tutmak Mesken edinmek, tavattun etmek.

Yurt yiri : Yarar sağlanan yer, çıkar kapısı.

Yurt yönetimi : siyâset.

Yurt yönetimine ilişkin : siyâsî.

Yurtal : 3. Bir erkek ismi olarak anlamı; bk. Yurdal

Yurtalan : Tokat şehrinde, Doğanyurt bucağına bağlı bir yer.

Yurtbağı : Gaziantep şehrinde, Karkamış belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Yurt ile ilgili Cümleler

  • Yurt dışına gitmek ister misin?
  • Mütevelli Yönetim kurulu yurt dışı holdingleri görevden almak için oy kullandı.
  • Yurt dışı şubeleri seçkin ürünleri dışarı çıkarıyor.
  • Şu ana kadar yurt dışından ilk defa bir paket aldık.
  • Yurt dışına gitmek için para biriktiriyor.
  • Ali senin yurt dışında okumak istediğini söyledi.
  • Yurt dışına çıkan Japon sayısı yıldan yıla artmaktadır.
  • Yurt dışına gidersem, Fransa'ya giderim.
  • Onlar yurt dışına gitmek için hazırlandılar.
  • Yurt dışına çıkmak istiyorum.
  • O hava yoluyla yurt dışına gitme hakkındaki fikrini değiştirdi.
  • Ürünlerimiz yurtdışında iyi satar.
  • Yurt dışına bazen yalnız seyahat ederdim.
  • Hayalim yurt dışında eğitim almak.

Diğer dillerde Yurt anlamı nedir?

İngilizce'de Yurt ne demek? : n. rounded building characteristic of the Mongols and the Turks of central Asia

n. yurt, rounded building characteristic of the Mongols and the Turks of central Asia

n. dig, diggings, digs, dorm, dormitory, hall, hall of residence, home, hostel, youth hostel, house

Fransızca'da Yurt : pays [le], patrie [la], foyer [le], habitat [le]

Almanca'da Yurt : n. Asyl, Heim, Heimat, Inland, Obdach, Wohnheim, Zuhause

Rusça'da Yurt : n. страна (F), край (M), родина (F), отчизна (F), жилище (N), общежитие (N)